şükela:  tümü | bugün
231 entry daha
  • light years ile 2000’de başlayan “yeni” kylie döneminin kanımca en zayıf işi. 2007 ve 2008 zaten popüler müzik adına tuhaf dönemler, pop ve r&b’nin iyiden iyiye elektronik müziğe teslim olduğu, crossover döneminin önemini iyice yitirdiği, zira türler arası keskin çizgilerin iyice belirsizleştiği ve 1980’lerin başını andıran bir kafa karışıklığı yaşanan bir dönem. aklınıza gelebilecek herkesin beklenen geri dönüşü için albüm telaşına girdiği bir süreç ayrıca 2007 sonbaharından başlayıp 2008 yazına uzanan süre. bu bakımdan meme kanserini atlatan ve şanlı küllerinden doğuş öyküsünü ağız tadıyla tamamlayamadan yarım bırakmak zorunda kalan kylie minogue yolu en merakla gözlenen isimlerin başında geliyordu.

    dört sene öncesinde body language ile electroclash ve funk sularına giren kylie’nin pop prensesi olarak dönemin genel geçer elektronica akımına bolca bulanacağı beklenen bir hamle olsa da albüm öncesinde gelen ilk single 2 hearts’ın alternatif yapısı ile kendisinden spinning around, can’t get you out of my head ya da slow bekleyenleri bir hayli şaşırttı kylie. bu bakımdan bu şarkının albümün ilk single’ı olarak başarısız bir seçim olduğunu düşünüyorum, zira hem feci sıradan, hem de albümün genel tarzını yansıtmayacak kadar istisna bir kayıt. “x” bünyesinde ‘2 hearts’ ile aynı kulvarda gidebilecek bir tek stars isimli güzel şarkı var.

    peki gerisi? 2007 model yarı elektronik yarı pop parçalardan oluşan son derece sudan bir karışım. albümleri yapımcılık bakımından her zaman harikalar yaratan kylie’nin bu bakımdan diskografisindeki belki de en tatsız ve sönük çalışma bu. şarkıların altyapısı, düzenlemeleri ve vokal tekniği o kadar basit ve sıradan ki, bir b-side toplaması olsa belki biraz iş görür ama anlı şanlı bir geri dönüş oluşturmaktan ne yazık ki çok uzakta. heart beat rock, no more rain, nu-di-ty, hatta ikinci single olarak çıkan wow bile çocuk şarkısı gibiler. speakerphone britney’nin blackout albümüne alınmayıp kylie’ye itelenmiş gibi tınlıyor. klibinde kullanılan remiksi the one‘ı kurtarmış belki ama peki ya cosmic‘i nereye koyacağız? bari balad olarak daha organik bir düzenlemede kalsaydı da biraz bir şeye benzeseydi. like a drug, albüme farklı bir soluk aldıran ve bana janet jackson’ın hakkı yenmiş albümü damita jo‘yu andıran all i see ile albümün az sayıda iyi şarkılarından stars ve in my arms ise yeterli kalmıyor ne yazık ki. geriye bir tek sensitized kaldı, onu da iyiler arasında sayalım hadi, klasik kylie gibi tınlamasının hatrına.

    kylie bu dönemde ülkemize de uğrayan harika turnesi kyliex2008 ve bir sonraki albümü aphrodite ile durumu toparlasa da artık listelerin tozunu attırdığı dönemlerin kaçınılmaz sonuna bu albüm ile belki de beklenenden erken girmiş oldu. hiçbir albümünü tamamen kötü bulamadığım tek şarkıcı olarak kraliçemin yakın dönemden bana en “olmamış” gelen albümü “x” oldu şimdiye dek. birkaç şarkısı ve kendisine olan onulmaz sevgim uyarınca yine “öğğ” diyemedim, evliyim ama seviyorum napıyim.
3 entry daha