şükela:  tümü | bugün
  • şimdi buradaki x nesnesi; anne olur, baba olur, kardeş, koca olur ama kaide değişmez. bu sözü etmekten imtina etmeyen şarkıcılar, oyuncular mesleklerine duydukları aşkı yüceltmek için genelde bu tanımı kullanırlar. e iyi bok yedin o zaman ne diyeyim. sikmişim oyununu, şarkını, meslek aşkını arkadaş. hayır yani bu nasıl bir yüceltmedir, nasıl bir takdir duygusu arayışıdır anlamadım ki. seni doğuran, büyüten, belki de bu dünyada en değer verdiğin insanın iki saat önce ölüm haberi gelmiş, sen sahneye çıkıp milletin sikine taşağına hizmet ediyorsun.

    o akşam da sahneye çıkma be çıkma. organizasyon iptal olsun, seni izlemeye, dinlemeye gelen seyirci biraz mağdur olsun ne var? seyirciye "iki saat önce bilmem nesi öldü o yüzden program iptal oldu" dense isyan mı çıkacak amına koyim? böyle istisnai bir durumda hayatın akışı durur, şayet o kişiye değer veriyorsan gerisi boştur nazarımda. "seyirciye saygımdan dolayı, sanata olan şevkimden dolayı, kültüre duyduğum şehvetten dolayı" diye arkada sevdiğin cesedi bırakılır sahneye çıkılıp rol yapılır mı, şarkı söylenir mi arkadaş?

    hani şöyle bir durum vardır onu da anlarım. bu şöhret kişisi en yakınını kaybettiği gün gider mesleğini icra eder ama durumu kimseye çaktırmaz. aradan yıllar geçer, bir sohbet programında bir tanıdığı, iş arkadaşı bu hatırayı dile getirir o zaman söyleyecek sözüm yok. şöyle hafiften bir küfrederim yine, ayıp değil mi lan rahmetliye der es geçerim ama şahsın bizzat kendi ağzıyla bu durumu dile getirmesi ve buğulu gözlerle ekrana bakıp "bakın bakın ben ne denli büyük bir sanatçıyım, dayımın oğlu transitin altında kaldı ben yine de sahneye çıktım sizi eğlendirdim" hezeyanından kendine pay çıkarmaya çalışması çok gücüme gidiyor. lan oğlum sevdiğin bir insan öldü lan? ne sahnesi, ne mesleği, ne aşkı? ben böyle aşkın ızdırabını mıncıklayayım...

    ha bu arada unutmadan...
    bu ünlülerin dravdan meslek aşkından etkilenip sağda solda "bizim sirkteki tanju'nun abisini traktör ezmiş ama o yine de sahneye çıkıp aslanın götüne kafasını sokmuş, alkış kıyamet kopmuş lan helal olsun herife" öykülerini anlatanların da ağzına damperli kamyon girsin amına koyim başka da bir şey demiyorum...
  • sanki sahneye çıkmak deli bir saygı içeriyormuşçasına, yaptığı iş hasta kurtarmak gibi bişeymişçesine, saçma bir triptir "kayınçom öldü aynı ak$am sahneye çıktım" efekti.

    ama demek lazım tabi, aldığın parayı geri vermek/verilecek parayı kaybetmemek olmasın bu sakın? o sevdiğini o paraya satıyor olmayasın sakın.
    böyle de saçmalarım ama hakkaten saçmadır bu tripler yahu.
    benim de dedem öldü ama yine de sınava girdim. hava mı atayım bunla, göklere mi yükseleyim.
  • - başınız sağolsun efendim bu akşam konserin iptali bekleniyordu neler söyleyeceksiniz.
    - teşekkürler. babam öldü ama sahneye çıkmak zorundaydım. ben profesyonelim.
    - bu akşam ki sahne kıyafetiniz alışılmışın dışındaydı babanızla bi alakası var mı ?
    - evet
    - voo (etkilenme efekti)
    - nasıl bir alaka efendim ?
    - kendisi ölmeden önce devamlı "kızım bi konserinden sonra da magazin programlarında götünü görmiyim ya gözüm açık gidecek yemin ediyorum" derdi. bunu onu izletmeyi başaramadım. ama biliyorum ki o beni izliyor şu anda buradan sesleniyorum "baba götüm sağlamda !"
    - ühühühü
  • bir de bunun benzeri x öldüğü zaman bile bu kadar ağlamamıştım tribi vardır. fecidir gerçekten. o x'in ailevi yakınlığı arttıkça söylenen sözün etkisinin artacağı zannedilir. ve ne hikmettir ki mukayese edilen iki üzüntülü olay arasında genelde derin bir uçurum olur. "abi dün bizim takım nasıl yedi o golü ya, ulan valla kaynımın oğlu intihar edip öldüğünde böyle ağlamamıştım" örneğinde de görülebileceği üzere, mukayese hayvanımız hadisenin anasını sikip atmıştır. basit bir futbol karşılaşması sonrası duyduğu üzüntüyü, akrabasının feci ölümünden daha yaralayıcı bulmuştur. ben bu herifin kaynının yerinde olsam cibiliyetini sikerdim valla. hakkaten bak. yeminlen...
  • “babam öldü ama hala sahneye çıkarım yavşaklığına asla inanmam. önce insandır önemli olan, oyun değil. ben babam ölürse sahneye filan çıkmam, kıçımı yesin herkes. bu kadar içini yakan bir şey varken ‘çok üzgünüz ama show must go on’ demek, bırakın bu işleri yani. rolümden etkilendim diyen aktör iki şeydir; ya yalancıdır ya ruh hastası. hemen tedavi olması lazım. oyunculukla ilgili her şeyi o efsane sanılan detaylardan ayırmak gerekli. oyuncular, ustalık sahibi olmadan efsane sahibi olmaya çok meraklıdır. işini iyi yap, efsaneleri unut. artık sinema ve televizyon gibi araçlar sayesinde kimin nasıl oynadığını herkes görebiliyor. eskilerden ‘çook iyi oyuncu’ olarak hatırlanan birçok oyuncunun aslında çok kötü oyuncular olduğuna eminim. oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle...”

    haluk bilginer
  • zalgiris kaunas antrenörü jasikevicius’tan benzer bir olaya hoş bir cevap gelmiştir.

    (bkz: baba olunca anlarsın)