şükela:  tümü | bugün
  • y kuşağını, 1980-1995 yılları arasında doğan, çoğu zaman şımarıklık, kendini olduğundan büyük/önemli görme, tüketim çılgınlığı gibi yönleriyle eleştirilen ama bir yandan da kendinden önceki nesillerden daha fazla sorguladığı, daha iyi iletişim kurduğu ve eylemlerinde daha çok anlam/değer göz ettiği bilinen nesil olarak tanımlayabiliriz(m).

    y kuşağını diğerlerinden ayıran bir diğer özellikleri de sık sık iş değiştirmeleri. bununla ilgili araştırmalar, yazılar, çiziler ve hepsinden daha güvenilir olarak gözlemlerim mevcut. yalnız, sık sık iş değiştirme davranışının kuşağın biraz daha dar bir kısmında hakim olduğunu söyleyebiliriz. 1980 değil de, 1987 ve sonrası*için yapalım bu genellemeyi.

    deloitte'un araştırmasına göre, türkiye'deki y kuşağı gençlerinin %54'ü iki yıl içinde mevcut işlerinden ayrılacağını düşünüyormuş. benim gözlemlerime gelecek olursak, tanıdığım y kuşağı gençlerinin %100'ü iki yıl dolmadan ilk işlerinden, tanıdığım ve ikinci işinde çalışmış olan y kuşağı gençlerinin de %75'i iki yıl dolmadan ikinci işlerinden ayrıldı. hadi kendimi de örnek vereyim; 8 ay içinde ilk işimden ayrıldım, ikinci işimde de iki yıl boyunca kalmayı planlamıyorum.

    bir üst kuşağa bakıyorum; önceki iş yerimde müdürüm 25 senedir aynı iş yerinde çalışıyordu. ilk ve tek işi orası. koşullarından ne kadar memnun olursam olayım, 25 sene aynı iş yerinde çalıştığımı hayal bile edemiyorum ben mesela. tabi sekiz ayda da işten ayrılmak istemezdim ama 25 yılı geçtim, 7-8 yıl aynı yerde çalışmak bile bana çok uzak geliyor. ki bunu söylerken tüm koşullardan memnun olduğumu varsayarak söylüyorum.

    tabi bu sık iş değiştirmelerin bir sürü nedeni var. yine ultra güvenilir gözlemlerime göre bu nedenlerden birkaçına göz atalım:

    - erken iş değiştirme vakalarının neredeyse %70'i yöneticilerden kaynaklanıyor. ve buna sebep olan yöneticilerin de %90'ı x kuşağından. y kuşağı 'yöneticidir, yapar.' gibi bir düşünceye sahip değil. yani, (muhtemelen) önceki nesillerin sineye çektiği, hiyerarşide olduğu basamağa reva veya yöneticisinin olduğu basamağa hak gördüğü yönetici davranışlarına y kuşağı tahammül etmek istemiyor.

    - erken iş değiştirme vakalarının hemen hemen %10'u farklı bir alana geçme isteğinden kaynaklanıyor. y kuşağı ilk seferde aradığını/istediğini bulamıyor. deniyor, yanılıyor. aslında, bu yalnızca y kuşağına mahsus bir durum değil. ilk işinizde tam aradığınız işi bulmanız gerçekten büyük şans. y kuşağının ayrıldığı nokta, aradığını bulamaması değil, bulamadığını anladığında aramaya devam etmesi oluyor. önceki nesiller daha maddi kazanç odaklı değerlendirseler de, y kuşağı işinde mutlu olmak istiyor. bunun için de istediği işi yapması gerekiyor. üstelik, önceki nesillerden ayrıldığı diğer bir nokta da istediği iş konusunda daha spesifik alanlara yönelmesi. hal böyle olunca bulması da zor oluyor. y kuşağına yine yol görünüyor.

    - erken iş değiştirme vakalarının kalan %20'lik kısmını da, görünen haliyle y kuşağı memnuniyetsizliğine, (bana göre) asıl haliyle ise yıkılan hayallere bağlıyorum. öğrenci y kuşağının iş dünyasına dair fazla iyimser beklentileri var. mutlu çalışanlar, eğlenceli bir iş ortamı, şahane sonuçlar veren işler... gel gelelim, mezun y kuşağı işe girdiğinde karşısında gördüğü manzara hiç de bu olmuyor. sürekli gergin çalışma ortamı, birbiriyle yarışan (yarıştırılan) çalışma arkadaşları, neyin tribinde olduğu bir türlü anlamlandırılamayan (kadın/erkek) menapozlu yöneticiler, yapılan işlerin bir türlü sonuçlanamaması, geliştirilen fikirlerin önüne binbir engel çıkarılıp rafa kaldırılması, geliştirilen fikirlerin engeller nedeniyle rafa kaldırıldığı düşünülürken kimi çakallar tarafından çalındığının ve hayata geçirildiğinin anlaşılması... vs vs. y kuşağının iş hayatıyla ilgili tüm hayalleri suya düşüyor. o büyük, global firmaların bile aslında ne kadar aptal insanlarla dolu olduğunu, en ufak bir işi sonuçlandırmanın bile ne kadar zaman aldığını ve zor olduğunu, herkesin birbiri üzerinde üstünlük kurmaya çalıştığını, yöneticilerin egolarını ve komplekslerini gördükçe motivasyon namına bir şey kalmıyor. peki y kuşağı ne yapıyor? yine iş değiştiriyor. ama bir sonraki işinde de aynılarını gördüğünden, bu sebebin aynı kişi üzerindeki etkisi giderek azalıyor. şanslı olanlar kendi işlerini kurarken, şanssız demeyelim ama çilesi henüz dolmayanlar da tahammül yeteneklerini geliştirerek yollarına devam ediyor.

    - son olarak bir de aynı yerde uzun süre çalışmak istememenin sebebine bakalım. y kuşağına göre bir iş yerinde 5 yıldan uzun süre çalışmak kendi gelişimini yavaşlatan bir davranış. bunun yerine yeni yerlerde olmak, farklı işlerde çalışmak hem daha dinamik ve eğlenceli hem de daha geliştirici bir seçenek olarak görülüyor. beş yıl sonunda artık işinin ona katacaklarının sonuna geleceğini, rutinleşeceğini ve keyif almayacağını düşünüyor.

    böyleyken böyle. özellikle anne-babalara şımarıklık gibi görünse de, işin aslı y kuşağı daha kaliteli ve mutlu bir yaşam için yapıyor bunu. bulabiliyor mu daha kaliteli ve mutlu yaşamı getirecek bir iş yeri? çoğu zaman hayır. ama öğrenene kadar o istifayı verecek. ellemeyin, çok uzun sürmüyor zaten. y kuşağının bir özelliği de çabuk öğrenmesi.

    *deloitte'un bahsi geçen araştırması: http://www2.deloitte.com/…/millennialsurvey-tr.html
  • ben de bunu yapanlardanım sanırım. ilk işimde 20 ay, ikinci işimde 6 ay, 3. işimde 4 yıl çalıştım. ilkinden evlilik nedeniyle mecburen ayrılmıştim ama 2.sinden ayrılışım tamamen y kuşağı mantığıydı. baktım ki burada ne köy olucam, ne kasaba, bıraktim cok beklemeden. sonraki işim fena degildi ama doğum nedeniyle ayrildim ordan da. bundan sonrakinde ne kadar dururum bilmiyorum ama bir y kuşağı mensubu olarak imkan varsa 5 yılda bir değişikligin iyi olacağını düşünüyorum. ama bu değişiklik belli bir yaştan sonra bir alanda uzmanlaşmış olarak farkli bir yerde daha üst pozisyona geçiş şeklinde olmalı. farkli alanda iş aramak yaş gecince zor ve anlamsız olur zaten.
  • farkındalığın artmasıyla da ilgilidir. düşünsene seninle aynı işi yapan ama daha iyi şartlarda çalışan, daha yüksek maaş alan ve iş tatmini çok daha yüksek insanları görüyorsun ve ertesi gün ne kadar mesai yapacağını bilmediğin işine gidiyorsun. bu şekilde fiziki olarak pil bitmese bile psikolojik olarak yıpranıyorsun.

    tabii bu bahsettiğimiz ve y kuşağından olan insanlar bu iş değiştirme olayını zorunluluktan yapmıyorsa, ekonomik anlamda daha rahat kesimden olması lazım. yani sürekli olarak bir gelire ihtiyacın var ve bir ayı bile boş geçirecek riski alamayacak durumdaysan (ki türkiye şartlarında çok normal böyle olması) o kadar kolay olmaz bu dediklerim.

    bir kaç ay önce iş bulmadan istifa etmiş biri olarak (ki ilk 2-3 ay iş aramadan geçirdim) pişman değilim ama yeni başlayacağım iş eskisinden (çalışma şartları anlamında) daha iyi olacak mı bilemiyorum mesela (zira 2 haftadır iş arama sürecindeyim ve henüz bulamadım). fakat sorarsanız kesinlikle pişman da değilim. insanın aslında ne kadar zamanı olduğunu, iş dışında dışarıda başka bir hayat olduğunu da bu şekilde tekrar görmüş oldum.

    tabii en acı olanı ise avrupa, abd ya da avustralya gibi ülkelerde aynı kuşaktan insanların yaşamlarını görmek oluyor...
  • insanların zaman içinde bilgiye ulaşmalarının kolaylaşması, teknolojik yenilikler, farkındalıklarının artması gibi durumlar ortaya çıkınca, dolayısıyla beklentiler de değişmeye başladı. bugün çalışma hayatında her yalan insanlara bakarsak, büyük çoğunluğu kendilerine bir yatırım yapılıyor mu, bir kariyer planlaması var mı bunlara dikkat ediyorlar. tabi ki, ücret de önemli olan noktalardan biri ama, insanların önceliği olmaktan çıktı. çünkü zaten kariyerine yatırım yapıldığında bunun ücret olarak karşılığını alacağını da biliyor.

    bununla birlikte ülkedeki işletme yapılarını düşündüğümüzde, birçok işletmenin çalışana yönelik bu tarz uygulamaları zaten yok. çok büyük kurumsal yapılı şirketlerde tabi ki işler daha farklı, ki onlar da zaten çalışan bağlılıklarını sağlamayı bilen yerler. hal böyle olunca, tabi ki çalışanlar da kendi kariyerlerini düşünerek hareket ediyor ve böyle yollara başvuruyor.
  • bir ben miyim bu kuşakta olup da bunu beceremeyen?
  • kendimden yola çıkarak doğru olabileceğini düşündüğüm iddia.
    1. iş 2 ay (istifa)
    2. iş 3 ay (istifa)
    3. iş 20 ay (son 5 ayı holding içi şirket değişikliği ve sonuç istifa)
    4. iş 9 ay (aynı işe devam)

    sıkılıyorum hoca ben. ayrıca vasıfsız vasıfsız insanları da yönetici yapmışlar. iki lafı bir araya getiremiyor, sayısal zeka sıfır, sosyal zeka desen entrikayı gizli çeviremeyip yakalanıyor falan. kaçarım ben.

    edit: mesaj kutuma gelen/gelmeye devam eden mesajlara istinaden:
    canım bak bu hayata bir kere geliyorum. kendi adıma hiç bir istifamdan pişman değilim. nitekim işverenlerim gitmemem için ellerinden geleni yaptılar. ama sırf benden önce iş hayatına başladı diye vasıfsız insanların altında vasıfsız şekilde çalışamam ben. kendime, eğitimime yazık. şimdi akademideyim. huzur ve mutluluğu çok paraya tercih ettim ve mutluyum. ancak vakıf üniversitesinde olduğumdan şu tezi bir vereyim büyük ihtimalle bu olduğum okuldan da kaçıp gideceğim. ama en azından burada mutsuz değilim. yapmayın abi. size hükmetmelerine, sizi sömürmelerine izin vermeyin. siz eğilip büküldükçe, siz ihtiyacım var dedikçe daha çok üzerinize gelen, daha çok ezen bir sistem var. değerinizden aşağı koşullarda da çalışmayın. yine de siz bilirsiniz tabii. hayat sizin hayatınız.
  • (bkz: gökkuşağı)

    ne biliyim lan aklıma bu geldi
  • at suçu y kuşağına. hiç neo-liberalizmi tartışan yok, onun şekillendirdiği üretim ve dağıtım ilişkilerini, öznellikleri falan tartışmayın.
    deloitte önce smmm stajı bitene kadar junior'ları nasıl sömürdüğünü anlatsın.