şükela:  tümü | bugün
  • neyi düzgün ki amk. y kuşağı geçiş kuşağı olarak adlandırılır. bu yüzden arada kalmışlık hissi bu kuşakta çok hakimdir. ne x kuşağı gibi aidiyet duyguları vardır ne de z kuşağı gibi umursamaz tavırlıdırlar. hani köyden kente göçüp ne köylü kalabilen ne de kentli olabilen insalar gibi düşün. biz kayıp nesiliz bunu kabul edelim. evet.
  • 1980 -2000 arasi doğan kuşakmiş.

    ulan ben ateri oynamiş adamim nasil 99 bebelerle ayni kusakta olurum.
  • y nesli, teorik olarak amerikan kültürü'nde x nesli'nden sonra gelen kuşaktır. 1980 ile 2000 yılı itibariyle doğmuş olanları kapsadığı söylenir ; ancak nesil vietnam savaşı sonrasında, çoğunluğu ekonomist (iktisatçi) olan aralarında masonlarından tutun, dünya'nin dört bir yanındaki ülke insanlarının (japonlar dahildir) bir nevi topluca yarattığı dünya'nin ilk global nesildir.

    kaynak: vikipedi

    kuşağın içinde biri olarak ben şunları görüyorum üstteki yazılanlarla ek olarak:

    1)herkese ve her şeye karşı nankörlük, benmerkezcilik

    2)sabırsızlık ve hiçbir şeyle memnun olmama

    3)aşırı özgüven veya aşırı güvensizlik (ortası yok)

    4)bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma ve bu tam olmayan bilgisini birilerine kanıtlamaya çalışma

    5)saygı ve nezaket kurallarından yoksunluk: örneğin biriyle bir görüşme esnasında yüzüne bakarak konuşmama, başka şeylerle ilgilenme vs.(günümüzde en meşhuru akıllı telefonla ilgilenme)

    6)hiçbir şeyden memnun olunamadığı için ne yapmak istediğini bilememe, sürekli kararsızlık hali, kişiliksizlik

    7)kendini tanıyor olduğundan emin olup aslında kendi hakkında en ufak bir fikir sahibi olamama, yani kişiliksizliğinden haberi olamama(örneğin ben ırkçı değilim, yazık kürtlere bla bla diyip mendil satan bir kürt çocuğu veya suriyeli görüp, ıyyyy suriyelilerle dolu bir metrobüsteydim :s diyerek aslında ırkçı olduğunun farkında olmama)

    8)empati yeteneğinin sıfır olması. kendisinin hoşlanmadığı bir şeyi başkasına yapma.(örneğin arkasından konuşulsun istenmeyen birinin bir çok kişinin arkasından konuşması)

    9)ağır derecede vefasızlık: örneğin bir hastalığınızda yanınızda olan arkadaşınızın sizden yardım dilendiğinde ona yardım etmemek.

    10)korumacılık veya birliktelik duygusunun genellikle sıfır olması: örneğin hakkı yenen bir kimse, bir arkadaşın yanında, onun hakkını savunmamak, onun acısını paylaşmamak

    11)sadakat duygusunun önceki nesillere göre daha da berbat halde olması

    12 ve bu nesil için en genel geçer madde) etliye sütlüye dostluğa bulaşmiyim, köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeyim, köprüyü geçtikten sonra suratına bile bakmayayım. (en basitinden örnek: sınav zamanları dışında yüzüne bakıp selam vermeyen insanların sınav zamanı en yakın arkadaşı olmak)

    13) tüm bu yukarıda saydığım maddelere sahip olmaktan ya gurur duymak ya da kabullenmemek

    14)kıskançlık, birinin sahip olduğu şeye mutlaka sahip olma çabası.

    15)insanlardan, eşyalardan her şeyden çok çabuk sıkılma, maymun iştahlılık.

    falan filan belki daha uzar gider bunlar. asıl önemli olan bunların neden olduğu bu neslin neden böyle olduğu?

    80 yılından itibaren ne oldu ne gelişmeler oldu orasını ben anlamıyorum henüz araştırmadım da.

    ancak arkadaşlarımın annelerini veya başkalarının annelerini en basitinden taaaaa ortaokul zamanında "benim çocuğuma bağıramazsın" diyerek öğretmene kıyameti koparan annelerin, babaların. neden 100 değil diyen anne babaların, çocuklarının vurdumduymazlığı ve işe yaramazlığına rağmen en pahalı dershanelere veya en pahalı özel hocalara gönderen anne babaların, çocukların her istediğini yapan, çocukları ağladığı anda ne istiyorsa alan anne babaların, en özel ve seçkin varlıkların kendi çocukları olduğunu sanan anne babaların, çocuk yetiştirmenin çocuğu bol bol yedirmek içirmek ve çocuğun her istediğini yapmaktan ibaret olduğunu sanan anne babaların, çocuğun psikolojisi bozulacak, özgüveni sarsılacak diye çocuğunu uyarıp eğitmekten korkan anne babaların ve kendi annemin ve babamın bana karşı yapmış olduğu hataları gördüm.

    toplum içinde çocuğu kuduran insanların, çocuğunu uyarmadığını gördüm.
    cem yılmaz'ın skeçlerinde bahsettiği gibi "vazoyu kim kırdı, ben kırdım babacığım bir daha kırayım mı eheheheheh" tarzı çocukları gördüm.

    bu çocuklar ben çocukken benim arkadaşımdı ve büyüdüklerinde yukarıda saydığım maddelere sahip insanlar oldular

    şimdiyse küçük çocuklara bakıyorum, daha da kötü. 1980-2000 aralığında incelediğimizde seneler geçtikçe insanların daha da kötü yetiştiğini fark ettim. çünkü her yaştan insanla arkadaşlığım oldu. kendimden 10 yaş büyükle de, yaşıtımla da veya başka kuşağı kapsayan çok çok büyük insanlarla da. benden yaşça büyük insanlarla hep daha iyi anlaştım fakat onlarda da bizimle benzer noksanları fark ettim.

    benim gördüklerim, yaşadıklarım bunlar benim de maymun iştahlılığım var, benim de bir şeyden çabuk sıkılma huyum var. işte bunların hepsi, beni büyüten ailemden ve benim birlikte yaşadığım toplumdan kaynaklı sorunlar.

    hiç bir zaman doğru dürüst dost kazanamadım, hep insanlar benimle çıkarları olduğu oranda arkadaşlık ettiler. asıl önemli olan, bu sorunları fark edip, kendini tanıyıp, kişisel gelişimini tamamlamaktır bence.. umarım bunu aramızdan birileri başarabilir.

    ben dahil.
  • asetilkolinlerinin boktan bir anan smith ideolojisiyle çamurlu su gibi bulanıklaştırılmasından ileri gelir. o neslin hiçbir üyesinin elinden ayak uydurmak dışında bir şey de gelmez; kitle ipnedir, kitle şerefsizdir, kitle için sırttan ibaretsindir, ayak basılanından. niye? çünkü o amına koduğumun kitlesi de üstünlük idealleriyle, dopingli temel reis idealleriyle büyümüştür.

    boy, beden değil, kıvraklık önemlidir, kıvırdıkça alırsın safinazı(safinaz mıydı bunun adı, değilse onun da amına koyayım). neden? çünkü bir başka amına koduğum olan küresel incüvülüst gelenek bunu ister. ıspanak da paradır zaten yeşilliği gereği, ne sandınız oğlum, bunlar hep sümkülasyon. dolayısıyla, ruhsal olarak dünyanın par(y)a seansına sıkıştırılmıştır y bireyler; algida reklamlarının baş taçları, blue eyedları can ve ece için toplum yoktur, olsa da çok kalabalıktır, aşırılık da yokluğun en yaygın biçimlerinden biridir. dolayısıyla her biri mini mini mahki dö sad ya da von zaha-mazoh'tur. toplumun yokluğundan eşkenar birey çıkmaz, tek kahramanlı efsane duydunuz mu siz? ben duymadım, hayır efendim, akhilleus hektor'suz, roland da olivier'siz olmaz.

    olmuyor da zaten, böyle kuşağın çükünü cücükler koparsın.
  • haklarındaki çoğu yorumun yanlış yapıldığı kuşaktır.

    gezi eylemleri bu neslin eseridir. benzer dönemlerde dünya genelinde gerçekleşen eylemler de. özgürdürler. gerektiği kadar bencil, gerektiği kadar paylaşımcıdırlar.

    varlığı da yokluğu da görmüşlerdir. dünyadaki değişimi en yakından takip edebilmiş nesildir.

    savaşın da barışın da ne olduğunu bilirler.

    ve son bilgi olarak 80 lerin başından 90 lara kadar bu nesil yoğundur. 90 ların ortalarından itibaren z kuşağı kendini göstermeye başlamıştır yavaş yavaş.

    y kuşağı olarak söylemeliyim ki insanoğlunun yaşadığı evrim sürecinin en değerli geçiş noktalarından biridir bu y kuşağı. en önemli sorumluluğu z kuşağına koridor açmaktır.
  • x kuşağının özgüvensiz bireylerinin x kuşağına yaptığı yakıştırmadır.
    karşılaştırmalı gidelim:
    --- x kuşağı sosyal çevresinde 10 yıllar boyunca aynı insanları bulundurur.dünyanın en büyük kazığını yese bayram olu, seyran olur, barışır.
    ~~~y kuşağı kimin onun arkasından iş çevirdiğinin neler olabileceğinin farkındadır yanlışları olabilir ancak;onu düzeltmek için elinden geleni yapar gerekirse kazık atanın altını çizer.
    ---x kuşağı bir işe girer patron it gibi davranır sabır der, ayrılırsam benim arkamda bisürü adam var, der sabır bunada şükür bunuda bulamayanlar var der.
    ~~~y kuşağı memnun olmadığı yerde istifasını verir çıkar gider pişman değildir. ileride birüsürü fırsatla karşilebileceğinin farkındadır.
    ---x kuşağını anne babası aman oğlum siyasete bulaşma okulunu oku işine git diye büyütmüştür. siyasi görüşü yoktur kim nederse inanır hiçbir kanıtı olmamasına rağmen komplo teorileri kurar. bugün ak dediğine yarın kara der çünkü devlet büyükleri öyle diyordur. devlete laf getirmez.
    ~~y kuşağı devlet in halk için olduğunun farkındadır sevdiklerinin ve kendinin mutluluğu için çalışır. mutlu olmadığı yerde 1 dk durmaz kimseye biat etmez, adaletin arkasındadır.
    ---x kuşağı memur kafasındadır sorumluluk almayı bilmez .etik değerleri tam oturmamıştır sanatsal doyum için uğraşmaz ona ne verilirse onu kabul eder, araştırmaz. ben bilmem büyüklerimiz bilir der, geleneklerine bağlıdır. o gelenekler ne için çıkmış üzerilerine düşünmez sadece yapar.
    ~~geçmişi ve şimdiyi karşılaştırır sanatın popüler olan değil hoşa giden, güzel olan olduğunu bilir. geleceği değiştirebilecek türkiyenin geçmişte ne olduğunu şimdi ne olduğunun farkında olan yegane nesildir. dünyaya kapalı değildir ufku açıktır.
    sonuç olarak toparlarsak özgüvensiz biat toplumu olan x kuşağının hayatlarındaki 40 küsür senede elle tutulur somut bir ilerleme sağlayamadığı ülkemizde ülkemizin yegane ve son umudu olan, ondan sonra gelen nesilin çöp olduğu,sınırlarını bilen ülkeyi düzeltme ve adaleti tüm dünyaya getirme potansiyeli olan, sınırları aşabilecek öngörüye sahip yegane nesildir.yeni bir mustafa kemal çıkarabilecek potansiyeli vardır. bu başlık da x kuşağının y kuşağını küçük görüp kendi eksiklikleriyle y kuşağını küçüksediği saçma bir aforizmadır.