şükela:  tümü | bugün
  • türk kimliğini çözümlemede anahtar olacak cümlelerden biri. devletin yerini hiçbirşeyin tutmayacağını, devletin var olmak için olmazsa olmaz koşul olduğunu ifade eden bir söylemdir bu. hatta ölmeyi ve bilumum leşyiyici mahlukata yem olmayı devletsiz kalmaya yeğleyen anlayışın öz ifadesidir.
    ayrıca (bkz: #1502127)
  • orhan asenanın yazdığı bir tiyatro oyunu
  • ertem göreç tarafından sinemaya uyarlanmı$ olan oyun. filmin yapım yılı 1993'tür... gudik bir açılı$ı, agah hün gibi bu filmlerin olmazsa olmazı bir karizmayı bünyesinde barındırır... filmde nuri alço'da oynamaktadır..
  • devleti idareye davet edip, devlet idresindeki kuzgunları ise ait oldukları yere gönderme tezahüratı
  • kemal tahir'in de değindiği şekliyle türk devlet-siyaset anlayışının deyimleşmiş-taşlaşmış ifadesi. kabaca ifade edersek kemal tahir'e göre batı toplumlarında devlet toplumsal düzenin tamamlayıcısı-denetleyicisidir, oysa örneğin türk toplumunda bizzat devlet bir yasa-koyucu, düzen yaratıcıdır ve bu anlamda vazgeçilmez niteliktedir (devleti şu veya bu şekilde karşısına almış muhalifler için bile, ki kemal tahir'in kendisi -yıllarca hapis yatmıştır- de bu çizgide görülebilir kanımca).
  • türkiye'de niye az-çok ciddi bir anarşist düşüncenin yeşermediğini araştıracak olanların sonunda ulaşması muhtemel deyim.
  • devlet kelimesinin teknik terim olmazdan evvelki anlamının unutulması yüzünden hep siyasi otorite anlamındaki devletle ilgili bir söz olduğu düşünülegelmiştir. oysa devlet sözcüğü, mutluluk, talih gibi anlamlara da gelmektedir (örn. olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi). bu cümleden hareketle, bu söz de, girişilen riskli bir işin başında, "ya şansımız yaver gider başarırız, ya da canımızı veririrz." anlamında söylenir.
  • devleti başa çağıranların da, devletin başına geçenlerin de leş yiyici olmasıyla daha bir çetrefilleşen mit.
  • şehzadelerin durumunu anlatmak için kullanılabilecek aynı zamanda bir tiyatro oyununun da ismi olan söz.
    kanuni sultan süleyman'a kadar osmanlı şehzadeleri anadoludaki sancak beyliklerinde başlarındaki lalalar gözetiminde yetiştirilmekteydi.
    padişah öldüğünde en hızlı olarak saraya ulaşan ve içeri girebilen (yani vezirlerin ve tasaklı sadrazamların onayını alabilen) devletin başına geçebiliyordu. geç kalan ise boğduruluyordu. işte bu söz tam da şehzadelerin durumu ile örtüşmektedir. ya devletin başına geçersin ya da ölürsün.

    (iğrenç bir benzetme yapacak olursam şehzadeleri spermlere benzetebiliriz. hakikaten iğrenç oldu ama konuyu tam olarak gözünüzde canlandırmak için bundan daha net bir örnek bulamadım.)
  • şehir tiyatrolarının sahneye yeni koyduğu oyun.roksalan dörtlemesinin üçüncü oyunu.orhan asena yazmış nedret denizhan yönetiyor.orhan asena yine osmanlı da devlet ve adalet anlayışını,taht mücadelelerini çok güzel bir şekilde işlemiş.oyunculuklar ise bir felaket.başrol oyuncularından bir tek bayazıt rolündeki kemal kocatürk biraz iyi gibi.mazlum kiper de kanuni de idare eder.bundan 5 yıl kadar önce dörtlemenin ikinci oyunu hürrem sultan da yine kanuni rolünü oynuyordu.hürrem sultan rolünde berrin koper bir felaket.hürrem in her ne kadar çaresiz olsa da o yenilgiyi kabul etmek istemeyen o mücadeleci halini yansıtmayı başarabilirdi.ama hürrem burada sıradan bir cariye gibiydi.ayrıca benim izlediğim gece pertev paşa rolünü oynayan yılmaz meydaneri nin (ki kendisini kurtlar vadisinde hakkı bafralı rolüyle izliyoruz) şehzade derken dilinin sürçüp şehşade demesine arka sıralardan bir öküzün muhahha diye gülmesi de canımı sıktı.sonuç olarak tarihe meraklıysanız gidin derim ben bu oyuna.yok yalnızca tiyatro izlemekse amacınız uzak durun.