1. yarab bu ne derttir, derman bulunmaz
    yar bu ne yaradir merhem bulunmaz
    benim garip gönlüm asktan usanmaz
    varip yare gider
    hic geri dönmez.
    asik olan gönül asktan usanmaz
    ahiret korkusun bir pula saymaz
    ask pazaridir bu canlar satilir
    satarsin bu cani hic kimse almaz
    dönüp de bakmaz.
    dönüp sana ögüt verirler
    dünya mali ile gözün boyarlar
    asik oldu deyi salâ verirler
    ölen hayvan olur,
    asiklar ölmez.

    yunus emre nin ise bu sozler ,onunde bir kez daha egilyorum
  2. ilkay akkaya'nin sesinde dinlenince insani vuran bir turku. her satiri ayri bir derinlikte, insani yureginden yakaliyor.

    ama uzuluyorum, basit ingilizce sarki sozlerini yucelten yazarlarimiz su turkunun her satirini ayri ayri incelemiyor diye. sozler yunus emre'nin, ben de libertarian gibi onunde saygi ile egiliyorum.
  3. ali asker ve kızılırmak' ın besteleyip ilkay akkaya nın okuduğu, sözlerinin yunus emre ye ait olduğu, tasavvufi melodiyle harmanlanan çok güzel bir türküdür.
    türküde zincirsiz erbaneözellikle yer tutar. melodisinin güzel ve duru olması, ilkay akkaya nın eşsiz yorumu ve neticesinde yunus emre nin aşmış sözleriyle adeta alır götürür.
  4. hakiki manâsı itibariyle, gurbette bir garip olan yunus emre şiiri.

    ...
    ben yürürüm yane yane
    aşk boyadı beni kane
    ne akılem ne divane
    gel gör beni aşk neyledi
    ...

    diye bütün zamanlara seslenen garip yunus, hem derdi hem dermanı olan aşkî ve vecdî hâlinden rabbine niyaz eder. rıza makamına eren müstesna kişilerden olduğunu düşündüğüm yunus, bu şiirinde 'ahiret korkusu' motifini kullanırken 'ne cennet tasası ve ne 'cehennem korkusu' sadece lillah rızası peşindedir. o, cennet umudu ve cehennem korkusuyla tefekkürî ve amelî hâlleri olumsuzlar, rıza makamının ulviyetini ve bu makama uygun eylemlerde bulunmayı salık verir. zira insan için alemleri ve kendisini yaratan rabbinin rızası cennetin çekici güzellikleri ve nar-ı cahimin ürkütücü atmosferinden daha manidardır.

    yunus emre, şiirinde kullandığı hayvan alegorisi ile de ruhla kaim olmayan cesedi (insan vücûdu, cisim) ifade eder; ölenin ceset olduğunu, fani oluşundan beka çıkaracağını ve hep güzel hasletlere meftûn ve muhtaç olan 'öz'ünün (ruh) ölmeyeceğini, toprağa atılan bir tohumun ebedi alemde fışkıracağı ve neşv-ü nema bulacağını ifade etmektedir.

    imanî ve irfanî gelenekle sabittir ki, ruh cesetle kaim olamaz. dünya üzerinde hiçbir kimse yoktur ki, hayatı boyunca bir kez bile olsun yok olmayacağını, yok olmaması gerektiğini düşünmemiş olsun. çünkü fıtrat daima ebediyet ister. bastırılsa da, üstüne türlü türlü renklerde boya sürülse de mutlaka üste çıkar.

    insan cesedi, vücûdu bir binek değildir, en güzel yemeklerle semirtilen, en rahat döşeklerde istirahat eden, en cazibedar suflî arzulara boyun eğen.

    tasavvuf geleneğinde nefs hayvan suretinde temsil edilmiştir. nefs daima cesedi bir binek insanı da jokey yapma derdiyle dertlendikçe madalyonun diğer yüzü olan ruh da geçici güzellikler karşısında ebedîyet için çırpınır.

    şiir şu mısralardan mürekkeptir:

    ya rab bu ne derttir derman bulunmaz
    yar bu ne yaradır merhem bulunmaz
    benim garip gönlüm aşktan usanmaz
    varıp yare gider hiç geri dönmez

    aşık olan gönül aşktan usanmaz
    ahiret korkusun bir pula saymaz
    aşk pazarıdır bu canlar satılır
    satarsın bu canı hiç kimse almaz
    dönüp de bakmaz

    dönüp dönüp sana öğüt verirler
    dünya malı ile gözün boyarlar
    aşık öldü deyu sâlâ verirler
    ölen hayvan olur aşıklar ölmez
  5. yine yunus emrenin yusuf'u kaybettim şiiriyle neredeyse aynı mısraları barındırmaktadır.
    aşkın pazarında canlar satılır
    satarım canımı alan bulunmaz
    yunus öldü deyu selan verirler
    ölen beden imiş, aşıklar ölmez
  6. sevcan orhan da çok güzel okur.

ya rab bu ne derttir hakkında bilgi verin