şükela:  tümü | bugün
  • 20 seneye kalmadan tam olarak oturmasını beklediğim teknoloji.
  • çok daha yakın bir gelecekte gerçekleşecektir. çeviri yapabilen robotlarla yakın zamanda tanışacağımızı düşünüyorum.
  • kulagima balik koyunca anliyorum ben her dili. o konuda sorun yok. bu entry'i anlayin diye trick de vermeyecegim. sifreli bu haha.
  • anında çeviri yapan teknolojiler şu an da mevcut ve yakın zamanda istenilen dili anında çeviri yapacak aparatlar yaygınlaşacak.

    teknoloji her lisanı teker teker aılgılayıp, kişinin anadili'ne çevirecek seviyeye ne zaman gelir bilinmez. hayal edin öyle bir cihazdan sizde ve karşınızdaki kişide olsa iletişim ne kadar kolay olurdu. bu cihazlardan 7.5 milyar tane yapıp tüm insanlığa dağıtsanız, 7.5 da yedek ayırın.

    bunun diğer çözümü ise dünyada ortak bir konuşma dili belirlemek. ben oyumu ingilizceden yana kullanıyorum. hali hazırda dünyanın bilim dili, edebiyat dili, sanat dili, ekonomi dili ...... gibi vasıflara sahip. isteyen gene anadilini konuşsun fakat dünya genelinde konuşma dili ingilizce olsun. 15 milyar cihaza boka püsüre gerek yok.
  • 20 sene beklemek yerine, ingilizce öğrenerek 7 milyar insanın en az 2 milyarıyla iletişim kurabilirsiniz. ha ben öğrenmeyeceğim, 20 sene beklerim diyorsanız o sizin bileceğiniz şey.
  • profesyonel anlamda şuanda da geçerli durum. fakat dil bilmek sosyal olarak her zaman gerekli olacak. en basitinden bir ingilizce bilmek bile size çok fazla şey katacaktır. bu kafayla devam eden insan ' are you cola' dan öteye gidemez zaten.
  • asla gerçekleşmeyecek önerme.

    nedenleriyle açıklayayım:

    1- tüm toplum ingilizce öğrensin diyelim. herkes ana dili gibi konuşuyor. zannediyor musunuz yabancı dilin anlamı kalmayacak. bu sefer 3. yabancı dil bilenler öne çıkacak.

    hemen örneğini verelim: yaşadığım yerde kürtçe ve arapça ana dil. toplumun çoğu türkçe de biliyor. ingilizce zaten amerikan işgalinden sonra pratik yapa yapa gelişmiş. çoğu çocuk daha ilkokulu bitirmeden 4 dil konuşabiliyor. fakat ülke rusyayla ve iranla ticaret yapabilmek için, daha ucuza mal bulabilmek için rusça veya farsça bilen eleman arıyor.

    2- çeviri robotları / yazılımları asla ve asla tercümanların yerini alamaz.

    çeviri bir dile diğer dile çevirmek değildir. bir kültürü diğerine çevirmektir.

    biz deveyi bir kelime ile söyleriz. fakat arap topluluklarında deveyi ifade eden 50'den fazla kelime vardır. dişi deve, yavru deve, çift hörgüçlü, hörgüçsüz vs... bunların ayrı ayrı isimleri vardır.

    benzer şekilde dilimizde kar, buz, çiğ, kırağı, soğuk, tipi, kış kelimeleri bulunurken arapça bunları sadece soğuk olarak ifade ediyor. çünkü kış mevsimi yok. doğal olarak kültürlerinde bulunmuyor. o kadar soğuktu ki dişlerim takırdadı cümlesini arapçaya çevirdiğinizde karşınızdaki bu durumu hiç yaşamadığı için anlamayacaktır. burada tercümanlar devreye girer. birebir olmasa da onun anlayacağı şekilde ifade eder, gerekirse açıklar.

    başka bir örnek: mutluluk endeksi yüksek olan kuzey toplumlarında dilimizde karşılığı bulunmayan sözcükler bulunmaktadır. çok sevdiğiniz bir sanatçının konserine bir gün kalmıştır. içiniz kıpır kıpır. bunu bir kelime ile ifade ederler. bizde böyle bir kelime yanlızca heyecan olabilir ama tam karşılamaz.

    aynı şekilde çok sevdiğiniz aşık olduğunuz bir insanın elini ilk defa tuttuğunuzda hissettiğiniz aşk/mutluluk karışımı duygunun karşılığı yine bir kelimedir. ayağınızı toprağa bastığınızda rahatlarsınız, elektrik boşaldı deriz hatta. bunun karşılığı da bir kelimedir.

    3- bugün bildiğiniz dil yarın önemsizleşebilir veya önemini yitirebilir.

    çok uzatmadan örnek vereyim.

    osmanlı devletinden cumhuriyetin ilk yıllarına kadar fransızca dünya diliydi. şimdi romantik bir bir dil deyip geçiyoruz. aslında farsça daha güzel diye muhabbet açmaktan başka işe yaramıyor çoğu insan için.

    özetle yabancı dil bilen ve bir enstrüman çalabilen bir kimse hayat boyu aç kalmaz.

    osmanlının orta gelir sınıfı ve üzeri, ayrıca cumhuriyetin köy enstitüsü pratiği bunu başarmıştı. şimdi düzenli kitap okuyanı bulsak alim sayıyoruz.