şükela:  tümü | bugün
  • şimdi bu iki farklı durumda incelenebilir. birincisi yabancı dilde başkasına küfretmek olabilir. zaten bu durumda amacın karşı tarafı sinir etmek olduğu düşünülürse mantıklı bi hareket. benim asıl değinmek istediğim yabancı dilde kendi kendine küfretmek (bir şeye sinirlenince "siktir ya!" demek gibi). bunun arkasında nasıl bi motivasyon var anlayabilmiş değilim.

    mesela geçenlerde şöyle bir şey oldu. şimdi ben eğitim için isviçre'de bulunuyorum. ama almanca bilmediğim için de herkesle ingilizce konuşuyorum. işte böyle bir durumda bir doktora öğrencisiyle (isviçreli) simulasyon sonuçları üzerine konuşuyorduk. neyse lafı uzatmadan sadede geleyim. yazdığı bir komut çalışmayınca kendi kendine sinirlenip "oh fuck!" dedi. ilk başta ingilizce konuştuğumuz için garipsemedim ama sonradan düşününce garip geldi. çünkü sonuçta böyle kendi kendimize küfrtmek rahatlamak için yaptığımız biraz da istem dışı olan bi olay değil mi? yabancı dilde küfretmenin ne manası var ki, söyle ağzı doldurarak bi "scheisse" demedikten sonra. bizim için de "siktir ya" oluyor tabii.
  • az önce 2 fransız ın arkasından yapmakla değişik keyif aldığım eylem. oysaki çalışma arkadaşıma sorsam mnırrzınıskiimmm demek yerine sünöjöpapi gibi bişeyler diyebilirdim. gerçi bi tanesi beğendi galiba tarzımı ki "ohh sweety..!" gibi bişeyler dedi. nitekim 8 saatlik çalışma sonucunda sulanan beyin; üzüldü, bir daha asla gördüğü bir fransız cıvırına küfür etmeyeceğine söz verdi, başlığı o cağnım süt fransızın gözünden okudu yada okuyamadı, bilemedi gitti.
  • - fuck the fucking fuckers !!!

    örnekte görüldüğü gibi tek bir kelimenin çeşitli çekimleriyle küfür edilebilir.

    (bkz: fuck)
  • tat vermez. nokta. bu yazı burda bitse de olur ama devam edeceğim.
    yurdum insanının zarif dimağından çıkmış, yanlış karar veren hakemin düdüğünün nohutu ile cinsi münasebete girmek gibi bir yaratıcılık başka bir dilde sakil durur endişesi taşımaktayım. bu yüzden tat vermez. aynı şekilde, "gelmişini, geçmişini..." diye başlayıp zaman kaybedene kadar "senin historyanı sinkaf edeyim" gibi kestirmeden maksudu beyan etme durumu hangi dilde bu kadar lezzet taşır, bilemiyorum. iki kelimeyi döndür dolaş küfür olsun, bu toprakların insanını kesmez haliyle. kesmediği gibi içini de soğutmaz. şöyle ağız dolusu küfür etmedikçe ister ağzından tükrük saça saça, gözler çakmak çakmak "fuck you" de... desen ne olur demesen ne olur. altı üstü iki kelime zaten. hikâye başlamadan biter. biz hikâye severiz. ha denirse ki, sen yabancı dilde küfür duymamışsın, bilmiyorsun. ben de derim ki: "sen de türkçe bilmiyorsun ya da adana dolaylarında hiç bulunmamışsın!"
    küfürü yücelttiğim sanılmasın, derdim türkçe benim... bir derdim var bin dermana değişmem
  • anneanneciğimin (r.i.p.) yanlışlıkla yaptığı eylem.
    türkçe bilmeyen kuzenler ertesi gün almanyaya döneceklerdir. yıllarca almanyada yaşamış anneanne bu duruma üzüldüğünü dile getirmek ister.

    söylemeye çalıştığı: schade morgen wegfliegen. (ne yazık ki yarın gidiyorsunuz.)
    söylediği: scheisse morgen wegfliegen. (altyazı türkçesi ile: lanet olsun yarın gidiyorsunuz.)
  • türkler için varlık içinde yokluk çekmektir.
  • o yabancı bili yeterince içselleştiremeyişin, ona "yabancı" kalışın göstergesi olur bazen de. bir metni hangi dilde olduğunu anlamadan okuyup bitirmek ne kadar hayra alametse, ana dilinde küfredemeyen bir insan için yabancı dilde küfredebilmek o kadar kötüye işarettir.
  • bedri rahmi eyübuğlu'nun oğluna koyduğu farzlardan biri ama sonda geçenler olmazsa hayrı yok; küfürle beraber bunları da diyebilmek aslolan, çiğleşmeden güzel duran...

    en azından üç dilde ana avrat dümdüz gideceksin, der şair.

    merhumun diğer farzlar için:

    en azından üç dilde
    canımın içi demesini
    canım ağzıma geldi demesini
    kırmızı gülün alı var demesini
    nerden ince ise ordan kopsun demesini
    atın ölümü arpadan olsun demesini
    keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
    insanın insanı sömürmesi
    rezilliğin dik alası demesini
    ne demesi be
    gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin