şükela:  tümü | bugün
  • tdk'nin yabancı kelimelere turkce karsiliklari:
    cd-player - gezerdoner teker calar
    bungee jumping- zip zip atlama
    economy class- hesapli orun
    business class - islik orun
    ve bu liste devam eder. durum boyleyken ulkemizin devrimci ruhlu genclerine komunistlik oynamak degil dogru duzgun bir dil icin calismak yakisir. ama tabi isin o kismi zordur. genelde boyle bir ikilemle karsilasan genc devrimciler kisa bi duraklamadan sonra oyunlarina geri donerler.
  • bilim eğitimini bir başka dille, özellikle egemen dil konumundaki dille yapmanın toplumun yetişmekte olan bireylerini daha çok bilimsel düşünmeye yaklaştırdığı savının ne denli yanılgılarla dolu olduğu çoktan kanıtlanmıştır. özellikle, anadili edinim sürecindeki çocukların kavram gelişimi aşamasında kendi anadilleriyle üretici-yaratıcı düşünceye ulaşmaları gerekliliği, bilimsel bir gerçektir. çocukların, edindikleri kavramları içselleştirmeleri, çağrışımlar yoluyla onu daha önce edindikleri kavramlarla ilişkilendirerek beyinlerindeki kavram örüntüsünü sağlamlaştırmaları, ilerde, düşünce üretebilmeleri ve bilimsel düşünceye ulaşmalarında tek ve en gerçekçi yoldur. insan, anadilinde içselleştirdiği kavramları her zaman, yetkin olduğu bir başka dizgede, yani bir başka dilde “dile getirebilir”.

    bu bağlamda kendi bireysel dillerindeki yetersizliği, toplumsal dile yükleyerek “o dillle bilim yapılamayacağını, o dilin bilim dili olmadığını, teknolojik gelişmeleri karşılayacak sözcüklerin bulunmadığını” söyleyenlere bir kez daha anımsatmakta yarar var:

    bilimsel anlayışın, bilim eğitiminin, ona bağlı olarak bilim üretiminin ve bilim etiğinin var olduğu her toplumun dili, bilim dilidir. bilim ve teknoloji o toplumda üretilmemiş olsa bile, evrensel bilim kavramlarının dildeki karşılıkları o toplumun dil dizgesinin işleyişine dayanarak türetilebilir. bu türetimler, çağrışımlar yoluyla yeni kavramların da oluşmasına ve yine dilde karşılık bulmasına yardımcı olacaktır. her dil dizgesi, kullanıcılarının gereksinimlerini karşılayabilecek ölçüde yetkindir. bireysel yetersizliklerin suçlusu olarak dili göstermek ise hiç de “bilimsel” olmayan bir tutumdur.

    prof. dr. iclâl ergenç
    (aü dtcf dilbilim bölümü başkanı)

    (herhalde kominist, en azından solcudur...)
  • düşünmenin ve düşündüğünü söylemenin ve başkalarının düşündüklerini öğrenmenin devletçe denetlendiği tüm medya kuruluşlarının 2 adet iş adamına ait olduğu bu ülkede bilgi almanın tek yolu dış kaynaklardır. bunun da tek yolu yabancı dille eğitimdir. kişinin aldığı bu eğitimi ne şekilde kullandığı onun sorunudur.
  • ingilizce birkaç yüzyıllık, yüzde 60’ı latince bozması olan, kuralı kaidesi, yeni kelime türetme yeteneği olmayan bir dildir. ingilizce, bilim dili değildir. bilim dili, matematiktir. bunu her bilimci bilir. dolayısıyla bir bilime ne kadar matematik girmişse, o kadar bilim olur. matematik gibi özellikleri olan bir dil olmalı ki, doğru bir bilim dili ortaya çıksın. kuralları matematik gibi açık seçik, keskin olan, milyonlarca kelime türetme yeteneği olan bir tane dil vardır dünyada. o da türkçe ve lehçeleridir. bilim dili olursa, türkçe olur asıl. türk diline, nasıl gelişmedi dersiniz? her dalda bilim sözlükleri vardır, eski türk dil kurumu da bu konuda birçok çalışma yapmıştır. ben bilimsel bir konuşma yaptığım zaman, fizik, kimya ya da matematik olsun, içinde bir tane yabancı kelime geçmez. hepsi türkçe’dir ve çok daha iyi anlaşılır. ayrıca, söylendiği, okunduğu gibi yazılan, herkesin her şeyi okuyabildiği tek dil türkçe. yani bilgisayar meseleleri için en uygun dil. bazı bilgisayar programları çıktı, konuşuyorsun bilgisayar yazıyor. bu işi yapabilmek için 20-30 yıl uğraştılar. ingilizce için bu son derece zor, türkçe’de ise çok kolay olurdu.

    prof. dr. oktay sinanoğlu, yıldız teknik üniversitesi öğretim üyesi
    (27 yaşında yale üniversitesi’nde profesör olmuş. tabii bu onunla ilgili bir şey...)
  • "bilim dili turkce" gibi bir kavrami yerle$tirmeye cali$masina can-i gonulden inandigim, ama bu konuda secilen metodlar konusunda bir takim endi$elerim olan onerme.

    yabanci dille egitim konsepti geli$mi$ bir bilim diline sahip bir toplumda zaten abes kacar. ama yabanci dil egitimi, nereden bakarsaniz bakin gereklidir. bunun sebebi di$ ulkelerde kari-kiz goturmek gibi bir genel amactan tutun da, politik bir ortamda kendi fikir ve du$uncelerinizi hakkiyla dile getirmek yelpazesi icinde herhangi bir yerde olabilir. turk dili'nin ne yazik ki uluslararasi arenada cok gecerli olmamasi, ayrica simultane tercume gibi bir olgunun oldukca olu ve kuru olmasi (korfez sava$i'ni hatirlayalim), yabanci dil bilmeyi, onu da "kuku damcik" degil de adam gibi bilmeyi en azindan belli bir zumre icin zorunlu kilmaktadir. kar$inizdakini etkileme ve manipule etme yeteneginizin bir olcusudur aslinda, o yuzden de isteklerinizi yaptirmak istiyorsaniz, deplasmanda oynar gibi degil de sanki adamin evinde o deplasmandaymi$ gibi hissettirmeniz lazimdir.

    once bilimsel acidan bakarsak, turkiye'de yazik ki eksik olan en onemli olgulardan bir tanesi cogu bilimsel dalin yayinlarinin belli bir editorler kurulu tarafindan incelenip duzenli olarak basilan bir dergisi olmamasidir. eger turk bilim camiasi, birbirine "sen almanca, sen ingilizce yaziyorsun, e ama sen de uluslararasi yazmiyorsun, yok sen boksun, yok sen fa$istsin" gibi takintilara girmeden, belli bir ust kurul e$liginde toplanip bilimsel dile bir aciklik getirmesi gerekmektedir. ancak bu $ekilde "otugacli goturgec" tadindaki vahim kelime gruplari yerine kabul edilebilir bilimsel terimler olu$ur. aslinda daha onceden, 1940-50'li yillarda oldukca buyuk a$ama kaydedilmi$, kendisi yazmasa da, bir cok universite hocasi yabanci ders kitaplarini dilimize cevirmi$lerdir. fakat bu ceviriler, o zaman daha arapca etkisi tam gecmediginden iclerinde oldukca cok miktarda arapca ve osmanlica kelimeler ve tamlamalar barindirir.

    bu terimler olu$tuktan sonra yurtici bilimsel yayinlarla yayginla$tirilmaya cali$ilmali, kongrelerde yayinlanan tebligler yurtdi$i dergiler yerine turk dergilerine te$vik edilmeli, daha sonra bu dergilerin uluslararasi bolumleri hazirlanmalidir.

    ne yazik ki, ulkede ortak cali$an bilimsel kurullar yerine "yalniz kovboy" modeli cali$an akademik birimler olu$mu$tur ve her birim de genelde yurtdi$ina cali$maktadir (bunyesinde oldugum bolum dahil). bu sebepten oturu birbirine dil ve tavir olarak bagli akademik birimler olu$turulmasi zor gibi durmakta. ote yandan ulusal kongrelerin azligi ve gerekli onemi gormemesi, ayri bir sorun olu$turmakta.

    sonuc olarak yabanci dil bir ocu gibi degil, bir arac gibi gorulmelidir. yataga yattiginizda ruyalarinizi hala turkce goruyorsunuz, hala icki icince turkce agliyorsunuz. ama gerektigi zaman ate$e ate$le kar$ilik verilmesi gerektigini unutmamak lazim. nasil kullanilacagini bilirsek her turlu arac faydalidir.
  • mc donalds'a karşı çıkan zihniyetle kısmen paralel fakat odtü'lülerin de mc donalds'a karşı çıkmasını açıklayamayan zihniyet
    (bkz: odtüde mcdonalds sorunsalı)
  • -hoca turk,
    -ogrenci turk,

    -ikisi de ingilizceye (veya egitim icin uygun görülen(?) ba$ka bir dile) yeteri kadar hâkim degil,
    -yer?
    -turkiye.

    anladım ben seni...
  • turkiyede yabanci dille egitim verilen okul sayisi dert etmeye degmeyecek kadar azdir. bu okullara gidebilen ogrenciler de genellikle toplumun gelir duzeyi yuksek kesimlerindendir. bu kesim gencliginin cogunun entellektuel kapasitesi dusuktur. yabanci dille egitim veren okullarin kapatilmasi veya egitim dilinin degistirilmesi sadece gelir duzeyi ve entellektuel kapasitesi yuksek olan gencleri etkileyecektir. gercekci dusunmek gerekirse bu gencler kisa ve orta vadede turkiyenin iyiye gidebilmesi icin en buyuk sanstir. yabanci dille egitim yapilmasini engellemek bu insanlarin kendilerini gelistirmesine engel olmaktan baska bir ise yaramayacaktir. insanlari yalan yanlis veya kompleksli cevirilere mahkum etmek turkiyenin hicbir isine yaramaz.

    boyle bir kampanya ancak yillardir uygulanmakta olan tek tip insan yaratma projesi cercevesinde ise yarayabilir. bu da bize aslinda fasizmle komunizmin temelde birbirine ne kadar yakin oldugunu hatirlatir.