şükela:  tümü | bugün
  • hayatına köle olarak devam etmeyi uygun görmüş işçi.
  • (bkz: iş gücü)
    (bkz: sanayi devrimi)
  • istanbul avrupa yakasında laleli aksaray taraflarına bi gidersiniz, elinizi sallamanıza bile gerek yok zaten biri çarpar o kalabalıkta size. türkmen, moğol, özbek, kazak, azerbaycan türkü, rus, gürcü.. memleketi hiç fark etmez bir sürü gönüllü köle.. özellikle türkmenistan ve özbekistan uyruklu olan bi çok kaçak göçmenle çeşitli sebeplerle diyaloğa girmişliğim vardır, rezilce bi hayatı ve it gibi çalışmayı gık demeden sineye çekerler. polis çevirir, kaçak sonuçta adam ne yapsın? ya sınır dışı edilecek ya yalvaracak cep telefonu saat para nesi varsa verecek. alan polis varmış cidden, pazar günleri aksaray'a gitmeyen çünkü türkmen avına yatan ekipler olduğunu söyleyenlerin yalancısıyım. yalancısı olduğum adam da karısıyla birlikte bulaşık yıkayan iki evladını memlekette bırakmış bi türkmendi. aynı adamın işe cep telefonunu ve olan parasını polise kaptırmış halde işe geldigini de gördüm mesela. he şöyle bi durum da var, burda 5 sene çalışmak, biraz dolar biriktirmek, memlekette villayı dikip cipi alıp bedava benzinle gezmek demek adamlar için. zira nerdeyse bedavaya yaşayabiliyorlarmış memleketlerinde ama para kazanma imkanı çok azmış. yine mesela, piyasada 1000 liraya burun kıvırarak iş yapacak türk temizlikçi aramak yerine o paraya atlayacak türkmen seçmek var patronlar için. sgk masrafından yırtmakta cabası ayrıca. ve fakat, 1050 lira veren yer buldumu da kaçıyo bu türkmen işçiler çünkü 50 lira, 20 dolar ülkesinde büyükmüş baya bi. periyodik olarak türkiye'ye gelip giden, burdaki işçilerin memlekete göndermek istedigi hediye, para, altın vesair zevatı taşımakla geçinenler bile varmış adamlar resmen bi iş kolu oluşturmuşlar bu konuda. tarifeleri bile vardı 1000 dolara 10 dolar filan gibisinden. pek çok elit muhitimizde, hanımlar zengin kocalarının parasını yemekle aşırı meşgul oldugundan bebeklerine bakmak için yatılı şekilde çalıştırılan, o zengin adamın kendisi oğlu bilmemnesi tarafından tecavüze ugrayan, cinsel istismara maruz kalan ve nihayetinde sonu fahişelige kadar varabilen özbek genç kızlara hiç girmeyelim isterseniz. bi haftasonu kalamış parkına gidip oyunları biten zengin çocuklarının ayakkabılarının altını ıslak mendille silen anya, gülistan, seva, yulduzlar'ı bi görün isterseniz. fenerbahçe'de yemek yediginiz o çok özel mekanların bulaşıkhanelerinde çalışan çeçen mültecilerle bi yol sohbet edin ya da. avrupa'da ezilen türkiyeli işçi, amerika'da ezilen meksikalı işçi, burda ezdiğimiz türkmen, moğol, kırgız, kazak, rus, özbek işçi. kapitalizmin altın kuralı her yerde aynı işliyo. büyük balık, küçük balığı siker.
  • eskisinden çok daha görünür olmuş bir durumdur. hükümetin de emniyete, maliyeye ve çalışma bakanlığına görmezden gelinmesini söylediğini düşünüyorum bu sorunu.

    cuma akşamı istanbul'da baya meşhur bir balıkçıya gittik. masamıza servis yapan gençle muhabbete girdik biraz. türkmen'miş ve bir yıldır istanbul'daymış. sonra cumartesi halı bakmaya gittik kadıköy'de. orada da halıları açan, getir götüre bakan çocuk özbek'ti. o da bir yıldır buralardaymış ve okul için para biriktiriyormuş. oturduğum mahellede yabancı öğrencilerin de kaldığı bir vakıf yurdu var. buradaki türki görünümlü öğrencilerin de inşaat benzeri işler için seçilip götürüldüğüne şahit oldum bir kaç kez. sokakta karşılaştığım farklı aksanlı insan sayısı da çok arttı son 2-3 yılda.

    bu insanların ülkemize gelip çalışmasına karşı değilim aslında. ben de sınırların olmadığı bir dünya hayal ediyorum nihayetinde.

    ama, ama işte ama... bu çocuklar köleliğe yakın koşullarda çalıştırılıyorlar. sigortasız çalışıyorlar. sağlık güvenceleri yok. çok düşük ücretlerle çalışıyorlar. örneğin asgari ücretli bir türk işçinin maliyeti sigorta ve gelir vergisi ile 2 bin tl'yi geçerken, kaçak yabancı işçiler bin tl'ye çalışıyor. maaşları ödenmese, tacize, mobinge maruz kalsalar şikayet edebilecekleri bir yer yok. kaçak çalıştıkları ve sınırdışı edilebielcekleri için polisten deli gibi korkuyorlar. yine de polise, adalete güvenemeyen bu insanların mafyatik işlere girmesi ve suça bulaşmaları çok kolay.

    türk vatandaşlarının iş bulamaması durumuna hiç girmiyorum ki işin bu boyutu uzun vadede daha korkutucu olmalı.

    2000'li yıllarda ermeni ve gürcü kaçak işçiler çoktu istanbul'da. özellikle ev hizmetlerinde ya da tekstilde çalışıyorlardı. sonra balkanlardan gelenler vardı. afganlar 90'lardan beri akın akın geliyordu. suriye ile sınırlar açılınca akan milyonların üzerine türkiler de eklendi.

    hükümet üretimi desteklemek için bu duruma göz yumuyor olsa gerek diye düşünüyorum. kısa vadeli kısır düşüncelerle yapılan bu işlerin sonradan başımızı çok ağrıtacağı da bir gerçek. toplumsal dokunun, çalışma ortamının bozulması ve yaygınlaşan yasa tanımazlığın sonuçları çocuklarımızı biel etkileyecek derecede çok ağır olacak.