şükela:  tümü | bugün soru sor
  • uzun süredir yazmak istediğim konudur. başlıkta kastettiğim şey sosyal medyada ekli ve takip ettiğim, birinci ve ikinci erasmus zamanlarında edindiğim yabancı arkadaşlarımın günlük paylaşımları ve türk arkadaşlarımın (akrabalar da dahil olmak üzere) paylaşımları arasındaki derin fark!

    genellikle avrupa ülkelerinden olan bu arkadaşlarım malum yaz ayları olduğu için deniz, kum, güneş paylaşımları, yılın kalan zamanlarında da spor salonlarından, hobilerini icra ettikleri ortamlardan çektikleri fit ve sağlıklı görünüşleri ile gençliğin verdiği o enerjiyi yüzlerinde yansıtmakta ve yaşlarının hakkını vermekteler. gelecek kaygılarının olmadığı, varsa da bu konuda karamsar olmadıkları her hallerinden belli. burada kastettiğim şey ortamlarının daha iyi olması, partilerde çılgınlar gibi eğlendikleri değil. evet, orası da var ama detaylandıracak olursak, düzenli bir şekilde diş bakımlarını yaptırmaları, göl kenarında bisiklet sürmeleri, hobilerini her fırsatta paylaşmaları, evcil hayvanları ile geçirdikleri o mutlu fotoğraflar ile aynı gezegende yaşamadığımızı hissettiriyor.

    gel gelelim türk arkadaşlarımın paylaşımlarına! içlerinde çok ama çok az bir kesim kalburüstü ailelerin çocuklarından olduğu için yukarıda yabancı arkadaşlar için atfettiğim paylaşımlara benzer paylaşımlar yapmaktalar. fakat listenin büyük bir çoğunluğu totoyu göbeği salmış, spor deyince akıllarına halı sahadan başka bir şey gelmeyen, gözlerinin feri sönmüş tipler. son günlerde hızla yükselen döviz (özellikle amerikan doları) ve bedelli askerlik gibi konularda paylaşımlarına sıkça rastlamaktayım. iki ay kadar önce de seçimlerle ilgili olarak paylaşımlar yapıyorlardı zaten. günlerini kpss'ye hazırlanarak ve batak oynayarak geçiren bu büyük çoğunluğun bir kısmı özlü söz paylaşarak "edebiyattan nasiplendim" süsü vermeye çalışmakta, bir yandan da samimiyetsiz biçimde önemli günler ile ilgili iletiler paylaşmaktalar. umutsuz, sağlıksız, melankolik, düş kırıklığı içinde bir şekilde yaşama tutunmaya çalışan bu insanlara baktıkça aklıma platon'un mağara alegorisi geliyor.