şükela:  tümü | bugün soru sor
  • pek çok türkün yaptığıdır. bazı yabancılar da az değil ama turkish kebab deyip gülümseyince seviyor sanıyoruz.
  • (bkz: soğan)
    (bkz: salça)
  • zennedilmeyip; harbiden hayran olanlar *:

    -italyanlar
    -yunanlılar
    -ruslar
    -britanyalılar
    -romenler
    -sırplar
    -israilliler
    -sri lankalılar (vejeteryan olanı imana gelip iki haftada köfte yedi)
    -almanlar
  • sevenlerin arasina fransizlar ve almanlari da ekleyin.
    bu gozler, sirf is gezisinde rahatca yemek yemek icin geziden iki hafta once diyete baslayan is arkadaslari gordu.
    gayet dogru bir yargidir.
  • türk mutfağı dediğimiz gerçekten de dünyanın sayılı,lezzetli ve kaliteli mutfaklarındandır.

    dünyada hatırı sayılır bir itibarı vardır.seveni çok sevmeyeni azdır.
    bugün new york'ta manhattan'da bile kuru fasulye yeniyorsa bunun bir sebebi vardır.

    yabancılar tabi ki de türk mutfağını sever,bayılır.
    sevmeyen varsa henüz doğru yemekleri yememiştir.yahut doğru kişiden yememiştir.

    kendi mutfağını bilmeyen cahiller tarafından yerilebilir, doğaldır.
    herkeste yemek zevki olacak diye bir şey yok.
  • bir amerikalı iş arkadaşımdan duyduğum söz üzerine "zannetme" değil "gerçek" olduğuna kanaat getirdiğim hede.

    adamın yemeklerimizi aylarca tattıktan sonra tek sözü "there is no bad food in turkey" olmuştu...
  • italyanlarin pek de bayildigi soylenemez. ozellikle turk kahvaltisi olayini kendi kulturlerine uzak ve tuzlu, alakasiz, gereksiz vs. buluyorlar. bana da sorsaniz turk kahvaltisini tamamen bir israf olarak gorurdum. tamamen israf edilen yiyecekler, buzdolabina konulup konulup cikartilmaktan tadi kacmis peynirler, tekrar cikarilan tadi igrenc hale gelmis salamlar falan.

    onceden bu kadar beyaz yakalinin gostere gostere yaptigi bir kahvalti kulturu yoktu. pazarlari genelde iyi bir kahvalti hazirlanirdi, o da evde tabi. 2000'lerin basindan itibaren bu kadar istanbul'da ankara'da falan disarida pazar kahvaltisi yapmazsam olurum tribine girmis beyaz yakalilar cikti ve ayaga dustu o masalar.

    amerikalilar genelde begeniyor*, hollandalilar hastasi, almanlar bayiliyor, italyanlar ve fransizlar eh iste havasinda.
  • benden karnıyarık tarifi alan bir kanadalı ve dolmaya ruhunu teslim eden bir ispanyol gördüm. yunanların ise hasta olma gibi bir durumu yok ege mutfağı derken yarı yarıya ortak zaten. italyanlara gelince ne kadar lahmacuna sataşsalar da genel olarak seviyorlar. müthiş mantı yapan rus arkadaş ya da sarma saran macar konusuna girmiyorum bile. tanıdığım yabancılar arasında bayılmayana denk gelmedim, ben biraz daha zannededurayım en iyisi.

    türk mutfağını döner ve kebaptan ibaret sananlar da bir daha düşünsün.
  • kumpirin içini yedikten sonra patatesinin kabuklarını da yiyen italyan arkadaşım var. tanım: zan değil, gerçek.
  • -nasıl baklava ama yesene güzel değil mi?
    -turkish delight bak başka yerde bulamazsın.
    -ayran bak güzeldir yogurt greek olana benzemez.
    -lahmacun ye bak bi pizza da neymiş diyeceksin.
    -kebap artık duymayan yok tatmadıysan bi bak tadına.
    -mantı yok böyle bir dünya dene bi.
    -biber dolması parmaklarını yersin.
    -döner tatmamış olamazsın.
    -açma, gevrek yanında çay nasıl ama?
    -ohhoo kokoreçi bi denetelim sana.
    -turkish coffee başka kahvelere benzemez.

    diye uzar gider. soru yağmuruna tutarız insanları. bir de bunun turistik yerleri var ki tadından yenmez 'nasıl ama istanbul güzel değil mi?' gibi uzar gider. beğenmese bile ne diyecek arkadaş 'very good' diyip işin içinden çıkar ki genel cevap bu olur hep.

    geniş bir yemek içeriğine sahibiz ama onlara görünen genel olarak hamurlu, baharatlı ve kırmızı et ağırlıklı bir çeşitliliğimiz olduğunu düşünüyorlar.

    bizde bi beğenmesini isteme durumu var. o cevabı alacağız illaki olmazsa olmaz o. beğeneceksin arkadaş başka yolu yok diyoruz ki onlarda kırmıyorlar beğeniyorlar hep. mutfağımız tabii ki güzel ve lezzetli ama bunu seyrine, damak tadına bırakmak gerek. ondan sonra doğru cevabı bulabiliriz seviyorlar mı sevmiyorlar mı diye.