şükela:  tümü | bugün
  • genelde para, maddiyat gibi yahudilerin adının cıktıgı seyler hakkında veya kosher, tevrat, talmud gibi yahudilerin gündelik yasamlarıyla ilgili konulardan mütesekkil fıkralardır. yahudi kültürünü az da olsa tanıyanlar icin gercekten komiktirler. birkac örnegine aşağıdaki linkten ulasılabilir.

    http://www.hebrew4christians.com/humor/humor.html
  • duyduklarımdan söyleyebileceğim zekaya dayanan fıkralardır.

    küçük abraham yedi yaşında yahudi imam hatip okul muadili ilk okula gitmeye başlamış.
    birinci haftanın sonunda yani cuma günü saat onikide okul hafta sonu tatiline girince eve dönmüş.
    annesi sormuş :
    - abraham anlat bakalım bu hafta okulda ne öğrendiniz?
    - dinle anne, bu hafta musa peygamberi öğrendik, demiş küçük abraham.
    - peki anlatabilir misin?
    - musa peygamber bir mossad ajanıydı. gördüğü eğitim sayesinde mısır firavununun sarayına kimseye çaktırmadan girdi. esir alınmış yahudileri kızıl denizin kenarına kadar kaçırmayıbaşrdı.
    denizi geçmek için bütün yahudilere emir vererek yüzen köprüler kurdurdu ve yahudiler kızıl denizin doğusuna geçmeye başladılar. tam geçerlerken general firavun bunları orduları ve zırhlı birlikleri ile takip etmeye başladı. musa peygamber cep telefonunu kullanıp mossad'a haber verdi. mossad israil hava kuvvetlerine bildirince hemen f-16larla fantom uçakları köprüye varan mısır ordusunu ve tankları bombalamaya başladılar, köprünün yarısına kadar gelmiş mısır ordusu ve general firavun denize düşerek boğuldular ve yahudiler selametle karşı sahile geçtiler.
    annesi dehşetler içinde sorar.
    - abraham, haham hocan cidden, gerçekten böyle mi anlattı?
    - anne tam olarak böyle anlatmadı, ama herifin tam olarak anlattığı şekilde sana anlatsam hepten inanmayacaksın.
  • (bkz: antisemitizm)
  • moiz ölüm döşeğinde, son nefesini vermek üzere , gözlerini hafifçe aralayıp yatağın etrafındakilere bakar ve sormaya başlar:
    - abraham!...oğlum... burdaamisin?
    - evet baba burdaayim.
    - raşel!...kizim... burdaamisin?
    - evet baba burdaayim.
    - salamon!...oğlum...burdaamisin?
    - evet baba burdaayim.
    - o zaman dükkani kiime braktiniiz !!
  • yaman törünerden bir fıkra

    bir amerikalı, bir rus, bir çinli ve bir israilli yahudi sohbet ederlerken yanlarına bir gazeteci yaklaşmış ve “özür dilerim, kolayca et bulunamaması hakkındaki fikirlerinizi söyleyebilir misiniz?” demiş.

    amerikalı: “bir şeyin bulunamaması ne demektir?” diye sormuş.

    rus: “et nedir?” demiş.

    çinli: “bir şey hakkında fikir söylemek ne anlama gelir?” demiş.

    yahudi: “ tabii fikrim var da, özür dilerim ne demek?” diye cevaplamış.
  • --- spoiler ---
    salomon, büyük bir bankanın kapısı önüne yerleşmiş kestane pişirip satıyor, iyi de para kazanıyordu. bir gün dayısının oğlu levi yanına geldi.
    — salomon, başım çok darda. bana bin frank borç verir misin?
    — veremem.
    — yapma be salomon! neden?
    — veremem dedim ya… banka ile anlaşmamız var. ben kimseye borç para vermeyeceğime, onlar da kestane satmayacaklarına söz verdiler.
    --- spoiler ---
  • iki yahudi arkadaş bir katolik kilisesinin önünden geçiyormuş. kilisenin duvarında, katolik olmayanlara hitap eden büyük bir afiş asılıymış: “bize gelip katolikliği kabul ederseniz hemen 30 bin dolar nakit para alacaksınız!”. yürümeye devam eden iki arkadaş bu teklifin ciddi olup olmadığını tartışmaya başlamış. bir hafta sonra, aynı kilisenin önünde yeniden buluşmuşlar ve biri diğerine sırrını açmış: “o teklifin ciddi olup olmadığını hâlâ merak ediyorum.” bunun üzerine arkadaşından küçümser bir tavırla şu cevabı almış: “ah siz yahudiler, aklınız fikriniz para!”

    kaynak: zizek'ten nükteler

    düzelti: imla...
  • moız ve solomon istanbul'da iş yapan 2 ortak tüccardır ve konfeksiyon işleri yaparlar. birgün bir duyum alırlar ki haki renk kumaş müthiş prim yapacakmış. bunlar tüm depoyu haki renk kumaşla doldurmuşlar tabi.

    gel gelelim haki renk kumaş bir türlü patlama yapmaz. öyleki başka kumaşları da olmadığı için zarar etmeye bile başlamışlar. çanlar artık iki ortak için çalmaya başlamış yani.

    kimi attan düşmüş kimi eşşekten günler geçip gitmiş. bu ikili aylak aylak otururken dükkana bir albay girmiş. demişki "haki renk kumaş var mı?" ortakların gözleri parlamış tabi. her yer haki renk kumaş.

    albay beğenmiş kumaşları. tabur için alacağı için depodaki tüm kumaşlara talip olmuş. "hepsini alıyorum,ama bizde emir komuta zinciri var, örnek aldığım bir kumaşı komutanlara göstermem lazım, yarın öğle 13'ye kadar olumsuz telgrafı gelmezse depodaki tüm kumaşı tugaya getirin"

    o gece ikilinin gözüne uyku girmez tabi. ha oldu ha olacak yani. ertesi gün olur ama saatler geçmez. 11 olur, 12 olur ama 13 olmaz saat.

    gözler yollarda olumsuz telgrafı getirecek olan postacıyı beklerler.

    15 dk
    10 dk
    5 dk gelen giden yok
    son anda solomon caddenin sonundaki postacıyı görür. herşey bitmek üzeridir. ama belki postacı onlara gelmez, belki başka dükkana girer belki de direk transit geçer.

    ancak postacı bizim ortakların dükkana girer. moiz kendini bırakır, solomon ağlamak üzeredir.

    postacı telgrafı verir, solomon yavaşça açar.

    -moiz...mooiiz...
    -ne oldu??
    -müjdemi isterim moiz..
    -ne oldu çabuk söyle..
    -baban ölmüş....