şükela:  tümü | bugün
  • bugünkü malum olaylardan sonra acilen meclisimizce oylanıp kabul edilmesi gereken olay. evet.
  • hollywood'un ana besin kaynağı. tamam kardeşim soykırıma uğradınız ve tarif edilemez bir acı. ama savaş sadece size gelmedi. savaşmak istemeyen alman ve ruslar kendi komutanları tarafından vuruldu. alman topraklarına giren 2 milyon asker alman kadınlarına tecavüz edip çocukları katletti. bunlara da filmler çekin. amına kodumun hitler'ine karşı gelemediği için (karşı gelse öleceğinden) mecbur kalıp ölenlere de filmler çekin.
  • hiçbir boku bilmeyen ama bir çok boku bildiğini sanan tiplerin olmadığını ya da abartıldığını iddia ettikleri soykırımdır.

    “omo doho cok hrostoyonlor oldo”!

    bu savaşta almanlar ve müttefikleri için yahudi olmak katledilmek ve kamplara gönderilmek için yeterli bir sebepti. avrupa’daki yahudi nüfusu neredeyse 0’landı. bu yüzden soykırım deniyor, zira belirli bir millete ve dine ait insanların sistematik olarak ortadan kaldırılması durumu var.

    peki ruslar almanlara “hristiyan” oldukları için mi savaş açtı ya da fransızlar italya’ya?

    hristiyan ölümlerininin neredeyse tamamı hristiyan kimliği sebepli değildir.

    hoş! sanki ölen 50 milyon hristiyan çok da umrunuzda ya!
  • srebrenitsa katliamından çokta farklı değildir.

    insan insandır, politikacı ve askerlerin yediği boklardan hiç bir birey sorumlu değildir.

    insan olmak, insana yapılan zulme üzülmeyi gerektirir. o zulümden dolayı bütün bir millete kin duymayı değil.
  • https://www.facebook.com/…-mmhl-yz_-__4&pnref=story

    diyor ki:

    "" savaş çıktığında 14 yaşındaydım. kendi kendime dedim ki: "yaşarsam eğer, asla sessiz kalmayacağım." ve kalmadım da.

    ben sonia k. ve ben yahudi soykırımından canlı kurtulan biriyim. warsaw'da yaşadım. naziler beni saklanırken buldular ve dışarı çıkardılar. her yer yanıyordu ve bir seçim yapmak zorundaydık: ya burada yanacak ya da dışarı çıkacaktık... nereye götürdüklerini biliyor olsak da yine de gittik. yaşam çok kıymetli bir şeydir ve sen onu olabildiğince uzatmaya çalışırsın.

    naziler sonia'nın annesini, babasını ve erkek kardeşini öldürdü. sadece o ve kız kardeşi hayatta kaldı.

    auschwitz'e geldiğimizde traş edildik, kollarımız damgalandı, 5'er kişilik sıralara dizildik. ben ve kız kardeşim dördüncü sıradaydık. bir nazi subayı yanaştı ve "burada ayakkabıcı var mı?" diye bağırdı. ikimiz de 17 yaşındaydık. ayakkabıcı mıydık? tabii ki hayır! elimi neden kaldırdım bilmiyorum. annem babam öldürülmüştü, hayatta tek kardeşim kalmıştı ve kardeşimi elini kaldırması için dürttüm. öldürülen insanların ayakkabılarından asker ayakkabısı üretmek için seçildik ve ayrıldık diğerlerinden. bir çift bebek ayakkabısı gördüğüm her an, rengi farketmiyordu, kalbim duracak gibi oluyordu.

    bir gün gene çalışmaya giderken arkama baktım ve bir tren gördüm: macaristan'dan gelip gaz odasına gidiyordu doğrudan. ve trenin dışında bembeyaz gelinlik giymiş bir gelin. düğünden alınmış ve elbette "duş almaya gittikleri" söylenmişti. ölene kadar o gelini unutmayacağım..."
  • (bkz: holokost)
    (bkz: arabaya inanmak)