şükela:  tümü | bugün soru sor
  • duyduklarıma göre yahudiler ve hıristiyanlar çok üzülmüş bu duyduklarına... biz diyorlar oysa ki çok dost olmak istiyorduk o eylemi gerçekleştirenlerle. noel babayı da sokmayız bacadan, çam ağacı da koymayız evimize, yeter ki gelsinler, bir çayımızı içsinler diyorlar. üzülmemek elde değil.
  • napalım? ayakkabı kutusuyla para götürenleri mi dost edinelim?
  • dost edinmeyin ama basiniz derde girince refah ulkelerine siginip sittigin sene orada barinabilirsiniz, hani nasil diyor siz, acliktan olme tehlikesi varsa domuz yiyebilmek gibi falan. azcik pragmatik olun.
  • konunun ne yahudiler ne hıristiyanlar ne müslümanlar ne de dostlukla ilgili olmadığının bizzat hz. ali tarafından açıklanmasının üzerinden 1400 yıl geçmesine rağmen hala hz. ali'nin değil de haricilerin tefsir ettiği gibi anlaşılmaya çabalanan ayet.

    mufassal bilgi ahmet cevdet paşa'nın kısas-ı enbiya ve tevarih-i hulefa'sında mevcuttur.
  • ilk kez üniversite 2. sınıftayken duyup "oha" dediğim ayet. "hani hoşgörü diniydi lan bu?" diye merak edip araştırmıştım. ayeti kuran'da da bulunca, bi miktar şaşırdım tabii. o zaman gerçek islamın bu olmadığını bilmiyoruz. neyse, bu olaydan 3-4 gün sonra da izmir yahudilerinden bir kızla çıkmaya başlamıştım. önce "ulan evren acaba bana mesaj mı veriyor?" diye merak ettim. sonra da "ahaha evrenin amına koyayım" diyerek devam ettim.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)
  • tartışılmayacak derecede tutarlı ve haklı hükümler içeren bir ayetin çarpıtılmasıyla ortaya çıkan sözdür. ego mastürbasyonu yapmak isteyenlerin bir numaralı hedef tahtasıdır maide 51.

    konu dostluk-arkadaşlık ilişkisi değildir; ayet, yahudilerin ve hristiyanların kendilerini tanrının çocukları; hatta sevgilileri olarak görmesiyle ortaya çıkan şımarıklığın/sapkınlığın karşılığında verilen hükmün doğrulanmasını anlatır.

    kendilerini imtiyaz sahibi olarak gören ve geri kalan herkesi köle olarak addedenleri veli ya da dost(!) olarak görmek ne derece akla mantığa uygundur?

    ayrıca; 51'den önceki dört ayete baktığınızda, bir konuyu irdelerken bağlamdan kopmamak ilkesinin de ne derece önemli olduğunu anlayacaksınız. tevrat'ı ve incil'i takip edenleri dışlamayıp onlara sahip çıkan; durum ve eylem arasındaki ilişkiyi oldukça zarif bir üslupla anlatan kuran'ın "yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin, hatta öldürün; hatta kafasını kesin, canınız isterse kalbini falan çıkarıp yersiniz" diyeceğini mi zannediyorsunuz?

    açıkça; kuran'da genelleme yapmadan, yahudilerin ve hristiyanların bir bölümünün kibirli ve sapkın davranışlarını vurgulayarak, "bu kitabı kapsayıcı olarak indirdik, yanlış rehberler edinmeyin" mesajı veriliyor.

    kuran ile ilgili saçma sapan kanaatlere getirilen mantıklı ve makul açıklamalardan sonra, aynştayn meslek yüksekokulu terk tiplerin "inanmadığım dinin, inanmadığım kitabının, inanmadığım ayetlerinin, inanmadığım hükümlerinin, inanmadığım bilmemneleri" diye komik bir savunma haline geçmeleri açıkçası iyi niyetli tüm yaklaşımları öldüren cinsten bir manyaklık.

    ne düşünüyorsan, senin düşüncen arkadaşım; seninkiler sana, benimkiler de bana. sana ne vicdanen, ne de inanışım gereği bir şeyleri inanma sebebi olarak sunma hakkım yok; ayrıca getirdiğiniz kanaatin saçma oluşu yüzünüze vurulduktan sonra, "o şey aslında öyle olmuyor" diye kasıntı triplere girmeyin gözünüzü seveyim. ayıp lan, kocaman insanlarsınız.

    ayetleri bilerek çarpıtan, bunun için pusuda bekleyenlerin tavrı ve davranışı, ortalama bir müslümanın yobaz söylemleriyle tıpatıp aynı. gerçi kabahat yalnız sizde değil. bu ayetleri ilahiyat kökenli hasta ruhlu dincilerden dinleye dinleye ego mastürbasyonu olmadan yaşayamayan robotlarla doldu ülke. o yüzden, art niyetli girişimlere ve yorumlara pek şaşırmıyorum artık.

    edit: imla.
  • (bkz: sana ne aq)