şükela:  tümü | bugün soru sor
  • son birkaç aydır aklımı kurcalayan, an itibari ile yeniden aklıma gelince sizlerle de paylaşmak istediğim teorimdir.

    yahudilerin ölümsüzlüğü bulduğunu düşünüyorum. yani şöyle aslında. tam olarak ölümsüzlüğü değil fakat altered carbon izleyenlerin de bildiği; beyin transferini bulmuş olabilirler. beyin transferi diyince aklınıza maddesel bi transfer gelmesin. örneğin sizler öldükten sonra tüm bilinciniz, tüm eğitimleriniz, tüm tecrübe, duygu ve yaşanmışlıklarınız aynı şekilde kalıyor ve yeni bir bedene aktarılıyor. bilen bilir; öbür dünya safsatasından çok reenkarnasyonun mantıklı olduğuna inanırım. yani öldükten sonra başka bir bedende yeniden hayat bulmaya fakat geçmişe dair hiç bi şeyi hatırlamadığımıza.

    (bkz: reenkarnasyonun obur dunyadan mantikli gelmesi)

    (bkz: reenkarnasyonun cennet cehennemden gercekci olmasi)

    yine bu düşünceden yola çıkarsak eğer yani benim savım(reenkarnasyonun olması) %00000.1 ihtimal dahi doğruysa -ki dinlerin doğruluğuna kıyaslarsak aslında benim savım %30 ihtimal doğrudur- ; bizler öldükten sonra yeniden farklı bedenlerde farklı kimliklerle dünyaya geliyoruz bir şekilde. eğer olay buysa; yahudiler bu reenkarne olayını kontrol altına almayı başarıyor olabilirler. yani bizler geçmişten kopuk, random bir yaşam içerisine adapte oluyorken, onlar yeni bedenlerini seçiyor ve kontrol altında tutabiliyor olabilirler. etrafınıza bi dönün bakın. ne görüyorsunuz?

    benim gördüğüm tek şey kölelik. büyük baronların istekleri doğrultusunda ölene dek yapmak zorunda olduğumuz işler. her işin başında birileri var. bankacılık sektörünün, turizm sektörünün, emlak, silah, uyuşturucu, internet vs vs. hepsinin başında topladığın zaman bir avuç edecek insan topluluğu var. sayıları en fazla 100-200. dahası değil. bu 200 kişinin kölelerini görüyorum etrafa baktığımda. onlar ne istiyorsa, dünya nereye yönelsin deniyorsa o noktaya ilerliyor herkes. bilerek ya da bilmeyek, manipülasyonla ya da kendi arzusuyla. farketmiyor, nokta yine onların istediği yerde bitiyor. o adamların da kimler olduğunu hepimiz az çok tahmin ediyoruz tabi. başlıkta da isimleri geçiyor zira. hal böyle olunca bu adamların o konumlarda rastgele yer almadığını düşünüyorum. böyle adamların 40-50 senede " eğitilerek " o konumlara gelemeyeceğini düşünüyorum. bu adamlara baron diyelim. düşün; bir baronsun. 50 yaşında geldin baronluğa. en tepedesin, bir parmak hareketinle bir ülkenin x şehrinde kaos yaratıyor, bir imza ile dilediğin bir bankayı borç batağına saplayabiliyor ya da herhangi önemli bir şahsa suikast düzenletebiliyorsun. 50 yıl geçtikten sonra sen ve senin tüm akranların ölüyor, yerine yenileri geçiyor 50 yaşında. 50 yıl sonra onlar ölüyor, yerine yenileri geçiyor. isimler, şahıslar, karakterler, hayatlar, deneyim ve tecrübeler, duygular, arzular, her şey ama her şey sürekli değişiyor fakat mevcut sistem hep kararlı, hep yukarı ivme ile hareket ediyor. hiç sekmeden, bozulmadan, kırılmadan, dağılmadan her şeyi her an ama her an kontrol altına tutarak dünyayı yönetmeye devam ediyor. nasıl mümkün olabilir bu? nasıl her seferinde " en doğru hamleler " yapılarak yüzlerce yıl bu kölelik sistemi sürdürülebilir.

    bakın şu haberlere;

    https://www.sabah.com.tr/…-icin-de-bir-ust-akil-var
    https://www.sozcu.com.tr/…parisi-veren-kim-1411147/
    https://www.haberturk.com/…ye-uzerinde-oyun-oynuyor

    bunu söyleyen adam sokaktaki sıradan bi vatandaş değil. bu ülkenin cumhurbaşkanı.

    bir üst akıl var diyor. devletlerin de üstünde.

    --

    bu kısımdan ben devam ediyorum;

    bir üst akıl var. her şeyi, herkesi yöneten, yönlendiren birileri. bunun varlığını da pekçoğumuz biliyordur zaten fakat şaşılması gereken nokta bu değil işte. asıl nokta; bu adamlar ölüyor ve yerlerine geçenler nasıl aynı istikrarla bu mücadeleyi sürdürebiliyor? nasıl hiç bozulma, çökme yaşanmadan devamlı artış pozisyonuyla hareket edilebiliyor? 300 yıl önceki artış süreci nasılsa şimdiki süreç de eminim aynı ve fazlası hatta. bu sadece tüm tecrübe ve yönetim anlayışının "sabit" oluşuyla gerçekleşebilir benim nazarımda. sıfır duygu, sıfır hırs, sıfır insani faktör. neyse kelimeleri uzatmanın manası yok. şu noktaya varıyorum;

    devletlerin de üstünde bu sistemi oluşturmak ayrı bir güç; onu yüzlerce yıl aynı istikrarla ayakta tutup sürekli daha da büyütmek apayrı bir güç hatta insan üstü bir güç gerektirir bana göre. bu yüzden bu kısımlarda yer alan insanlar rastgele, şans eseri o noktalara varmıyor; öldükten sonra tüm bilinçleri farklı bir canlıda hayat bularak yeniden aynı konumlara erişiyor olabilirler.

    şunu demiyorum. ölenin tüm zihni içinden sökülüp altered carbondaki gibi bi flash diskin içine aktarılmıyor. ardından o disk yeni canlıya entegre de edilmiyor. benim düşüncem; ölenin yerini alacak kişi yine kendi içlerinde doğuyor olabilir. neticede bambaşka bi toprakta doğsa nasıl bulup getirecek di mi. bi mistik güç, materyalist öğretiler ne bileyim farklı bi yollar vs. uygulanarak ölen kişinin tüm hayatı yeni bir canlıyla tekrar dünyaya gelerek kaldığı yerden görevlerine devam ediyor olabilirler.

    saçma geliyor. baya hem de, farkındayım fakat bundan 100 yıl evvel elinizdeki cep telefonu da saçmaydı. imkansızdı. bundan 200 yıl evvel oturduğun yerde kamera açıp yarrağını okşarken elin fransasındaki destinee ile omegle üzerinden sanal seks yapman da çok manasız görünüyordu. yani her şey bir düşünce eseriyle ortaya çıkıp üstüne eklenerek bugünlere ulaştı. belki bizler binlerce yıldır bunu hiç düşünmediğimiz için ihtimalini bile önemsemedik fakat birileri buna kafa yormuştur ve bi yerlerde ipuçları yakalayıp üstüne giderek günümüzde yeniden hayat bulmayı başarmıştır. olamaz mı?

    olamaz diyenin amına koyim. eyyorlamam bu kadar, hadi hayırlı işler. evet.
  • suraya ufleyerek gelmeyinnn
  • en azından denedin kardeş.
  • okumadım fakat güzel bir bilim kurguya benziyor. filmini çekerseler kesin izlerim
  • şu cevaplara bak inci sözlük terk amk yeri. güzel güzel, devam. evet.

    edit. ayrıca sözlükteki " yazarların " cevapları böyleyken; çaylaklardan gelen bi mesaj şöyle;

    https://eksiup.com/a6dd037e0276

    yer mi değişseniz acaba sayın amına koduklarım?
  • bu teoriye gore, sanki ölenlerin yerlerine sifirdan birileri getiriliyormus gibi dusunulmus ama dostum zaten bu adamlar olmeden once yerlerine gelecek insanlar, onlarin tecrubelerinden cikarilan derslerle egitildikleri zorlu bir egitim surecinden geciyorlardir bence.
    bir tecrube aktarimi oldugu kesin ama zeki insanlari zorlu egitim sureclerinden gecirerek sifir ego, sıfır duygusallik seviyesine ve kusursuz bir kakar alma mekanizmasina sahp hale getiriyorlardir diye dusunuyorum.
    ayrica dinlere karsi o kadar eyyorlanip da fiziksel bir etmen olmadan sadece ruhsal bir reankarnasyonla durumu aciklaman da kendi icinde celistigini gosterir bir durum. madem inaniyorsun neden dinler ve hesap gunu olmasin?
    inanmiyorsan da reankarnasyonu altered carbondaki gibi fiziksel yaptirman lazim.

    ayrica o kadar ölüp dirilmeye ve her seyi hatirlamaya yetecek memory de oldugunu sanmiyorum.

    bunlara ragmen ana tema fena degil, gidis yolun sikintili, anlatim eh iste. ozetle guzel deneme. gelistirilirse neden olmasin?
  • şirkete ceo mu yetiştiriyorsunuz ağam? dünyayı yönetecek adamlardan bahsediyoruz. bu adamlar öyle " dur şunu yetiştireyim da büyüyünce dünyayı yönetsin " kafasıyla yetiştirilir mi? biraz mantık. eğer ortada sürekli yetiştirilen elemanlar üzerinden dönen bi devran olsaydı o sistem bana kalırsa çoktan çöker giderdi. burda net bir fikir var ve bu fikir hep aynı randımanda işlemiş o yüzden elin oğluna güvenerek tüm güçler eline verilemez diye düşünüyorum. kendi içinden hatta kendin olmalısın bu gücü sürekli elinde tutan kişi. o yüzden kısa süreli bi devretme durumu belki yaşanabilir o da tekrar gücün hayat bulup yeterli fiziksel yetiye kavuşması beklenene dek sürecektir.
    bir insanın dünya üstü eylemlerle farklı bir bedende yeniden hayat bulabileceğine inanıyorsun da dinlere, öbür dünyaya neden inanmıyorsun denmiş. güzel bi bakış açısı takdir ettim bu sebeple sözlerimi çürütebilir görünüyor fakat ben düşüncelerimi mantık çerçevesinde düşünerek söylüyorum. mistik olaylar yoktur, materyalizm boştur demiyorum sadece öbür dünya, cennet cehennem olaylarındaki mantık uyumsuz diyorum. neden uyumsuz yani mantıksız olduğunu ilk entryde (bkz) verdiğim 2 başlıkta açıkladım. dünyadaki yaşam şartlarımızla öbür dünyada vaadedilenler örtüşmüyor çünkü. örneklendireyim kısaca. ben kod delisiyim diyelim. manyak gibi kod yazıyorum uygulama geliştirip insanlara sunuyorum ve bundan deli gibi keyif alıyor, tatmin oluyorum. bana cennette bu vaadedilebilir mi? cennetteki insanlar uygulamamı indirip kullanabilir mi mesela? ya da oralarda da telefonları üreten işçiler olur mu vs vs trilyon tane örnek. hani her şey sonsuz ya sonuçta, e ben de böyle şeyler diliyorum. bize vaadedilenlere baktığımda da sadece bol kadın, bol ırmak, bol şarap görüyoruz. o kadar. yani mesele mistik olayların saçmalığı değil; cennet cehennem düşüncesindeki vaadedilenlerin isteklerimiz arasındaki tutarsızlığı. o yüzden saçma geliyor. hal böyle olunca da reenkarnasyona inanıp yeni bir bedene geçiş için mistik güçleri kullanma fikri saçma olmuyor. belki bu güçler mevcuttur( belki mistik bile değildir hatta, bi elektronik aygıt dahi geliştirip bunun sayesinde yapıyor olabilirler neticede tesla da manhattan'da deprem yaratmış bir insandı o tarihlerde) ve bu sayede yeniden hayat bulma sağlanıyor olabilir diyorum.
  • 1100 ler. knights of templar(tapınak şövalyeleri) kudüs ve çevresinde etkili oluyorlar.

    18 mart 1314'te jacques de molay liderliğindeki son tarikat mensupları fransa kralı iv. philippe ve dönemin papası v. clement ortaklığıyla fransaya çağrılması neticesinde baphomet'e tapma(burası mühim), orgy'lerde bulunma, şeytanın kıçını öpme, isa'yı reddetme gibi gerekçelerle idama mahkum edilip öldürülüyorlar.

    baphomet

    14 yy. da aforoz edilen tapınakçıların taptığı iddia edilen figür.

    eliphas levi

    1810-1875 yılları arasında fransa'da yaşamış yazar, çizer, kara büyücü. metafizik, maji öğretisi, kabala, ritüeller gibi konularla ilgilenmiş birisi.

    aynı zamanda baphomet'in en bilindik tasvirinin çizeri.

    aleister crowley

    1875 yılında doğan satanist yazar, kara büyücü. şeytanın kalemi olarak tanınır. eliphas levi öldüğü yıl doğmuştur. önceki hayatında eliphas levi olduğunu iddia etmiştir. eliphas levi'nin yazdıklarını çevirdiği kitapları vardır.

    https://www.amazon.com/…-eliphas-levi/dp/0877280789

    burası alakasız ama bilgi olsun.

    oğlunun adı aleister ataturk crowley'dır.

    --

    tüm bunları niye yazdım.

    1100 lerde peydah olmuş bir örgüt. 1300 lerin sonuna doğru fransız kralının örgüte girememesinden ötürü hepsini yok edip ganimetlerine konma düşüncesiyle yok olmuş bir yapı. gerekçeleri de yine baphomet'e tapınma, farklı ahlaksız eylemler vs. aradan geçen 400 yılın ardından baphometi tasvir etmiş ünlü bir isim. ölümünden birkaç ay sonra peydah olmuş bir çocuk ve ölen ismin kopyası eylemler, hayat felsefesi. 700 küsür yıl önce belirlenen suçlar yüzünden yok olması planlanmış örgüt izlerinin günümüzde hala kanlı canlı hayat buluyor oluşu, satanizmin ve baphomet sevgisinin sürekli devam etmesi. ilginç yani. garip. evet.

    edit. isim düzeltmesi yapıldı @fij adlı arkadaşa teşekkürler.
  • olmayan ihtimal. bulsalar satarlardı.