şükela:  tümü | bugün
  • enteresan bir sorunsal
    (bkz: tevbe suresi 30. ayet)

    --- spoiler ---
    yahudiler, "üzeyr allah'ın oğludur" dediler. hırıstiyanlar ise, "isa mesih allah'ın oğludur" dediler. bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. allah onları kahretsin. nasıl da haktan çevriliyorlar!
    --- spoiler ---
  • muhtemelen allah'ın hristiyanlığı yanlış anlamış olması ile benzer bir yanıtı olan sorunsal

    google'da biraz deşince en iyi karşı argüman su...10.yy'da yazılmış islami kaynaklarda peygamberin yaşadığı dönemde yemen taraflarındaki bazı yahudilerin uzeyr'e (ezra)'ya allah'in oğlu dediği iddiası var.
  • kuran'ın bug'larından sadece biridir.
  • tdv islam ansiklopedisi'ne gore
    http://www.islamansiklopedisi.info/…php?idno=420402

    --- spoiler ---
    islâm kaynaklarında üzeyir hakkında nakledilen bu rivayetler yahudi tarihinde önemli bir yere sahip olan ezrâ’yı akla getirmektedir. nitekim “pseudographik” metinlerden ıv. ezrâ’da (ıv/19-48) bu rivayetlere benzer bir anlatım bulunmaktadır. yahudi geleneğine göre ezrâ bir peygamber değildir, fakat yahudilik’te peygamberden üstün bir konuma sahiptir. yahudi din bilgini rabbiler onu hz. mûsâ ile mukayese etmiş ve onun da hz. mûsâ gibi tevrat’ı almaya lâyık olduğunu ileri sürmüştür. rabbilere göre hz. mûsâ daha önce gelmeseydi tevrat ezrâ’ya verilirdi (sanhedrin, 21b). a. geiger, kur’an’da yer alan üzeyir’le ilgili ifadenin talmud’daki aşırı saygı ifadesinin yanlış aktarımından kaynaklandığını ileri sürer (judaism and ıslam, s. 154).

    yahudiler arasında ezrâ’nın allah’ın oğlu olarak yüceltildiğine ilişkin yahudi kaynaklarında herhangi bir bilgi yoktur. geleneksel yahudi inancında da bunun bir işareti görülmemektedir. bu sebeple yahudi bilgini mûsâ b. meymûn, kur’an’daki bilgiyi yahudilere karşı bir iftira şeklinde değerlendirir (jacobs, ı, 181). sa‘lebî, ibn cerîr et-taberî, ebü’l-fidâ ibn kesîr, fahreddin er-râzî ve tûsî gibi müfessirler âyetin bütün yahudileri kapsamadığını belirtir (ayoub, s. 9-14). tefsirlerde yer alan rivayete göre bunu söyleyenler medine’deki bir grup yahudidir (ibn ebû hâtim, vı, 1781; ibnü’l-cevzî, ııı, 424). ibn hazm ise yemen civarında yaşadıklarını söylediği sadûkiler’in ezrâ’yı allah’ın oğlu olarak kabul etme inancını taşıdıklarını belirtir. ona göre sadûkiler’i diğer yahudi gruplardan ayıran en önemli inanç budur (el-fasl, ı, 99). makdisî ise ezrâ’yı allah’ın oğlu diye kabul eden yahudilerin filistin yahudileri olduğunu, bunu ezrâ’yı yüceltmek ve onu onurlandırmak için yaptıklarını, diğer yahudilerin bunu kabul etmediklerini söyler (el-bed? ve’t-târîh, ıv, 35). yahudi asıllı iskenderânî ise hicaz bölgesindeki karâîler’in bu inanca sahip bulunduklarını nakleder (lazarus-yafeh, s. 53).

    ezrâ / üzeyir’i allah’ın oğlu diye nitelendiren yahudi gruplarına dair verilen bilgiler tarihsel açıdan doğrulanabilecek nitelikte değildir. yemen yahudileriyle ezrâ arasında bir lânetleşmeden söz edilmekte, bu da ibn hazm’ın verdiği bilgiyi geçersiz kılmaktadır. makdisî’nin görüşü de tamamen temelsizdir. karâîler’in mezhep yapısı da iskenderânî’nin görüşünü doğrulamaktan uzaktır. bununla birlikte kur’an’da yer alan (et-tevbe 9/30) ifadeyi mecazi olarak anlamak da uygun değildir. zira yahudilerin üzeyir hakkında söylediklerinin, hıristiyanların hz. îsâ hakkındaki inançlarına paralel şekilde zikredilmesi böyle anlamayı engellemektedir. esasen kur’an’ın indiği dönemdeki hicaz bölgesi yahudilerinde böyle bir inanç vardı ve hicaz yahudileri diğer yahudiler gibi bir kurtarıcı mesîh beklentisi içindeydi. ancak ezoterik inanç yapısına sahip bu bölge yahudilerinin beklediği mesîh farklıydı. muhtemelen onlar bu mesîhe “tanrı’nın yardımcısı” anlamında ibrânîce azaryahu yahut ozer diyorlar ve onun tanrı’nın oğlu olduğuna inanıyorlardı. bu kelimeler arapça’ya üzeyir şeklinde aktarılmıştır. buna göre tevbe sûresindeki uzeyr kelimesi bir isim değil mesîhe verilen bir unvandır şeklinde düşünülebilir. üzeyir unvanını taşıyan bu mesîh de newby’nin işaret ettiği gibi enoh olmalıdır. zira enoh’a atfedilen sıfatlarla hıristiyanların mesîh diye îsâ’ya atfettikleri sıfatlar birbirine çok benzemektedir (adam, s. 103-118).
    --- spoiler ---

    super bir aciklama da ufak bir sorun var..enoh dedikleri bildigimiz hz. idris yani nuh'un dedesi. kendisi tarihsel acidan musa'dan yuzyillar sonra tevrat'i toparlayan adam olamaz.