şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: yakala)
  • (bkz: basmak)
  • yaka-lamak . herhangi birşeyi yaka şeklindeki hareket ile tutma, kavrama, yolundan saptırma, ele geçirme, sahip olma, durdurma, kendiliğini yitirmeyi sağlama, bitirme, başlatma, dışlama eylemlerinin hepsini birden indükleyen eylemler bütünü.

    örnek olarak nesnel/somut başlayalım; "sallanan ipi yakaladım". ben bu eylemi yaparken elimle yaptım ve elimle öncelikle ipe doğru yaklaştım-ivmelenerek veya değil- daha sonra da onu kavramak için ona bir yaka oluşturdum çemberin oluşmadan önceki durumunu yani yakayı oluşturdum. yani başparmağım ve işaret parmağım tam çember olmadan , yakalayacağım şeyin bir boyutu olduğundan ,yaka haline getirip eylemimi gerçekleştirdim. ancak yakalama eylemini an'dan daha fazla sürdürdüm mü? tabii ki hayır çünkü, yakalama anlık bir eylemdir. peşinden gelen tutmak ve kavramak veya bırakmak eylemlerine dönüştürmeliyim eylemlerimi. o halde yakalamak bir objeye yaka oluşturmak kadar açık ve net bir eylemdir. daha soyut örnekler üzerinden mantığımızı denemek gerekirse;

    mutluluğu yakalamak; mutluluğun bulunduğu anı anlatmak amacına hizmet eden kullanım. ancak bir önceki örnekteki gibi mutluluk durumunun stabil ve mutlak olmadığını bize ispatlamakta . çünkü yaka bir yerinden delinmiş çember gibidir. tutmak, kavramak, bırakmamak, elinden kaçırmak, bırakmak eylemlerinin takip etmesini gerektiren bir eylem. kullanım aslında " .......olduğunda mutluluğu yakalamıştım." olarak belki de sıklıkla bu yüzden kullanılmaktadır.

    eski türkçede yaka; kenar, sınır , giysi yakası olarak ;yağumak/ yakmak, yaklaşmak, bitişmek, kenarında olmak , yakın olmak, bitişik olmak anlamlarına gelmektedir (8-11 yy)

    yakalamak, içinde kader bilgisi içeren peşindeki eyleme çok bağımlı bir eylem gibi görünmektedir.
    yakaladığını düşünmek, ilerisini de görmeyi,planlamak, düşünmek gerektirmektedir.

    " nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile." nisa suresi : 78
    " ayetlerimizin tümünü yalanladılar da biz de onları onurlu ve güçlü birine yaraşır bir yakalayışla yakaladık. " kamer suresi : 42
  • tutmak, kamrıklamak, kamçaklamak, pençelemek, kapmak.

    "demek ki yaratıcı edim, yarattığı ya da yeniden canlandırdığı birkaç nesne aracılığıyla, dünyayı yeniden ele geçirme ereğini güder. her resim, her kitap varlığın bütünlüğünün yeniden ele geçirilişidir; her sanat yapıtı bu bütünlüğü seyircinin özgürlüğü önüne getirir. çünkü sanatın son ereği de budur: dünyayı olduğu gibi, ama sanki kaynağını insani özgürlükten alıyormuş gibi göstererek yeniden ele geçirmek, yakalamak." jean-paul sartre - edebiyat nedir

    (bkz: yaka paça)
    (bkz: el atmak), el salmak
    (bkz: hırsız tutmak)
  • uyanıkken yakalayamıyorsa uykuda yakalar.
    uykuda yakalayamıyorsa uyandırıp da yakalar.

    kaçmak mümkün değil.