şükela:  tümü | bugün
  • hayvanlar** yaralandıkları zaman ya da operasyonlardan sonra yaralarını yalamasınlar, ısırmasınlar, kaşımasınlar diye boyunlarına takılan hunimsi plastik zerzevat. yaranın iyileşmesine katkısı büyüktür. ama hayvancağızları deli eder çünkü kafada o şeyle yürümek, denge sağlamak, etrafi görmek-duymak, dar yerlere girmek ve yemek yemek zorlaşır.

    boyuna denk gelen kısım kafadan geçmeyecek kadar dar (ve tabii ki hayvancağızı boğmayacak kadar geniş) olmalıdır; aksi takdirde özellikle de bir kedinin yakalıktan kurtulması 5 saniyesini almayacaktır.

    http://www.kedimveben.com/bakim200605.htm
  • ilkokul önlüğü ile beraber takılan, üzerinde farklı işlemeler bulanan**, beyaz parça. boyundan dolandırılmak suretiyle çenenin altında bulunan düğmeye iliklenir.
  • yakanın uydurukluk, fasülyedenlik eki almış hali. vaktiyle, aslında yakası olmayan giysilerle kullanılırmış. 1930ların romanlarında falan da rastlanırlar bolca.

    (bkz: faux-col)

    "yakalık takmamıştı. ayaklarında pantuflalar vardı. fakat güzel bir ingiliz kumaşından gri bir ceket giymiş, parmağına da koca bir şövalye yüzüğü takmıştı."
    la nuit du carrefour, georges simenon
  • kedinin surekli bir yerlerin altindan gececekmis gibi yurumesine sebep olan, kediyi komando tribine sokan alet. ama onun iyiligi icin yani ne yapalim...
    buna elizabeth de denir.
  • kedi ve köpekleri astronot kılığına sokan trajikomik bir sağlık aksesuarı. ilk kez bir kedime takmak zorunda kaldığımda, bir zamanlar boynumuzu yara yapan o kolalı beyaz ilkokul yakalarını hatırlamıştım.

    köpeklerde daha çok birilerini ısırmasın diye kullanılıyor sanırım. ama kedilerde oralarını buralarını yalayamasınlar, kullanılan ilaç her neyse işe yarasın diye veriliyor veterinerlerce. ama bundan şüphem var: kediler kendi yaralarını tedavi edebilecek tükürük bezleriyle yaşayan hayvanlar. belki de onlara yakalık takmak yerine doğalarına bırakmalıyız.
  • bunu köpeğe-kediye takıp izlemek gülmekle ağlamak arası bir durum. hayvan su içemiyor, kafayı koyup uyuyamıyor, sağa sola bakamıyor, dönüp yarasını koklayamıyor bile. buralarda ağlıyoruz. sonra çıkarmaya çalışıyor, bize bakmak için boynu tutulmuş gibi bütün vücuduyla dönüyor, kapıdan geçmeye çalışırken bu zamazingonun takıldığını anlayamayıp "noooluyo lan" gibi bir bakış atıp asil bir ifadeyle vazgeçiyor, buralarda da göz yaşımızı silip sinirden gülmeye başlıyoruz.
    ha bir de bunların fiyatı 25-30 tl. evdeki mukavvadan yapmayı deneyeceğim bir dahaki sefere...
  • köpeğinizin yarasını iyileştirirken ruhunu yıpratan şey.
    cezalandırıldı zannediyor galiba garibim. o dimdik kulaklar bu yakalık denen şeyin altında ezildi büzüldü, düştü. aşık olduğu tenis topuna bile küçük emrah bakışlarıyla bakıyor. çok hüzünlü lan. iyileşsin bir an önce.
  • ilkokulda takmak mecburi idi bizim zamanımızda, muhtemelen hala öyledir.
    ne işe yaradığını bir türlü anlayamazdım, hala da anlayabilmiş değilim.
    hiçbir şey değişmedi, hiçbir şey değişmeli...
  • eskiden köylerde çokça kullanılan bir süs çeşidi.