şükela:  tümü | bugün
  • bir nevi zat-ı şahane. gecenin köründe moral bozukken ağlama krizi eşliğinde irtibata girip, zırıl zırıl ağlamak, saçmalamak, daha çok ağlamak, düşük cümlelerle ve hıçkırıklarla konudan konuya atlama dengesizliğiyle kendine bin tane laf söylemek modundan, haberleşmenin sonunda "çok güldüm gece gece, çok teşekkür ederim." moduna geçiş yapmamı ve akabinde evin içinde çikita muzu söylememi sağlayan...
  • sahip olması en zor ve riskli insanlardandır. öyle ki çok yakın bir arkadaşınız gün gelir de size en bi güzel kazığı atarsa çok yaralanırsınz. ona değil kendinize saydırmaya başlarsınız, bütün yaz tatilinizi gider sonra dayanamazsınız düzeltmeye affeteye çalışırsınız daha beter tekmeler yersiniz son sınıfta bir döneminiz gider, sonunda bir de suçlu olarak görünen tek siz olursunuz dışardan bakanlar tarafından. o yüzden çok risklidir. ama gerçekten yakın arkadaşsa o size artık arkadaş değil hiç doğmamış kardeş olur, can olur.
  • bu yaşıma geldim, tüm samimiyetimle söylüyorum, bu insanların ne işe yaradığını hala anlamış değilim.

    en baştan başlayalım.

    ilkokul: daha o yaştan erkek görünce beni aşağılamaya ve kendini öne çıkarmaya çalışırdı.

    ortaokul: arkamdan konuşup dururmuş. öğrendim kalbim kırıldı.

    lise hazırlık: ruh hastasının tekiydi. sürekli insanlara hangimizin daha güzel olduğunu sorardı. kendisi olduğu cevabını aldıkça bi süreliğine sakinleşirdi.

    lise 1: 2 kişilerdi. sürekli beni dışarıda bırakırlardı. ben uzaklaşınca yeaaaa hadi hadi diye ortak bi şeyler yapmaya çalışırlardı.

    sonrası bi süre: 3 kuruşu bana yıksa sevinçten dört köşe olurdu. sürekli eşyalarımı alır, geri getirmezdi. diğer arkadaşlarımı kıskanırdı. benim ona ihtiyacım olduğunda evden asla izin alamazdı, ama başkalarıyla içmelere, sinemalara giderdi.

    şimdilerde: sürekli ve sadece kendinden bahsediyor.

    bi ara: gayet iyi anlaşıyorduk, ama aramızda 600km var.

    şimdi tabi benim bahtsız bi insan olmam haricinde bi olasılık daha var, o kadar boktan bi insanım ki sadece kendimden daha beterler çıkarları için bana katlanıyo.
  • hipermetropların yalnız olma sebebi. oysa biraz uzakta dursa karşıdaki onlar da arkadaş edinebilecek, onlar da sosyalleşebilecek.
  • herkesinki mi böyle yoksa ben mi hep anormallerini buluyorum orasını sıkıntılı biraz. misal dün gece sarhoş olduğumuzda bir tanesi facebook statusuma "kakam geldi " yazmış neyse ki anında müdahale ettim de sadece 3 dk ile yırttım.
  • bazı insanlar vardır, aylar yıllar görüşmeseniz de hep aynı kalır ilişkiler işte o ilişkinin içersindeki zat-ı muhterem
  • sadece uzaktan izleyin, sizin ona yaptığınız şeyleri o da yapıyor mu, ona verdiğiniz kadar değeri alabiliyor musunuz, değerlendirin bunları, duruma göre yakın arkadaş olup olmadığı konusunda kararınızı verin.eğer sorun yoksa evet bu kişi sizin yakın arkadaşınızdır.
  • yakın arkadaşım yok benim deyip kim olduğunu bildiğin kişidir. aradaki iki kapı veya gümrük, konuş konuşma, tam çokda bahsetmediğin şeyleri veya 1 milyon insanın ogün o konuda dediği bişeyi yanına dönüp bir nefeste kaşlarını kaldıra kaldıra bağıra bağıra anlatmayı, paylaşmayı düşündüğün kişi .
  • bir muhterem için "yakın arkadaş" kavramını kullanmak,o kişinin zamanın ve mekanın elverdiği ölçüde "yakın" olup olmadığıyla ilintilidir. zira bu koşullar ortadan kalktığında "yakın" olamayan bireylerin "yakın arkadaşlıkları" fizik yasalarının bir cilvesidir esasında.
  • birini yakın arkadaş kategorisine soksam, onun için o kategoride değilsem, çok önem arz etmiyor sanırım. şöyle ki; ben o kişiye her şeyi söyleyebilirim belki hayatımla ilgili, düşüncelerimle ilgili ama o da aynı paylaşımı göstermiyorsa veya anlattıklarımı "özel" olarak alamıyorsa kendine, söylüyorsa herkese veya zevk almıyorsa gerçekten paylaşımda bulunmaktan, o zaman olmuyor sanırım.

    diyelim ki var bir yakın arkadaş, araya zaman girince ölüyor galiba bazı şeyler, birlikte geçen onca zamana rağmen. yakın arkadaş kategorisini her daim faal tutmak için zaman zaman da olsa tekrarlamak gerekiyor yaşanan bazı şeyleri, yoksa ölüyorsun belki karşındaki kişi için, sen ne kadar hatırlarsan hatırla, ne kadar canlı tutmaya çalışırsan çalış zihninde, yok olmuyor hiç bir şey eskisi gibi. olur da uzunca bir ayrılıktan sonra sonra tekrar görüşsen de yine eskiye dönmüyor hiç bir şey. tam diyecek oluyorsun "galiba yine dönüyoruz eskiye, güzel günlere" diye, ama yok herkes dönünce evine, yine yabancı kalıyorsun, ne arıyor kimse, ne soruyor. "eee" diyorsun kendine "daha iki gün önce ne güzeldi, yine birlikteydik" ama yok işte olmuyor. yine sana düşüyor aramak görevi, deniyorsun, olmuyor, mesaj geliyor sadece. tekrar da arayamıyorsun, "bana ne" diyorsun "hep ben mi olacağım, bir şeyleri kurtarmaya çalışan, eskiye döndürmek için çabalayan." ama yok işte yine çıkmıyor aklından, rahatsız ediyor düşünmek bile, üzüyor biraz.