şükela:  tümü | bugün
  • sizin icin gercekten çok mutlu eden bi olayı paylaştığınızda hic sevinmediği gibi, bunu bozacağına dair komiklikler şakalar yapması. öyle pat diye nefret etmezsiniz ama durup düşündürür bi. yanlış insanı mı yakın arkadaş belledim diye.
  • azılı bir tayyipçi çıkması
  • akşam sevgilisinin kendisini dövmesinin ardından beni hastane ve karakollarda süründürmesi. ertesi sabah sevgilisiyle barışması ve onu ayrılması için doldurduğumu iddia etmesi.
  • sizi kıskandığını fark ettiğiniz o an.
  • sevgili bulunca kişilik değiştirmesi.
  • sadece yakin arkadas degil herhangi bir arkadastan sogutacak olan sey, sizin gozunuzun onunde ortak bir arkadasiniza cok yakin davranip, arkasindan demedigini birakmamasidir. o kadar cirkin bir hareket ki karsidaki insani kucultur kucultur miniminnacik yapar.
  • birlikte alışverişe çıkılan arkadaş, kasadaki kızın yanına gidip takım elbise siyah gözlüklerle gezinen john'ı göstererek:
    - kameralarınızın olduğunu biliyoruz. ben bakınırken kasayı şu poşete boşalt, yoksa şu gördüğün takım elbiseli adam seni vuracak.

    demesi ve t-shirt bakmaya devam etmesi.

    kasaya gidince elinde para dolu poşetle bekleyen, rengi atmış kasiyerden bunları öğrenmem.

    karakolluk olacağız bir gün abuk subuk şakaları yüzünden.
  • üniversite zamanı bir kız vardı. ismi selin'di. gerçi hâlâ selin'dir. değiştiğini sanmıyorum. neyse. ben bir ara hoşlanıyordum bu selin'den.

    bir gün okuldaki bir yokuştan aşağı inerken selin ilginç bir yerde kayıp düştü. bunu nasıl anlatayım bilmiyorum. en düşülmeyecek yerde düştü. nasıl diyeyim.. anlam veremedim lan. bir insan nasıl buradan düşmeyi becerir dedim. saatlerce düşündüm. kızı garipsedim.

    sonra baktım selin'den soğumuşum.

    öyle işte.

    o değil de, nasıl düşer bir insan oradan ya? allah allah. ilahi selin.
  • annesiyle saygısızca konuştuğunu ve ona kötü davrandığını görmek.
  • yalnız olduğunuzda sevgilisi ile; işsiz olduğunuzda işi ve kariyeri ile övünmesi.