şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sonumuzu getirebilecek olan gerçektir. tıp fakültelerindeki düşüş herkesin dikkatini çekmiştir. artık ona diyecek bir şey yok. sınavların büyük ölçüde başarıyı belirlediğine inanırım. ve gördüğüm şey şu; tus'a giren başarılı öğrencilerin hepsi 5 ve 6. sınıfta çektikleri eziyetleri göz önünde bulundurarak çok yüksek puanlar almalarına rağmen dermotoloji, biyokimya ve göz gibi "temiz" alanlara kayıyor. kendilerince haklılar elbet. sonuç olarak da insan sağlığının hayati önem taşıdığı bölümlere daha başarısız olanlar kalıyor. ileriye yönelik düşündüğümüzde çıkan sivilcemiz ya da egzamamız için çok iyi görünen bu durum bir trafik kazası geçirdiğimizde götümüzde patlayacak gibi duruyor. sevgili başarılı tıp öğrencileri biliyorum işiniz çok zor, hele ki potansiyel doktor katilleri aramızdayken. ama bu ülkenin sağlığı sizlere emanet. lütfen seçiminizi iyi yapın.

    edit: saldıracak olanlara karşı edit; şahsi görüşümdür.

    edit 2: şimdi deri hastalıklarının da ölümcül olduğu durumları söyleyecek olanlarlarınızn vardır, ama ne demek istediğimin yeterince açık olduğunu düşünüyorum.

    edit 3: tıp öğrencisi ya da doktor olduğunu düşündüğüm yazarların entrylerini okuyunca cerrahlığın el yeteneği de gerektirdiğini göz önünde bulundurmadığımı fark ettim. öncelikle teşekkür ederim. ancak dediğim gibi sınavların genel olarak iyi bir eleme aracı olduğunu düşünüyorum. istisnalar dışında sınavda başarılı olmak o sınava çalışmanız gerektiğinin farkında olabilecek kadar zeki olduğunuzu gösterir. bundan yaklaşık 10 yıl önce girdiğim öss'de tıpa sadece ilk 2000'den öğrenci girebiliyordu. bu da tartışılması gereken ayrı bir nokta.

    kabullenmesi zor olsa da sağlık elden geldiğince mükemmeliyet gerektirir.

    not: doktor değilim. ilk 2000'de hiç olmadım. doktorluk öyle içimde kalan bir meslek de değil.

    edit 4: bu durumun nedeni olarak sınavda başarılı olanların "temiz" alanlara yöneldiğini, bunun da nedenlerini az çok açıkladığımı düşünüyorum.
  • tusu kazananlarda genelde çok çalışanlar gerekli eğitimi alınca iyi cerrah olunur ama şu bir gerçek ki kimse cerrahiyi isteyerek seçmiyor istisnalar dışında maalesef türkiyede doktorluk bitiriliyor, hem maddi hem de manevi açıdan bu meslek aşağılara çekiliyor işin acı yanı geçen bir imamın biri kendi maaşıyla doktor maaşını kıyaslarken gördüm adam şükretmesini bileceksin diyo, günde 5 rekat namaz kıldırıp toplasan 2 saat çalışmayla para kazanıyor hiç bi sorumluluğu yok maddi anlamda kendini doktorla kıyaslayabiliyor konuşacak çokşey var ama bu ülkenin doktorları bunu haketmiyor kısacası
  • iyi cerrahlik tusla olculmeyecegi icin belki dogru sonuclu ama yanlis nedenli tespittir. tus sadece cok calisanin kazanacagi bir sinavdir ve iyi hekim olacagini gostermez. bilgi olarak donanimli olursun ama 1 seneye hic birseyi hatirlamazsin zaten. bu yuzden tusla bagdastirmak yanlistir. cerrahlarin calisma sartlari insanlik disiyken, bir de ustune malpractisle, acaba hastadan dayak yer miyim ya da oldurulur muyum sorusuyla isini yapmaya calisirken, bu insanin isini yuzde yuz iyi yapmasini bekleyemezsin. tum bunlara ragmen cerrahi secen arkadaslar buyuk ozveri sahibi insanlardir ve kiymetleri bilinmelidir. bir ftrcinin, dermacinin 100.000 kati bilinmelidir hem de. adam roacutane yazmiyor sonucta, hayatini kurtariyor. eski degeri verdiginiz zaman, cerrahi tekrar gozde olacaktir. her yonden hakettigi degeri almalidir. hem maddi, hem manevi.
  • tek sebep "temiz" alanlara kaymak istemeleri, "az nöbet/iyi maddi getiri" dengesini gözetmeleri değildir. cerrahlık bir el becerisi işidir aynı zamanda. 50 yaşını geçtikten sonra artık eskisi kadar sıklıkla ameliyat yapmayan ve bundan mümkün mertebe imtina eden beyin cerrahları mevcuttur mesela.

    zamanla insan tecrübe kazansa da yaş ilerledikçe el hassasiyeti vücudun diğer bütün özellikleri gibi gerilemeye başlıyor. bu sebeple ihtisas yapma hakkını kazanmış yeni mezun doktorlar tercihlerini "sürdürülebilir" olan diğer branşlardan yana kullanmaya başlıyor.

    iyi cerrah kalmayacak demeyelim de, cerrahlık eskisi kadar gözde değil diyelim.
  • iyi cerrahlar muayeneye 400 tl, ameliyata en az 8000 tl fiyat çekerken o iş biraz zor olur.

    http://www.varikosel.com.tr/…ve-ameliyat-randevusu/
  • hekimleri bu şartlarda çalışmaya zorlayan bu zihniyet değişmedikçe olması muhtemel bir durumdur. bir deri hastalıkları uzmanı ile en basit ameliyatı yaklaşık 2 saat süren beyin cerrahı hemen hemen aynı maaşı alıyorsa, uykusuz geçen gecelerin, sonu bitmez yorgunluğun ne maddi ne de manevi bir karşılığı yoksa olması gereken de budur kimse kusura bakmasın. tus elbette salt hekimliği ölçmez fakat teorik bilgi hakkında fikir verir. tıp ile alakası olmayan biri bile öğrenerek el becerisi ile cerrahi girişimlerin bir kısmını yapabilir. fakat anatomi, fizyoloji bilmeden hekim olunmaz. şu an tus'ta ilk 100 içerisinde yer alan hekimlerin radyoloji, dermatoloji gibi alanlara yönelmesi ne yazık ki teorik bilgi olarak daha donanımsız hekimlerin cerrah olmasına yol açacaktır.
  • yakında iyi cerrah kalmayacaksa bile bu teknolojik gelişmeler yüzünden olur diye düşünüyorum. ameliyatların hepsinin makinelerle yapıldığı bir çağda cerrahlar değil de bu makineleri kullanacak olan operatörler öne çıkar herhalde. fütürizmin dibine vurdum sanırım. aeo.
  • bir arkadaşımdan not iletmek istediğim durum:

    varılan sonuç kesinlikle doğru ancak yukarıda sayılan sebeplerden değil. doktorluk aslında fakültede öğrenilmiyor, çalışmaya başladığın an anlamaya başlıyor insan her şeyi. uzmanlık eğitimi sırasında da branşıyla alakalı anatomi, fizyoloji, patoloji bilgisini çok da güzel öğreniyor asistan doktorlar. ha ne oluyor belki ekg'yi tus'ta derece yapmış arkadaşları kadar iyi okuyamıyor, diğer branşlardaki temel bilgisi eksik kalıyor ama kendi işini çok da güzel öğreniyor. ayrıca cerrah pratik olmak zorunda, o derece yapanlar arasında motamot ezber yapanların bir kısmının becerebileceği iş değil.

    o zaman sorun ne? en son yapılan hepatobiliyer cerrahi kongresinde, karaciğer nakli konusunda ülkenin sayılı nakil cerrahları, ileride kendilerine nakil gerekirse türkiye'de bu işi yapacak cerrah bulamama ihtimalinden şikayetçiydiler. sebep ne peki? sağlık sakanlığı verilerine dayanarak yapılan sunumda özel hastanelerde yapılan nakillerin kamuda yapılanların iki katına ulaştığı belirtildi, ki bu özel hastanelerin çoğunda uzmanlık eğitimi verilmiyor. kamuda yapılan nakillerin çoğu da inönü üniversitesi kaynaklı, yılda yaklaşık 300 karaciğer nakli ile, ısrarla (bkz: sezai yılmaz). çok önemli bir sayı bu, dışarıdan birçok cerraha da eğitim veriyorlar ancak karaciğer nakli bu, sayıyla 1 insanın tek başına öğrenip yapabileceği şey değil. hem iyi bir cerrahi ekip, hem de hepatolojisinden radyolojisine kadar multidisipliner yaklaşım gerektirir. devamlılık, gelenek gerektirir. türkiye'de hangi kamu hastaneleri bunu sağlayabilir? üniversiteler sağlayabilir-di. ancak tıp fakültelerindeki eğitim görevlileriyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynanması ve türkiye'nin genel ortadoğu yaklaşımından azade olarak, dünyayla boy ölçüşebilecek seviyedeki üniversitelerin hallaç pamuğu gibi atılması neticesinden tüm branşlar eriyor, işinin ehli bir insanı bulmak çok zor artık.

    sadece nakil için geçerli değil bu. cerrahlık nihayetinde zanaattır, çırak ustasından gördüğünü bilir. olgunlaşıp onu geçer belki ama, kendi kanatlarıyla uçana kadar verilene muhtaçtır. genel cerrahinin kimi zorlu ve temel ameliyatları üniversitelerde yapılmıyor artık. bırakın yapmayı, asistan o ameliyatı göremiyor bile. ameliyatı yapmak kadar önemli, o hastayı nasıl takip edeceğini bilmiyor.

    yani şimdiki durumda para vererek iyi cerraha ulaşabiliyorsunuz belki ama bir 20 yıl sonra ancak yurtdışında ameliyat olabilenler iyi cerraha ulaşabilecekler.

    benim söylediklerim istanbul özelinde büyük şehirler için geçerli, periferde hala özveriyle veya çeşitli başka motivasyonlarla kamuda çalışan öğretim görevlileri var. ancak asistan volümü de yine bu büyük şehirlerde olduğu için genele bakılınca tablo gerçekten kötü.

    sadece üniversite ve öğretim görevlileri için de geçerli değil bu durum. eğitim ve araştırma hastanelerinde de yetkin birçok uzman ya eğitim açısından en verimli çağlarında emekli oldu ya da istifa edip özel hastanede çalışmaya başladı. inanın bunun tek hatta ilk sebebi para değil, ameliyatı teknik sebeplerle ertelenen vatandaş doktoru şikayete başhekime gittiğinde koltukta otururken doktorun onun önünde ve ayakta dikilerek azarlanması. daha bunun tehditi var, dayağı var, cinayeti var. kim niye çeksin?

    ha çok muhterem zat üniversiteden kaçırttığı profesöre üstelik başka bir kamu hastanesinde ameliyatını oldu gerçi. 20 sene sonra onu da bulamayacak (yerine gelecek olandan bahsediiyorum tabi. allah korusun *).
  • son 10-15 yıldır akademik çevreler tarafından beklenen hadise,
    belki sıkıntısını biz çekmeyeceğiz ama çocuklarımız özellikle de torunlarımız çekecek gibi görünüyor.

    muhtemelen beyin cerrahı, kalp cerrahı olmak için tıp fakültelerine girmek isteyenler, sistemin içindeki zorluklar bir de çalışma saatleri, üstüne hasta yakınlarının muamelesi, durumu bu noktaya getirdi.
  • doktorları yeterince dövüp pıçaklamadığımızdan olduğunu düşünüyorum. eğerki yeterince dövsek ve pıçaklasak herkezi korkutup cerrah olmaya ikna edebilirdik, bizde eksikliğini duymazdık. üstelik hükümette destek veriyo nasılsa, başınıza bişey gelmiyoki! ben mesela geçen lokman hekimde bi tane doktor dövdüm, raporu uzatmadı diye. her vatandaş üzerine düşeni yapsa sorun olmazdı. suçu birazda kendimizde aramalıyız.