şükela:  tümü | bugün
  • işler kimi zaman yakışıklıymış, kimi zaman da çirkinmiş gibi yürüdüğünden kafası karışmış erkek davranışıdır.
  • (bkz: hotornot)
  • cok basit bir cozumu vardir; eger emin olamiyorsaniz, bilin ki yakisikli degilsiniz.
  • insanı kendine güvenirken bir anda dibe vurdurabilecek, sonra tekrar zirveye çıkarabilecek bir erkek davranışı.

    bu bende var ve flörtlerde ne kadar boktan bir durum anlatayım:
    hiç bir zaman yakışıklı olup olmadığımı tam olarak bilemedim. kız arkadaşlarım veya kız kuzenlerim hep çok tatlı, sevimli olduğumu söyler yanaklarımı falan severdi. sevgililerim ve arkadaşları nadiren de olsa yakışıklısın derlerdi, bazı mezhebi geniş olanlar "giderlisin" deyip kahkaha bile atardı. kimisi "üf çok boylu poslusun" derdi.

    uzak olduğum ve arkadaşlık ilişkisi kurmadığım kadınların da 20de 1inden yakışıklısın sözü duyardım. çoğunluğu da çirkin değilsin derdi. yakışıklısın demek değil ama bu. *

    bu duyduklarımın etkisiyle şık giyinmeyi ve kişisel bakımı neredeyse tamamen bıraktım.
    hala aynı şeyleri söylüyorlar. sanırım arada olmak da kötü bir şey.
  • insan kendisi anlamaz bunu genelde. çevresindeki insanlar, özellikle de hanım kişilerden aldığı ilgi ve geri bildirimler sonucunda farkına varır.

    ama bunu türkiye'de anlamak o kadar kolay değildir. türk kızı diye bi etken vardır ve türk kızı kolay beğenmez. beğense bile söylemez, kendini ağırdan satar. o yüzden bunu anlamak için bir yurtdışı seyahati öneririm.
  • çok karmaşık bir durum değildir.

    bir kız tarafından reddedilip moraliniz bozuk otururken yakın arkadaşlarınız sizi "abi o kız kaybeder, sonuçta sen yüzüne bakılmayacak bir tip değilsin" şeklinde teselli ediyorsa amına koyayım ben onların. yakışıklı değilsiniz.
  • "yakışıklı değilsem, kişisel bakım da yapmam, şık da giyinmem" kafasında olduğunuz için kimseye yakışıklı görünmüyor olabilir misiniz acaba? çünkü bu mantıktaysanız sizde bir parça özsaygı eksikliği var gibi. ilk önce bu sorunu bir halletmek lazım.

    aslında bunlar o kadar görece kavramlar ki; yakışıklılık, güzellik vs...
    bir o kadar da önemsiz: 100 kişiye soralım, 99'ı yakışıklı olduğunuzu söylesin, "birlikte olurum bu adamla" desin, eğer siz o "hayır" diyeni "istemişseniz", diğerlerinin fikri umurunuzda değilse, neye yarıyor o anda elinizdeki bu 100 kişilik veri?

    bir gün bir kadın/adam gelir, yüzünüze öyle bir bakar ki; bir daha ömrünüz boyu aklınıza bile gelmez "yakışıklıklı mıyım ki, güzel miyim ki ben" sorusu.
    soru ortadan kalkınca, cevabın da önemi kalmıyor haliyle.
  • olağan durum. zira yakışıklı ya da güzel olmak durumu, bir başka insana bağlıdır.

    yani hiç bir zaman yakışıkışıklı değilsinizdir. ancak başka bir insan sizi yakışıklı bulabilir. bu şekilde nitelendirilmediğiniz sürece sadece insansınızdır.

    esas sorulması gereken şey ayşe'ye, fatma'ya ya da mahmut'a göre yakışıklı olup olmadığınızdır.
  • yakisikli/guzel olmanin agzini acana kadar onemli oldugunu göz ardi eden kisinin tereddutu.
    yakisiklilik, goreceli olmakla birlikte yine de genelgecer bir fiziksel durum icerir ancak bu gecici bir etkidir cogu zaman. diger etkenlerle desteklenmesi; karizma, ses tonu, duruş sahibi ve de bakimli olunmasi cogu zaman sahip olunan bu avantaji nirvanaya cikarir.
    demem o ki genşler, kimsenin secme şansinin olmadigi fenotip denen naneye bu denli anlam yuklemeyip resmin butunune odaklanmayi tercih edin. cok daha guzellikler farketmeniz olasi cunku. hem belki boylelikle insanoglu deger yargilarinin sekillenmesiyle kendi ic dunyasini, karakter yapisini, degerlerini gözden gecirmeye, kulturel anlamda kendisine yatirim filan yapmaya yeltenir fena mi*