1. tevrata göre insan kılığına girmiş tanrı (yehova) ile yol kenarında güreşe tutuşan ve yenen peygamber, ishak'ın oğludur. tanrı "bundan sonra senin adın israil olsun çünkü sen allah'ı ve insanları yendin" der. kuran'a göre muhakkak daha mülayim bir insandır, tanrıyı tuş etmek (sümme haşa) şöyle bir dursun hele..
  2. bir iddiaya göre, yakup'un güreş tuttuğu tanrı sami ırkının çok tanrılı dönemlerinde adı geçen ve pek güçlü olduğu için boğa lakabı ile anılan ba'al (baal) 'dır.
    boğa el olarak da bilinen (sami milletleri arasında "el", "ella" yada "ellah" gibi adlarlada anılır) ve diğer tanrılar içinde en sözü geçen tanrı olan ba'al, ol zamanın tüm çok tanrıları gibi, ağacın arkasına saklandığınızda sizi göremez, insan suretinde görünür, güreş tutar, adakları (yiyecek vs.) kabul ederdi.

    yahudilik'in çok tanrılı inanç sisteminden tek tanrıya geçiş dini olduğu gerçeği ile bakarsak böylesi bir hikayenin kuşaktan kuşağa aktarılması esnasında, anlatan kişilerin inanç sistemlerine yakın şekillere devşirdiği gerçeği kaçınılmazdır.

    musa'nın eski ahit'i halkına getirmeden önce dağda kaldığı sırada, isyan eden ibranilerin "görünmez bir tanrıya ibadet etmekten bıktık" diyerek haruna altınlarını verip heykelini yaptırdıkları şeyin de bir buzağı heykeli olmasının hatırlanması ile, yakup'un hikayesi daha anlaşılır olacaktır.
  3. yakup adının hikayesinde ise; ibrani kaynaklarda, yakup'un gözleri yaşlılığından dolayı çok seçemeyen babası ishak'ı kandırıp, kardeşiymiş gibi davranarak babasının kavminin yönetimini kendisine bırakmasını sağladığı ve 'yakup'un "yerine geçen", "yerini alan" anlamına geldiği söylenir.
  4. karısının adı lea'dır.
  5. kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri.

    ya'kûb (a.s)'in soyu, ishâk (a.s) vasitasiyle ibrahim (a.s)'a dayanmaktadir. o, ishak (a.s)'in ve ishak (a.s) da ibrahim (a.s)'in ogludur. annesinin adi refaka'dir. kardesi ays ile beraber, ikiz olarak dogmustur. kardesinin ardindan dogdugu için ona ya'kûb denmistir.

    ya'kûb (a.s)'in diger bir adi da israil'dir. kardesi ays'tan kaçarak dayisinin yanina giderken gündüzleri saklanmis ve geceleri yürümüstür. bundan dolayi kendisine isrâil denmistir. kelime olarak isrâil geceleyin (allah'a) yürüyen demektir (et-taberî, tarih, misir 1326, i,162 vd.).

    ya'kûb (a.s)'in dogumu ve peygamberligi daha önceden müjdelenmisti. onun bu durumu kur'ân'da söyle haber verilmistir:

    biz ona (ibrahim (a.s)'in hanimina) ishâk'i müjdeledik. ishâk'in ardindan da (torunu) yaküb'u"(hûd, 11/71).

    bu âyette ayni zamanda, yakûb (a.s)'in yukarida sunulan soyu da dile getirilmistir.

    ya'kûb (a.s), önce dayisi lebân'in büyük kizi leyya ile ve ondan sonra ad küçük kizi râhil ile evlenmistir. leyya'dan rabil, yehuza, sem'ûn ve lavi adindaki ogullari dogmustur. râhil'den de yûsuf ve bünyamin dünyaya gelmistir. ya'kflb (a.s)'in diger iki hanimindan alti oglu daha vardi. toplam on iki erkek evlada sahipti (ibn kuteybe, kilabu'l-meârif, beyrut 1970,19; ibn haldun, tarih, beyrut, 1971, i, 39).

    kur'ân'in birçok yerinde ya'kûb (a.s)'in peygamberliginden ve çesitli faziletlerinden bahsedilmektedir. onun peygamberligini dile getiren bazi âyetlerin meâli söyledir:

    nihayet (ibrahim) onlardan ve allah'in disinda taptiklari seylerden uzaklasip bir tarafa çekildigi zaman, biz ona ishâk'i ve ya'kub'u bagisladik ve her birini peygamber yaptik. onlara rahmetimizden bagista bulunduk ve kendilerine güzel ve üstün bir san, söhret nasip ettik" (meryem, 19/49, 50).

    "nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi, sona da vahyettik. nitekim ibrahim'e, ismail'e, ishak'a, yakub'a, torunlarina, isâ'ya, eyyüb'e, yûnus'a, harun'a, süleyman'a da vahyetmis ve davud'a da zebur'u vermistik" (en-nisâ, 4/163).

    ya'kub (a.s)'in kuvvetli, basiretli ve halis (samimi) bir kisilige sahip oldugunu anlatan bazi âyetlerin meâli de söyledir:

    kuvvetli ve basiretli kullarimiz ibrahim'i, ishâk'i ve ya'kûb'u da an. biz onlari ahiret yurdunu düsünme özeligiyle temizleyip, kendimize hâlis kul yaptik" (sâd, 38/45, 46).

    o, diger peygamberler gibi allah'in hidâyetine erdirilen ve güzel davranan yüce bir kisi idi. kur'ân'da bu hususta söyle buyurulmaktadir:

    "biz ona (ibrahîm'e) ishâk'i ve ishâk'in oglu ya'kûb'u da hediye ettik. hepsine de dogru yolu gösterdik. nitekim daha önce nûh'a ve onun soyundan dâvud'a, süleyman'a, eyyûb'e yûsuf â musa'ya ve harûnâda yol göstermistik. biz güzel davrananlara böyle karsilik veririz" (el-en'âm, 6/84)

    bir de ya'kub (a.s) rüya tabir etmeyi de bilirdi. yüce allah kur'ân-i kerîm'de bu hususu söyle haber vermistir:

    "hani bir zaman yûsuf babasina: babacigim, ben (rüy'a) on bir yildiz, günesi ve ayi gördüm. bunlari hepsinin bana secde ettiklerini gördüm, demisti. (babasi ya'kub ona söyle demsti): yavrum, rü'yani kardeslerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. çünkü seytan, insana apaçik bir düsmandir! böylece rabb'in seni seçecek ve sana rü'yada görülen olaylarin yorumunu (veya allah'in kitabinin ve peygamberlerin sünnetlerinin inceliklerini) ögretecek. sana ve ya'kûb soyuna nimetini tamlayacaktir. nasil ki atalarin ibrahim'e, ve ishâk'a da nimetini tamamlamisti. süphesiz rabb'in bilendir, hikmet sahibidir" (yûsuf, 12/4, 5, 6).

    ya'kûb (a.s) bitmeyen tükenmeyen güzel bir sabra sahipti. o, sabriyla ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. kendisi, evlad acisi ve evlad ihanetiyle imtihan edildi. kur'ân'da, onun hayati, yûsuf (a.s)'in hayati ile iç içe anlatilmistir. ya'kûb (a.s)'in gözlerinin kaybolmasina, saçlarinin agarmasina ve belinin bükülmesine sebep olan bu evlad imtihani ve onun örnek sabri, kur'ân'da söyle haber verilmistir:

    "(ya'kûb kendisine hiyanet eden çocuklarina söyle dedi): herhalde, nefisleriniz size bu isi süsleyerek sizi ona sürükledi. artik bana güzelce sabretmek kaliyor. belki de allah, onlarin hepsini bana getirir. çünkü o, bilendir, herseyi hikmetle (yerli yerince) yapandir. ve yüzünü onlardan çevirdi de: "ey yûsuf üzerindeki tasam (gel, gel tam senin gelme zamanindir)! " dedi ve tasadan gözlerine ak düstü. (acisini) yutkunuyor (açiga vurmamaya çalisiyordu). dediler ki: "vallahi sen, yûsuf'u ana ana hasta olacaksin, yahut öleceksin!" (ya'kûb aleyhisselâm onlara): "ben üzüntü ve tasami yalniz allah'a sikayet ederim ve allah tan sizin bilmediginiz seyleri bilirim" dedi. (ondan sonra söyle devam etti): "ey ogullarim, gidin, yûsuf'u ve kardesini arastirin. allah'in rahmetinden ümit kesmeyin. zira, kafir kavimden baskasi allah'in rahmetinden ümit kesmez!" (ya'kûb'un ogullari tekrar misir'a yûsuf'un yanina döndüklerinde dediler ki: "ey vezir, bize ve çocuklarimiza darlik dokundu, degersiz bir bir sermaye ile geldik. ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle. çünkü allah, tasadduk edenleri mükafatlandirir." (yûsuf) dedi: "sizler cahil iken, yûsuf'a ve kardesine yaptiginiz(in kötülügünü) bildiniz mi (bundan tevbe ettiniz mi)?" "a, yoksa sen, sen yûsuf' musun?" dediler. "ben yusuf'um, bu da kardesindir" dedi (ve söyle devam etti): "allah bize lütfetti. (bizi korudu, yüceltti). kim (allah'tan) korkar ve sabrederse, süphesiz allah, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez" "vallahi, allah seni bizden üstün kildi. dogrusu biz suç islemistik! dediler (yûsuf onlara): "bu gün sizi kinama yok. allah sizi bagislar. o, merhametlilerin merhametlisidir. simdi su gömlegimi götürün, babamin yüzüne koyun da gözü açilsin. ve bütün ailenizle birlikte bana gelin" dedi. kervan (misir'dan) ayrilip yola koyulunca, babalari, (yaninda bulunanlara): "eger bana bunak demezseniz, (inanin ki) ben yûsuf'un kokusunu duyuyorum"dedi. "vallahi sen hâlâ eski saskinligin içindesin" dediler. müjdeci gelip de (yûsuf'un gömlegini) (ya'kûb)'un yüzüne koyunca, derhal (gözü açildi), görür oldu. "size demedim mi ben, allah'tan sizin bilmediginiz seyleri bilirim?" dedi. (ogullari): "ey babamiz, bizim için günahlarimizin bagislanmasini dile. gerçekten biz günah isledik"dediler. (ya'kub onlara): "sizin için rabb'ime istigfar edecegim. süphesiz o, bagislayan, esirgeyendir"dedi. (hep beraber misir'a hareket ettiler.) nihâyet yûsuf'un yanina vardiklarinda, (yûsuf) ana-babasini kendisine çekip kucakladi ve: âllah'in dilegiyle, güven içinde misir'a girin!"dedi. anasini babasini tahti üstüne çikardi ve hepsi onun için secdeye kapandilar (ona kavustuklari için allah â sükür secdesi yaptilar veya onun önünde saygi ile egildiler. yûsuf: "babacigim, iste bu, önceden (gördügüm) rüyanin yorumudur. rabb'im onu gerçek yapti. bana iyilik etti. zîra seytan, benimle kardeslerim arasina fitne soktuktan sonra, o, beni zindandan çikardi. sizi de çölden getirdi. gerçekten rabb'im, diledigi seyi çok ince düzenler. o (her tedbiri) bilen, her seyi yerli yerince yapandir" dedi. "(yûsuf, 12/83-100).

    bu âyetlerde de ifade edildigi gibi, ya'kûb (a.s)'in çocuklari, neticede yaptiklarina pisman oldular. babalarindan ve kardesleri yûsuf (a.s)'dan özür dilediler. babalari ya'kûb (a.s) ve kardesleri yusuf (a.s) onlari bagisladilar ve onlar için allah'a yalvarip dua ettiler. cebrâil (a.s), ya'kûb (a.s)'a gelerek, çocuklari için yaptigi duasinin kabul edildigini ve çocuklarinin allah tarafindan bagislandiklarini müjdeledi (es-salebî, el-arais, misir 1951,140 vd.).

    yak'ub (a.s) da diger peygamberler gibi insanlari allah'a inanmaya ve o'na ibadet etmeye çagirdi. kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayat yasadi.

    kur'ân-i kerîm'de bildirildigi gibi, yakub (a.s), ibrâhim (a.s)'in yaptigi gibi, ruhunu teslim etmeden önce, çocuklarina vasiyette bulundu: "o zaman (yâ'kûb), ogullarina; "benden sonra neye kulluk edeceksiniz?" demisti. (onlar da): "senin rabb'in ve atalarin ibrâhim, ismâil ve ishâk'in rabb'i olan tek allah'a kulluk edecegiz. biz o'na teslim olanlariz" dediler" (el-bakara, 2/133).

    kaynak : www enfal com
  6. cenab-ı hak hz.yakub'a sual eyledi...

    - sana yusuf'u niçin geri verdiğimi biliyor musun?

    - ''bilmiyorum ya rabbi'' dedi hz.yakub

    ve allah (cc) buyurdu...

    - çünkü sen bütün ümidini bana bağladin!
  7. tevrat'ta anlatılan hikayeye göre babası ishak'ı kandırmış ve ağabeyi esav'ın yerine kendisi peygamber/kral olmuştur.

yakup peygamber hakkında bilgi verin