şükela:  tümü | bugün
  • kimi dinlerde cennete gitmek icin gerek ve yeter şarttır.

    bir olaya şahit olmak ne demek? olay gerceklesirken gozlerinle gorup, duymak demektir. peki gorup, duymadiginiz sey icin "ben sahitlik ederim ki, peygamber ve tanrı şöyledir" şeklinde yemin ederek cennete gitmeyi beklemek ne kadar mantiklidir? bu yemin yalan üzerine yapılmamış mıdır?

    mahkemeye gitseniz "olayı ne gordum ne de duydum ama ben gercek olduguna şahitlik ederim" deseniz, size yalanci tanikliktan ceza keserler. (tck 272).

    peki, tanri, onunla ilgili yaptiginiz bu yalanci şahitliği odullendirir mi, yoksa cezalandirir mi?

    tanrı size akıl vermiş, bu tezat durum karşısında bu aklınızı kullanmadiginiz icin oteki tarafta hesaba cekilirseniz, ne diyeceksiniz?
  • inanan arkadaşlardan hakkında yanıt beklediğim tezat durumdur. gerçekten buna makul bir cevap veremiyorum. kimse yalancı şahitlik yapan birisiyle arkadaş bile kalmak istemezken, tanrı bunu neden istesin ki?
  • tek başına mağaraya girip vahiy geldi, melek geldi, mesaj getirdi denilmesinde sorun yok bunda var, öyle mi?

    edit:ek
  • sizce orada anlaşılan 5 duyu organından biriyle algıladığına yemin et midir, yoksa inandığını kalben ve sözlü ikrar et midir?
  • bu şekilde din felsefesi yapmak, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor diyerek evrimi çürütmeye çalışmakla eşdeğer.
  • kalben yemin etmek ne demek? benim kalbim zeus hak tanridir diyor, o zaman bu mu mutlak dogru kabul edilecek?

    oteki tarafta baska tanri karsima cikarsa, "ama kalbim zeus demisti" desek bir işe yarayacak mi?
  • (bkz: görmediğim tanrıya tapmam)

    "ey ali! sen hiç rabbini gördün mü?" diye sorar bir adam bir toplulukta hz. ali'ye.

    hz. ali (ra) da yukarıdaki bakınızdaki cevabı verir.

    "ben görmediğim bir rabbe ibadet etmem!"

    nasıl yani? o görülebilir mi? adam da bunu sorar işte.

    "o'nu nasıl gördün?"

    hz. ali (ra) şu cevabı verir:
    "o'nu baş gözü göremez; fakat kalpler o'nu imanın hakikatiyle, allah'ın verdiği bir nurla görür. rabbim birdir ve tektir, ortağı yoktur. o birdir, ikincisi yoktur. tektir, benzeri yoktur. o, zaman ve mekanla sınırlanmaz. duyu organları ile hissedilemez ve hiç bir ölçü ile ölçülemez!"

    her inanan şahitliğinde samimidir, gerçekten görmüştür allah'tan başka ilah olmadığını.

    ha, kimisi hd kalitesinde görmüştür, kimisi daha küçük ekrandan, kimisi bulanık, kimisi de sis gibi ancak seçebilmiştir...

    bunlar benzetme elbette, mutlak algılamayınız. yoksa allah ışık, hacim, derinlik gibi ölçülerle kıyaslanabilir mi?

    gizli gizli ihtiyaç sahibi bir aileye yardım eden ve adının duyulmasından korkan adam görmüştür.

    bir insanın kalbini kırdığı için gece secdeye kapanıp ağlayan, sabah da hiçbir şey olmamış gibi insanlara gülümseyen yani gösteriş yapmayan samimi tövbekar görmüştür.

    görmeseler nasıl yapsınlar? o'nu görenler olmasa bu dünya nasıl döner?

    her inanan görür allah'ı.

    her inandım diyen görmez ama. kimisi kördür, kördür de yalancı şahittir. ceza gününde ak koyun kara koyun ortaya çıkacak.

    "çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur."
    hac suresi, 46. ayet.

    alakalı olarak:
    (bkz: ilme'l-yakin)
    (bkz: ayne'l-yakin)
    (bkz: hakka'l-yakin)
  • 20 sene önce ateistforum isimli yerde tartışmaya açtığımız konu.
  • yanlış yöne sürüklenmek.

    bu ateistlerin neden sağ duyularının, vicdanlarının kapalı olduğunun en net göstergelerinden bu soru. senin bahsettiğin anlamda ben de görmedim. ancak istersen tekrar edeyim. ben de allah'ın varlığına ve tekliğine şahidim, hz. muhammed'in onun kulu ve rasulü olduğuna şahidim.

    oldu mu?

    mesela elektronların varlığını kaç ateist bizzat gördü? ama elektronların varlığını inkar eden ateiste geri zekalı, beyinsiz, ahmak muamelesi yaparız hepimiz. çünkü bazı şeylerin şahitliğini yapmak için sadece akla ve vicdana (kalbe) ihtiyaç vardır.

    ben şehadet ederim ki allah'dan başka ilah yoktur, ve yine ben şehadet ederim ki hz. muhammed allah'ın kulu ve rasulüdür.

    ohh, ne güzel.
  • allah'a inanmadıklarının göstergesidir. ahiretten korkmadıklarının sadece bu hayatta çıkarlarını düşündükleri için her günahı işleyebileceklerini kanıtlar niteliktedir. allah'ı kandırabileceklerini de düşünürler ve günahlarına bahaneler bulurlar:" ama o da şöyleydi, ama durum bunu gerektiriyordu, ama o kafir günah sayılmaz..." aslında yine çıkarları için yalan söylemişlerdir. bedelini ödetmeye kalktığınızda size tehlikeli falan derler :) inanılmaz ama gerçekten cennete affedilip affedilip gideceklerine inanları vardır.