şükela:  tümü | bugün
18 entry daha
  • yusuf atılgan'ın da canistan'da (2000) galiba, herhalde, sanırım, sanırsam anlamında kullandığı yerel/kırsal sözcük. oysa aslında alev anlamına gelir. söylenişleri farklıdır netekim: alev olan yalım okunduğu/yazıldığı gibi söylenir. galiba anlamındaki yalım ise ya'lım, yağlım der gibi bir sesletime sahiptir. yusuf atılgan'ın örnekleri:

    * [bir süre sonra üşüme ve titreme başladı. "eyvah, sıtma kırıştırıyo yalım" dedi. esma dışarı çıktığında onu kalkmamış görünce şaşırdı:
    - ne oldu, neyin var? diye sordu.
    - hastayım; sıtma tuttu yalım."]

    * [kadir atını çevirdi. "benden kurtuldu diye sevindi yalım. sevinsin bakalım. selim olmayınca ne işim var benim çetede."]

    faust:
    "(...) nasıl dağlamışsa beni uykuda, genç bir ruh,
    şimdi de canlıyım, bir antaus sanıyorum kendimi.
    burada buluyorum çok az bulunur ne varsa,
    araştırayım iyice şu yalımlar dolambacını*." goethe - faust (çev. ismet zeki eyuboğlu)

    yolcu:
    "söyle ana gerçekten sen misin o,
    gönül borcumu ödemem için mi karşımdasın,
    yaşamını kurtarmıştınız bir gencin
    kocanla birlikte eskiden?
    baucis sen misin, uğraşan
    can vermek için yarı ölü* bir ağıza?
    (kocası ortaya çıkar)
    philemon değil misin sen, vargücüyle
    benim gömümü dalgalardan kurtaran?
    hızla ısıtan ateşinizin yalımları,
    çanınızın gümüş sesi
    o korkunç serüveni
    önleme gücü vermişti size." agy

    "zihninin bir yerinde küt bir öfke yeniden toplanmaya, şehvetinin küt alevleri damarlarında öfkeyle yalımlanmaya başladı." james joyce - dubliners (the dead*)

    (bkz: yalabık)
1 entry daha