şükela:  tümü | bugün
  • iletisim bilimleri ogrencilerinin basina bela olan; imaj, gosterge, gerceklik, hiper gerceklik gibi kavramlari cok anlasilir bir bicimde anlatan hoca. bu soyut ve karmasik kavramlari cok iyi anlayip ozumsedigi, anlatisindan bellidir.
  • günlük hayatta, sanatta, edebiyatta vs. modern-post modern görünümlerini sosyoloji kürsüsündeki üniversitedeki hocalarımdan katbekat güzel anlatan çok yönlü değerli bir yazar. anlatadursun.
  • kendi pr'ını çocukluk dönemindeki bir takım başarıları ya da üstün özellikleri üzerinden oluşturması çok itici durmaktadır. hani bazı çocuklar "benim babam senin babanı döver." edebiyatı yapar ya, işte bunun bir tık üstü gibi görünmektedir. gerçekten bu kadar geçmişte kalmış durumların hala ekmeğini yeme çabasını anlayamıyorum.

    ama bunları görmezden gelecek olup bugüne odaklanırsak başarılı bir yazar olduğu aşikar. sohbetleri de insanı sıkmıyor ve dinleyicilerini sürekli diri tutacak bir akıcılıkta.

    kendisine ve herkeslerden sakladığı eşine mutluluklar diliyorum.
  • elimdeki kitaplar bitince, ilk okuyacağım yazardır. dünya görüşü, hayata bakış açısı ve bunu adı gibi yalın bir şekilde ifade edişi kendisinin donanımlı ve dolu bir insan olduğunu gösteriyor. insanın geçmişindeki başarılarını anmasında kendi adıma bir problem görmüyorum, cahil cühela tayfaya maruz kalıyoruz yeterince. tomar tomar kitap basıp, tv programlarına çıkıp prim peşinde koşan birçok insan var. ama background'ına baktığın zaman kocaman bir sıradanlık, aslında hiç doldurulamamış bir boşluk karşımıza çıkıyor. bu adamda bir özümsemişlik, bilimsel bir altyapı ile tarihsel olguları harmanlamış, hem geleceğe hem günümüze dair aydınlatıcı bir şeyler söyleme hali var. insanları, toplumu çok iyi tahlil ettiğini düşünüyorum.
  • üstün özellikleri üzerinden prim yaptığı için eleştirilen yazar. herkesin fikri kendine, fikirlere saygım da var ama sözlükte ottan fısırıktan şeyleriyle prim yapmaya çalışanların böyle eleştirmesini de fesatlık, iki yüzlülük olarak görüyorum. iş bulamıyorken, işi varmış gibi işçi azarladığını yazan hayalperest ve vasat beyinlerin kompleks giderme objesi olmamalı.
  • normalde sıkabilecek şeyleri dahi,gayet sade ve yalın anlatabilen yazar,ekonomist. kendisini dinlemekten büyük keyif alıyorum,çünkü eğitim hayatımda derinlemesine öğrenemediğim ya da tiksinti duyduğum şeylerin güzelliğini farkediyorum. malumatfuruşluğa kaçmıyor,ben herkesten farklıyım havalarına da girmiyor,adamın bir standardı var ve bunu bizzat inşa etmiş. öğrencisi olmayı çok isterdim. bakış açısını ve durduğu noktayı seviyorum. umarım ben oldum demez hiçbir zaman.
  • yaklaşık iki sene önce yakın arkadaşım kendisiyle yaptığı sohbeti anlatmıştı. yaşam hikayesinden, küçük yaşta okuma, yazma yabancı dil öğrendiğini okulu sınıf atlayarak okuduğu vs. vs.

    evet bunlar hayatı için önemli noktalar olabilir ama beni en çok etkileyen kendisinin flu tv kanalında boş modern sohbetlerde belirttiği okuldan sonraki iş yaşantısı olmuştu.

    iletişim ve kamera işleriyle uğraşıp, kamera işleri dediğim düğün kameramanlığından başlamış öncelikle, türlü türlü işler yapmış olmasının da çok önemli olduğunu düşünüyorum.

    anlatımları muhafazakarlık vb kavramlar hiç olmadığı kadar yerli yerinde zihnimde. ürettiği içerikleri keyifle izliyorum, dinliyorum.
  • anlatımı yalın olmayan beyefendi.
  • ali babacan hakkında şu güzel satırları yazmış.

    ali babacan belgeselinin tamamını ve cüneyt özdemir'le yaptığı röportajını bir kısmını izledim. sağ muhafazakarlığa dayalı bir sırtın liberal söylemi olarak görünüyor. akp'nin ilk yıllarındaki farklı kimlikler ve görüşler arasında işbirliği arayan, ortak akla, ab çıpasına göre hareket eden, demokratikleşme, özgürleşme yanlısı söylemi kendi hanesine yazdıracak şekilde bir geçmiş inşa etmek istiyor ki bunda muhtemelen haklılık payı da var. çünkü akp'nin "demokratikliği" bürokrasideki, yargıdaki ve ordudaki modernist kemalist bileşenleri, vesayet söylemi ile etkisiz hale getirinceye kadardı. babacan gibi sağ liberaller ve akp'ye dıştan destek veren altan kardeşler gibi sol liberaller akp kendi iktidarını mutlaklaştırana kadar işlevseldi, otoriter bir tek adam rejiminde ayak bağı rolündeler. bu yüzden de dışlandılar. babacan'ın söyledikleri, akp kurucusu birisinin, partiyi içeriden, dışarıdan görünene uygun şekilde eleştirmesi ve ortak akla dayanan bir reçete önermesi ve bunu başarabileceğine tanık ve kanıt olarak da, başarının önemli kısmını kendine mal ettiği akp'nin ilk yıllarındaki demokratikleşmesi göstermesi bağlamında önemli. belgeselde daha etkili görünüyordu, özdemir'le birebir konuşmasında arka plan seçimindeki tutucu (muhafazakar değil, old-fashioned anlamında) görüntü, onu dinamizmden bir miktar yoksun gösterdi. konuşması da çok ritmik sayılmaz. genel tarzındaki 'mütevazılık' ile 'baskın olmamak' arasında kritik sınırda kalışı, yeni pozisyonuyla yaptığı ilk büyük konuşma olmasından kaynaklanıyor olabilir. 2000'lerin başında seçkinci görünen söylemleri, bugün iktidardan şikayetçi olan sıradan halkın söylemleri. o nedenle bu aşağıdan alan mütevazı tavır işe yarayabilir de.
  • türkçe konuşmayı unuttuğumuz bu yıllarda, bu kadar mükemmel bir şekilde, yabancı konu başlıklarını maksimum türkçe ile anlatabilen sayılı kişilerdendir.

    umarım yıllar boyu boş modern sohbetler‘de devam eder.