şükela:  tümü | bugün
  • hangi sarkı bilmiyorum ama yine ezginin gunlugunun bir parcasında gecen sozler...
    yapayalnız bir kuş,yapayalnız bir kus...
    ayrılıga aglarsa...
    ayrılık onemsenir.....
  • hüznün kuşudur.edebiyatın ve sanatın kuşudur.
  • yalniz kus

    yalniz kus cok yukseklere
    gokyuzune aysiz gecelere ucuyorsun
    guzelligin ve omuzlarindaki kanatlarinla
    buyuluyorsun, korkutuyorsun
    kopekleri ve evsiz insanlari

    yuvan ve cocuklarin yok
    bizim goremedigimiz uzak yildizlara
    asik olmussun
    gozlerinde mutsuzluk var
    yalnizsin ve ben senin icin uzgunum

    yalniz kus cok yukseklere ucuyorsun
    ancak cilginlar sana asik olurlar ve pesinden giderler

    seninle beraber gokyuzune gitmeye
    (dusmeye ve olmeye) *3

    mutsuzlugun karanlik melekleri geliyorlar
    gel beraber
    dallara oturalim
    sessizlikte sessizce bekleyelim

    nedir gokyuzunden seni yeryuzune getiren
    dusmeye ve olmeye

    (bkz: odinkaya ptitsa)
  • “şimdi biliyor artık yalnız kuş
    biliyor ki artık gecikmiştir
    yolcular varmıştır varacağı yere
    anlıyor ki şimdi yalnız kuş
    yalnızlık yanlışlığın ilk adımıdır”*
  • yalnızlığı uçup giden bir kuşa benzeten, her gidişin yalnızlığını ve her yalnızlığın uzaklığını anlatan çok çok güzel bir ezginin günlüğü eseri.
  • güzel bir göksel şarkısı. son albümden. en çarpıcı cümlesi:

    "senin gökyüzünde benim yerim yoktu."

    dinlemek mi istiyorsun genç?

    http://www.youtube.com/…u8shs6j0_pe&feature=related
  • annemle babamın hiçbir şekilde konuşmadan beraberce yaşadığı yıllar, ki o yıllar 90'lı yıllara tekabül etmekte, benim adıma pek naif, pek melankolik geçmişti. bir bahçe düşünün. şehrin ne çok sessiz ne de çok gürültülü kıyısında. çirkin ve büyük bir apartman. çevredeki apartmanları kıskandıracak yeşillikte bahçesinde geçen çamuru bol, yağmuru bol, güneşi bol bir apartman. ve siktiğimin kozmopolit aileleri. 2 numara ressam. 5 numara ressam. 4 numara muhafazakar, 3 numara çok daha muhafazakar, 6 numara dudu teyze, 7 numara ortaya karışık ikizler, 8 numara perdeleri tutuşan ev, 14 numara türk örf ve adetlerine aykırı ev, 13 numara çirkef, 1 numara üç ayda bir değişen kiracı ve bodrum kat...

    suna vardı. aklımda hep 13-14 yaşlarında kalmış. esmer ten, düz saç. gözler çekik. iki tane deli kardeşi vardı. ki kendisi de deliydi. anneleri ve babalarını hatırlamıyorum bile. suna'nın kız kardeşini bodrum katındaki merdivene iple bağlayan suna'nın erkek kardeşi ve suna'nın kız kardeşini döven suna. allahın belası suna.

    işte göksel'in bu şarkısını duyar duymaz, suna'nın bodrum katında çığlık çığlığa bağıran kız kardeşini görüp de kitlenişimin üstünden geçen 15 yıl, tokat gibi yüzüme çarptı. kızın yediği tokatlara karşılık veremeyişine bakakalmamı, kızın bağırmaktan başka hiçbir şey yapamayışını ve bir türlü kanatlanıp uçamayışını hatırlattı.

    kulağa çok 'acısı olmasa da acısı varmış gibi davranan insan cümlesi' gibi gelecek farkındayım ama bunu demem gerek:

    içim acıdı, içim!

    göksel. canımı yaktığın için, 15 yıl sonra durduk yere kendimi suçlamama sebep / neden / yardımcı olduğun için teşekkür ederim sana.
  • sözlerinde, bulunduğu albümün adı* geçen muhteşem şarkı. ayrıca özellikle mi yapılmış bilmem ama diğer şarkıların sözlerindeki "bir"ler albüm adındaki gibi "bi'" şeklinde yazarken, bu şarkıda tam tersine "bir" şeklinde yazılmış. hoş bi' şey olmuş.
  • göksel'in söz ve müziği kendisine ait olan ve kelimenin tam anlamıyla ağzıma sıçan şarkısı. güleyim mi ağlayayım mı? bilemiyorum. kalbimin hala atıyor olmasına seviniyorum sadece. zira bir kalp sızısına ortak olmak gibi bir şey o melodiye eşlik ederken "kuuuş" diye kendine acımak.

    çok sanatçının sesinden düşündüm. mamafih bulamadım daha güzel söyleyeni. her yönüyle buram buram "yüreğine sakla beni. yarana tuz diye bas beni." diye haykıran bir şarkı. benim gökyüzümde yeri büyük.