şükela:  tümü | bugün
  • sevecen korku. hayata karşı artisçe bir bakış açısı, "hell yeah, this is what i am." tribi, korksam da köküne kadar freedom çığlığı.

    yaşlanmaya başlayana kadar yalan olduğunu düşündüğüm bir korkuya dair bu ya da benzeri bir şey söylenir. insanı gerecek kısım olsa olsa yaşlanmadır; belki ömrün ben boktan çağı, bilemem henüz hissettiğimi zannetsem de. ölmek, ...heh. bunu koro halinde yaparsak cennetin kapısını kırabilirdik, flood saldırı dediklerindeki gibi. ama tek başına ölüyorsun ve bildiğim kadarıyla ruhlar el ele çok kolay tutuşamıyorlar bir yerlere giderken.
  • eğer çocukluktan beri yaşlılığının ve ölümünün bu şekilde olacağını hissedip bir zaman sonra da beraber yaşlanmak istediğin insanı kaybettiysen, sonrasında çevreden de tanıdık birileri teker teker gitmeye başladıysa ve bunlara ek olarak da etraftadaki insanlarla yeni ilişkiler kurma konusunda şevkin iyice kırılmışsa, çocukluğundaki düşünceni hatırlayıp en sonunda kabullendiğin gerçektir. bari kimseye muhtaç olmadan gideyim, dışında da başka bir şey düşünmezsin.
  • (bkz: tek tabanca)
  • (bkz: gregory house)
  • hayat dediğin cenazene adam toplayabilmektir diyebilenin biryerlerinde dolanıp durmaktır
    ama doğru ama yanlış.
  • hayatı yaşamaktır, kazandığın yaptığın yapacağın herşeyde bağımsız olmaktır.özgürlüğün b.kunu çıkarmaktır.
  • "her tercih bir vazgeçiştir" diye yazmıştı bir zamanlar can dündar, bir zamanlar can dündarı severdim ve o zamanlar yazdıklarını da takip ederdim. başlıkla ne alaka diyenlere biraz sabır öneriyorum.
    yalnız yaşamak ve ölmek bazen bir tercihtir: belki bencilsinizdir, belki paylaşmak, hayata karışmak, sorumluluk almak istemiyorsunuzdur . kendi kozanızda, kendinizle ve belkide anılarınızla yaşlanmayı seçmişsinizdir. belki de kendinizi tanıyorsunuzdur, iki üç beş kişi yaşayamıyacağınızı biliyorsunuzdur.
    yalnız yaşamak ve ölmek bazen bir vazgeçiştir:o yada bu sebepten hayatınızın merkezine birilerini oturtamamışsınızdır, yada oturtuklarınızın kıçına batmıştır birşeyler kaçıvermişlerdir ve siz artık kimseyi istemiyorsunuzdur. canınız o kadar yanmıştır ki bir dahasını bünyem kaldırmaz dersiniz ve geri kalan kısmını hayatınızın sessiz, sakin sadece gözlemci olarak geçirmeye karar vermişsinizdir.....

    belki ikisi birdendir, belki hiçbiridir, belki kendinizce bambaşka sebepleriniz vardır. ama sonuçta "yalnız yaşlanmak ve ölmek" başta kulağa ürkütücü gelse de sonuçta bir tercihtir, bir vazgeçiştir...
  • hayatım boyunca hiç korkutamadı beni, hiç düşünmedim, hep kabullenilmiş bir şeydi benim için, ta ki beşiktaş çarşısının ortasında kahvaltı için gittiğimiz dükkanı işleten iki ihtiyarı görene kadar. adam kaymağımızı ekmeklerimizi getirirken yürümekte zorlanan teyzem sallana sallana yumurtamızı getirip masamıza koydu gülümseyerek, arkasını döndü gidiyor, amcam onu izliyor gözlerini hiç ayırmadan, yanından geçerken hafifçe sırtını sıvazladı kadının, sonra da bize dönüp gülümsedi o da. bir adam bunca yıl sonra bir kadına böyle bakabiliyorsa, hala birbirlerine dokunmak ikisini de böyle güzel gülümsetebiliyorsa birini bir ömür boyu sevebilme ihtimali gerçekten var demektir ve tabii bunu kaçırma ihtimalimiz de öyle. ilk kez yalnızlıktan bu kadar korktum o gün.
  • epey zaman önce kabullendiğim olgulardır.
    bir kere kabullenince gerisi kolay, inan bak.