şükela:  tümü | bugün
  • yalniz olarak.
  • yalnızların konuştuğu lisandır. az ve öz kelimelerin bulunduğu yalın bir dildir.
  • teklik anlatır. "sadece" den farklı olarak seçilene bir değer yükler.
  • tek şarta bağlı kaçış yolunun en sağlam kestirmesi.

    bir sonraki paragrafta istediğimi söyleyebilmek için, yine bir kelime üzerine otuz saniye düşünürek lord gibi en başa kondurulmuş bir tanımla girdim. aslında, yalnızca, yazdıklarını okuduğum, yazdıklarımı okuyan bir sözlük yazarı. tanımı yapmadan direkt bu paragrafla giriş yapsaydım yine olurdu. ama yalnızca, yalnızca yazar olmayıp, yakışıklı bir kelimeyi de parsellediği için bunu göze almak zorunda.(bir kez daha gülen smiley koymaya kendimi ikna edemedim)

    seçeneklerin köşeye sıkıştırdığı bugünlerde ''yalnızca''yla başlayan bir cümle kurup kutucuğun içini karalamam gerekiyor. sınav süresi yaklaşık iki hafta. seçenekler, askerlik, iş arama, ailenin yanına dönüp babanın çıkaracağı şiir kitabı için destek olma. yalnızca birini seçmem gerekiyor. yalnızca, sana diyorum. katıksız bira eşliğinde, kelimeye entry girmeceli gecelere ihtiyaç var. okuyacak badi entrysi yok lan. üç gün sözlüğe girmedim, bir tane entry yok okuyacak. ayıptır günahtır. arg sana hiçbir şey demiyorum.
  • saltuk erginer'in seslendiği şarkı.

    hep sevmekten kaybettim ben,
    hep severek kaybettim.
    içimi eze eze, avuçlarımı tutuştururcasına...
    eğer şahitse şu kentin asfaltlarına düşen yağmur damlaları,
    suyun intihar ettiğini düşündün mü hiç?
    ben bu kente ne zaman ayak bassam bir başıma,
    ağaçlar, yapraklar bile yalnızlığı öğretiyor,
    yalnızlığın lisanını konuşuyor;
    "yalnızca."
    yalnızca, salınıyor dallar
    yapraklar yalnızlık kanamış, ölüyorlar,
    sonbahar bahane...

    söz: batuhan dedde
    beste - müzik: saltuk erginer

    http*
  • sinop'ta hamsilos koyu'na giderken geçilen bir köy. ne de güzel bir köy adı.
  • kimsenin anlamadığı bir dil. işimize gelmiyor olabilir.
    kendimizi kandırıyoruz genelde, kalabalığız sanıyoruz hep.
    değiliz aslında.

    adamın gözünün dalmasında bir şey var. çok uzakta birisini düşünüyor olmasında.
    etrafında akıp giden hayatın ıslatamadığı bir adamın konuştuğu dil; yalnızca.

    elini ayağını nereye koyacağını bilemiyorsun ya hani, içinde tarifsiz bir sıkıntı var.
    sesler büyüyor kulaklarında ama duymak istediğin ses değil hiçbiri.

    derdini anlatabileceğin tek dil işte; yalnızca

    yalnızca hüzün var, mutluluk taze bitti.
    hiçbir zaman sürek bir şey değil mutluluk.
    bunu hepimiz biliyoruz zaten.

    sabah kalkıp aynaya baktığında üstündeki gömleğin bir şey değiştirmeyeceğini biliyorsun, bu dili anlayanı bulduğunda onun senin üstündeki gömleği önemsemeyeceğini.

    yalnızlar için sunulan haber bülteninin sunucuları erkek.
    suratsızlar onlar. duymak istemediklerini söylüyorlar,
    haberler hep kötü.

    yalnızca yalnızsın. ölmeyeceksin.
    kötüsü bu.
  • bir sen varmışsın,
    bir ben yokmuşum.
    sensizlik zamanı,
    yokluğun sonsuz zemini...
    sensizlik işte, sen yoksun,
    ben de yokum,
    seninle ya da senden yoksun.
    hiç değilsin, bir yerlerde varsın
    hiçlik değilse bir yokluk;
    varlıktır elbette; bir biz varız,
    birlikteyiz yine biriz,
    sen ve benin dışında, ayrıca bir de biz.
    ayrıca işte; ayrı gibi sadece,
    biz bir bütünüz,
    ayrı ayrı yerlerdeyken bile.
    şu durumda ayrı da değiliz bence,
    sadece yalnızcayız,
    yalnızmış gibi ama hep birlikte.
    yalnızlık bir başına olmaksa,
    biz birlikte de biriz,
    şimdilik yalnızca yalnız gibiyiz.
    bizden ayrı bir şey yok.
    yalnızca sen ve yalnızca ben,
    yalnızca biz,
    yalnızmışcasına ama hep birlikte...
  • neden sade yağ dendiğine gelince sadece yağ, yalnız/yalnızca yağ, arı-saf-katışıksız yağ demek için seçmiş olmalılar.

    devlet yalnızca derin devletten ibaret kalakaldıysa..

    boşanma: yalnızca dövlet ayırır. onu ona çarpar*. hiç merak etme sen. hanginiz canlıysa onun içinden canını çıkarır. hepiniz sırada bekleşen mezbaha kuzularısınız. (bkz: boşanma/@ibisile)

    biz yalnızca kavgaları uzun sürecek bir çifttik. ama kızımın gözleri o zamanlar boşanmış anababa çocuğu gözleriydi. şiddeti azaldı, ama geçti mi bilmiyorum.

    kafkam benim, tüm insanlığın umutsuz ulağı. bir tür yavaş ve ters edebiyat hermesi. herkesi, kulağı duyan herkesi yalnızca yalnız köşesinden sarf ettiği tuhaf, büyülü normallikteki sözcükleriyle destekledi, insanlığa çağırdı, insanlaştırdı*. (bkz: franz kafka/@ibisile)

    "artık tekrar bile edememe ihtimali. beklentilerin kesiştiği ve pazarlıkların yapıldığı kafeler* yoktur artık. rüzgarlı bir kırda yitmiş bir ev vardır sadece*. hiçbir yanılgı, hiçbir pazarlık, hiçbir yalan yoktur artık: yalnızca bir hayatta kalma meselesi - ertesi güne çıkmak, haşlanmış patatesten ibaret bir öğünle mümkündür ancak. bu mesele, üçüncü bir karaktere, ata bağlıdır." jacques ranciere - bela tarr le temps d'apres

    (ilk giri tarihi: 16.7.2018)

    (bkz: sadece/@ibisile), tek ki, yeter ki