şükela:  tümü | bugün
  • bir şişe şarabın yanına sonrası kalır'ı açıp okudukça gözyaşına verip edip*le edepli edepsiz konuşurum. söversem de şiir gibi söverim. aksi taktirde yaktığım muma açtığım *cohen'e acırım çünkü.
  • en sevdiğin şarkıyı söyleyerek sesini kaydetmek sonra da ses tonum hakkaten bu kadar iğrenç mi lan diye üzülmek.
  • temiz çarşaf fetişiniz varsa ve görüntünüz aynen böyleyse yalnız olmakta fayda vardır.
  • hiç aramadığın arkadaşlarını aramak, birini sıradan problemlerinle boğum boğum boğmak, diğerinin mesajla dönmesi ve ona "kendi sesimi unuttum yalnızlıktan da bi duyayım dedim :)" diye cevap atmak. akabinde acaba yanlış mı anladı ki diye paniklemek, suçlu hissetmek.**** en sonunda galiba bölüm derslerine girme kararı almak ( okul 1 ay önce açıldı ve ben o derslere hiç girmedim) hoşlandığın, görmek istediğin arkadaşınla kampuste bir turlu rastlayamadığın için, onunla sürekli gezen arkadaşın tarafından yanlış anlaşılma korkusunu hissetmek. evde yaşayan birbirine yabancı insanlar olmak, evden uzaklaşmak için kütüphanede ders çalışmak ***. hem kendi iradenle hem de şanssızlıkla yalnızlaşmak. delirecek gibi hissetmek.
    not: boktan bi gün daha.
    not2: gerçekten boktan bi dönem ama geçecek. kendimi kurtaracağım bi şekilde. zaman lazım.
    not3: kütüphaneden devrime geçeym ne yapayım. yeşillik en azından.
    not4: enerjim yok. bir de bunları buraya neden yazıyorum bilmiyorum. sonra silerim ama şimdilik bunaldım sadece. zaten sigaramı da evde unutmuşum ve yenisini alamam.
    not5: rajaz dinleyerek kütüphanenin kırmızı koltuklarında ağaçları seyrediyorum ve her şeyin yoluna girdiğini hayal ediyorum. arkadaşıma da çok pis ayar vereceğim karşılaşınca. yalnızım işte. el uzatsana. bazen uzaklaşmayı o kadar derinden istiyorum ki. lokasyon olarak. şimdi mesela bir biletim olsaydı ve hindistan a gitseydim mutsuz hissetmezdim.
    not6:bir cevapsız arama ve bir mesaj. annem. kardeşini okuldan alır mısın diyor. çok hareketli çok güzel. boğuluyorum. yarın zaten dersim yok ama pazartesiden itibaren bölüm derslerime kesin gireceğim. en azından eng101 e. arkadaşım yok. milletin bi oda arkadaşı filan oluyor en azından. ben her şekilde yalnızım. her mutsuz hissettiğimde olduğu gibi uykum var. acaba eng 101 e kaç saat girmezsek bırakılıyoruz?
    not7: galiba o da artık benden hoşlanmıyor. dün gece eğlenmeye kimle gittiyse ondan hoşlanıyor belli ki. zaten ben onu direkt arayamıyorum bile. ortak arkadaşımızı arıyorum. utangaçlığımdan,çekincemden. o da sanırım umursamıyor ya da yanlış anlıyor. god! uyku ilacı gibi bir şey içip uyanmamak istiyorum her şey yoluna girene kadar. ev,dersler, arkadaşlar.. işin kötüsü haftaya bugün doğum günüm. yalnız geçireceğim sanırım. oysa en çok onu görmeyi dilerdim. hindistan a gitsem.
    not8: o kadar yalnızım ki sözlükte bile manyak manyak yazıp duruyorum ve sözlükte bile yalnızım oylanmıyor bile entri. vay anasını. kimse iplemiyor diye daha bir yazıyorum.
    not9: arkadaşımla konuştuk. hoşlandığım arkadaşımız için aradığımı biliyor ve bana sürpriz doğum günü ayarlayacak. bu kadar. yine yalnızlığa ekmek banarsam yine gelir buraya yazarım. adı da bir yalnız insanın iniş-çıkışları olur.
  • bira şişeni kül tablasına tokuşturmak.
    rakı içerken de rakı kadehini, su olan kadehle tokuşturmak.
  • jim carrey'nin filmlerinde yaptığı hareketleri taklit ediyorum. yüzümü şekilden şekle sokuyorum, doğaçlama dans ediyorum, aynaya bakıp küfrediyorum.

    tül açık kalsa ve şu yaptıklarımı yan binadaki komşu görse korkar benden. mallığın tam anlamıyla vücut bulmuş haline dönüşüyorum.*