şükela:  tümü | bugün
  • "bazen bir insanı tanımak tüm insanları tanımaya yeter, bazen de tüm insanları tanımak bile bir insanı tanımaya yetmez."

    sessizliğimle dans kitabının yazarı mirza tazegül tarafından kaleme alınmış, deneme türünde, 2017'de okuyucusuyla buluşmuş ve 7. baskısını yapmış kitap.

    tanıtım bülteninden;

    "önümdeki bulut kümesinin içerisinde, tüm sihri ve bilinmezliğiyle merak uyandıran gelecek… hayallerimin gizlendiği, umut kapı- larımın hep açık beklediği, yaşama sevincimin saklı olduğu gele- cek… tesadüf dediğimiz ilmeklerin işlendiği, yeni yolların yeni kavşaklara açıldığı gelecek… keşfedilmeyi bekleyen arzuların denizi, sahip olmak istediklerimin gizli deposu sihirli gelecek… yenilenlerin ve kazananların, korkakların ve cesurların arenası gelecek… gizi, merakı, yaşamı ve ölümü içinde barındıran tuhaf bir heyecan hissettiren gelecek… hep böyle düşünsem de bilirim ki nihayetinde gelecekte de bugün ektiğim tohumlar karşılayacak beni. bugün diktiğim ?danların meyveleri düşecek kucağıma. bugün düşündüğümün yazıya dönüşmüş eserini okuyacağım. ve kendi yazgımın içinde var olacağım…”

    bulduğu her kitabı okumaya ant içmişçesine okumaya düşkün, okurken bir durup soluklanmak ve dinlenmek isteyen, dahası yeni yazarlara her daim şans vermekten hoşlanan ve bunu edebiyat adına borç bilen herkesin okuması gereken kitaplardan sadece biri.
  • çok sevdiğim bir arkadaşım kitabın birinci baskısını yazardan ismime imzalanmış olarak bana hediye etti haziran ayında ve o zamandan beri aklımda çok yer etmese de kitaplığımda yerini almış bu kitabı okumayı bir gün okurum diye yaklaşık 5 ay erteledim. geçen hafta yine ne okusam ne okusam diye kitaplığımın etrafında dolanırken -ki zulamda yaklaşık iki yıl okumama yetecek kadar, önceden biriktirdiğim kötü gün kitaplarım vardır- elim yine yalnızlığın bilinmeyen yüzüne gitmedi. (bkz: böyle buyurdu zerdüşt)ü tercih ettim -aralarında 3000 uzay yılı fark var sakın kıyasladığımı sanmayın- neitszche okurken beyninizin bir kısmını kitapta bırakıyorsunuz resmen ve yerinde bir müddet yeller esiyor, eeeee benim bünye her gün bir şeyler okumaya bağımlı. peki ben neitszche'den sonra ne okuyacağım? diye düşünürken, hafif kafa dağıtacak bir şeyler okumak babında, hediye olmasını referans alarak, hemide imzalı, kapağı da şirinmiş diyerek kendimi kandırıp sonunda kitabı okumaya başladım. her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki mirza tazegül yazar olmuşsa ve bu yazarın kitapları haziran ayında en çok satanlar arasına girmişse ve ben hala yazar değilsem allah benim belamı versin. neyse bunu belirttiğime göre kitap hakkındaki izlenimlerimi sizinle paylaşmaya devam edebilirim.

    kitabın ilk 35 sayfasını okudum daha doğrusu dil bilgisi hatalarını ve anlatım bozukluklarını düzeltmeye çalışmaktan kitabı okuyamadım. liberos yayıncılığı, korkunç hataları olan bir kitabı en çok satanlar listesine sokabildiği için üstün pazarlama yöntemlerinden dolayı tebrik ediyorum. editörü de işini bu kadar profesyonelce yapıp neredeyse hiç bir hata düzeltmediği halde kitabı basım aşamasına getirdiği için ve kitap basıldığı için ayrıca tebrik ediyorum.

    yazara gelince o zaten ayrı bir efsane. umarım gerçekten yazar olduğunu düşünmüyordur. işte benim, yazarın "bu kitap nasıl daha kötü bir kitap olur" diye canla başla çabaladığına dair tespitlerim.

    1- kitapta çok iddealı , geniş kapsamlı bir sürü genelleme var. bu kadar genelleme kitabı liseli muhabbeti seviyesinde bırakmış. kitabı okumaya başlayınca ciddiye alamıyorsunuz. doyurucu bilgi edinmek ya da derin, felsefi bir konu üzerine düşünmek yerine genellemelerin sığlığında boğuluyor boğuluyorsunuz.

    2- yazar neredeyse hiç bir deyimin anlamını bilmiyor. yazar sanki başka bir ülkede büyüyüp türkiye'ye sonradan gelmiş ve dili sonradan öğrenmiş biri gibi türkçeye hakim değil. verdiği örnekler ve yaptığı betimlemeler ile resmen saçmalamış.

    3- yazar paragraflar arası dil ve konu bütünlüğünü sağlayamamamış. bazı cümlelerde resmi bazılarında felsefi konuşmaya çalışırken bazı bölümlerde de gündelik yaşamda kullanılan konuşma dilini kullanmış. aynı paragraf içinde ki bu değişiklikler okuyucunun algısını bozduğu için bu durum kitap okumaya konsantre olmayı zorlaştırmış.

    yine aynı şey konu bütünlüğü için de geçerli. ne bölümler ne de paragraflar arası konu bütünlüğünden bahsedemiyoruz. anlatmak istediği konuyu çok dağınık anlatmış. tam olarak bölümlerde ne demek istediği anlaşılmıyor.

    4- ve cümlelerde anlamsal ve yapısal bir çok bozukluk var.

    yazarın kitaplarını kimler alıyor?
    kimler okuyor?
    bu kitap editörün elinden bu şekilde nasıl geçmiş?
    bu kitabı bir yayın evi nasıl basmış?
    kitap en çok satılanlar listesine nasıl girmiş?
    inanın hiç aklım almıyor.

    bazen, hayatı çok sevsem de, hayatın hiç adil olmadığını düşünüyorum. kimler ne işler yapıyor? hayatta böyle değil mi? bir konuda ne kadar iyi olursan değil, teneke de olsan en çok sen sesini çıkarırsan o kadar tercih edilirsin. hali hazırda iki kitap taslağım var ve bir gün muhakkak basıldıklarına , okunduklarına şahit olacağım.