1. yazilarinda belli bir uslup arayisi icinde olan ama bunun icin gerekli altyapidan yoksun bir kisim sozluk kullanicisinin turkceyi tamamen gereksiz, anlamsiz sekilde tahrif ederek uydurduklari yanilmiyorsam anlaminda sozcuk.

    "yamulmuyorsam" in "yanilmiyorsam" dan farkli olarak ne turlu bir anlam tasidigi, boyle yazinca okuyucunun yazidan aldigi bilginin, lezzetin nasil olup ta arttigi, kisacasi mala davara ne faydasi oldugu tarafimizca bilinmemektedir. bu sekilde sagdan soldan, radyocularin agizlarindan apartma laflarla komik veya ilginc olunmaz, ancak basagrisi olunur.
  2. zaman zaman kullandığım yeni bir kelime.

    eğer yamulmuyorsam, bir dili bozan esas unsur yabancı kaynaklı veya argo kelimeler değil, temel gramer yapısının dönüşmesidir.

    türkçemizde bu türden bozulma yaşanmaktadır. bir televizyon programında rast geldiğim bir dilbilimcimiz örnek olarak eğlence yerlerinin isimlerini göstermişti:

    mesela türkçede "çorumlular kıraathanesi" dememiz gerekirken burada tamlamada kullanılan sıfat ve nesne yer değiştirerek "cafe çorum" oluyor.

    bir diğer ciddi tehdit ise, alfabedeki, hece yapısındaki, söyleyişteki bozulma, yukarıdaki örneği geliştirirsek, türkçedeki ç harfimiz ch ye dönüşüyor: "cafe chorum".

    peki bunlar nasıl oluyor da oluyor? çünkü kitapların suç unsuru olarak gösterildiği ülkemizde yazarlara ve aydınlara değer verilmemektedir. ülkemizde okutulan edebiyat kitaplarının içeriği, çocuklarımıza edebiyat sevgisi aşılamaktan uzaktır. türk çocuklarının türkçenin asıl sahibi olan türk edebiyatçılarını tanımalarına fırsat verilmemektedir. ya yiter ya! yiter, yiter!
  3. kelime oyunu olarak kullanıldığında belki* dedirten, işin akıllısının* pek de beğenmeyeceğini düşündüğüm kelime. türkçe'ye yeni kelimeler katmak için kafayı çalıştırmak yerine anlamı olan kelimeleri ters yüz edip yeni bir kelimeymiş gibi piyasaya sürmek biraz tembel işi gibi geliyor bana.
    taşı gediğine koymak dışında bir işe yaramıyorsa, kulağa yanılmıyorsam gibi geldiği için kelimeyi "yanılmıyorsam"ın yerine kullanmak ve bunu olağan gibi göstermek bir süre sonra elimizde yapay ve sadece bir neslin anlayabileceği bir dil bırakacaktır.
    bunun da ötesinde ben babannemin, dedemin yanında böyle bir şey söylesem, bakar bana zavallılar çocuğum ne demek bu? diye. bir de saygısızlık olarak addederler*, biraz züppe ve biraz da çirkin bulurlar tahminimce.
    belki de yeni nesil kendi geçmişinden babannesinden anneannesinden böyle kopuyordur. onların anlayamadığı bir dil yaratarak kendilerini sadece yaşıtlarını ve iki metre önlerini gördükleri bir dünyaya hapsediyorlar.
    buna benzer ve benim hiç haz etmediğim bir kelime de atıyorumdur. türkçeye son günlerde "mesela, örneğin, diyelim ki"nin yerini alması maksadıyla varlığına lanet ettiğim bir yarım akıllının soktuğu ve en kullanmaması gerekenlerin bile kullandığı, üstelik de garip bir şekilde kabul gördüğüne bizzat şahit olduğum bir kelime.
    tabii ki kelimelerin kabul görmesi zaman alacaktır. tabi ki orta asya türkçesi olsun ama ingilizce olmasın maksadıyla türetildiği gayet açık olan yapay kelimelerin dile dolanması; dilimizin ucunda, el altında kelimelerden olması beklenemez; ama bilgisayar, veri, dönüt gibi ilk anda aklıma gelen akıllıca tasarlanmış, kabul görmüş ve kendimce dil içindeki kullanımı şık ve güzel bulduğum kelimeler üretilebilir. biraz gayret..
  4. yanılmak yerine kullanılmış olmasına karşın, mahkeme kararı ile sakıncalı bulunmuş sözcük..
    sonra da diyorlar ki osuruktan nem kapıyosun, oğlum mahkeme karar vermiş işte! yamulmuyorsam ve yamuluyormuşum ifadelerini çıkar diye, üst merci de onaylamış..
    artık hakimler yamulmaktan ne anladıysa?
  5. azalarak bittiğini gördüğüm tek kelimedir. ağlıyorum.

yamulmuyorsam hakkında bilgi verin