şükela:  tümü | bugün
  • öylesine dolaşırken satın aldığım ensturman, iki yıl çaldıktan sonra, ki baya bir kendimi geliştirmiştim, bir gün taksime gitdim, kendime flüt bakıyorum, girdim içeri, güzel bir yamaha flütü aldım başladım çalmaya, satıcı kadının ikazıyla durdum,

    ne yapıyorsun sen ?

    deniyorum,

    neden ters tutuyorsun ?

    nasıl ters ?

    o öyle tutulmaz...

    ulan ensturmanı ters tutarak çaldım iki yıl, bazen kendi kendime diyordum, bu tuşları niye ters koymamışlar diye, ne kadar rahat olurmuş ters olsa diye, o kadar çaldıktan sonra da düz tutamıyor insan, çok garip hissediyor kendini,
  • 5 yil kadar egitimini aldigim enstruman.
    baslangic icin cesitli tercihler oluyor tabii ki ancak selmer ile baslamis biri olarak bu baslagictan gayet mutlu oldugumu belirtmek isterim. o marka ya da bu marka iyidir demekten ziyade bu husustaki tek tavsiyem çin flutunden uzak durulmasi yonunde olacaktir.

    calmaya heves edip yeni baslayacaklarin enstruman hakkinda biraz bilgi edinmesi gerekebilir. simdiye kadar gelen sorulara dayanarak:

    oncelikle bir sure, basta ayna karsisinda (alt dudaginizin pembesiyle ten rengini ayiran alt cizginin ortasini, flutunuzun agizliginin size bakan cizgisinin ortasina şak diye oturtabilir hale gelene kadar gerekirse ayna karsisinda calismaniz onerilir) olmak uzere agizlik dedigimiz kisimla hasir nesir olmaniz gerekecek. ilk olarak puruzsuz ses cikartabilmelisiniz. sonra agizliginizi flutun diger parcalariyla birlestirilip, nispeten daha kolay oldugu icin birinci oktav "sol" ve "la" sesleri arasinda bol bol gidip geleceksiniz. bunun disinda yan flutte cikartabileceginiz en kalin ses birinci oktav "do"dur. ilk denemenizde nefesinizi ayarlamakta zorlanip bu sesi dogru sekilde cikartmaniz zaman alirsa uzulmeyiniz.

    3 oktav sesi vardir bu enstrumanin. sol anahtari okuyabiliyor olmaniz yeterlidir, do ve fa anahtari sizin partisyonunuzda olmayacaktir. bu soruya hic anlam verememistim ama: akor basmak diye birsey yok, bunu aklinizdan cikartin pls tşk. etutleri sevin. teknik calismak sinir bozucu olmakla birlikte cok gereklidir, aradan birkac yil gecse bile. ancak..yineliyorum: duzgun ve puruzsuz ses cikartmak daha onemlidir.

    simdi...flutunuzu aldiniz. kutuyu actiniz. ve bir cubuk gordunuz. o cubugu dikkatlice elinize alin. etrafinizdaki en yakin sandalyeye yaklasin. cubugun dik bir sekilde sandalyenin ustunde durmasini saglayin. bunun icin gerekirse sag elinizden yardim alin. sag el olmasi cok muhim bir noktadir. sonra yavas ve nazik bir sekilde isbu cubugun uzerine oturun... dermisiiiieeeeem ahahaha. tamam, korkmayin. o bir temizleme cubugu. ucuna bezi takin. flutunuzu caldiktan sonra, her seferinde, usenmeyip icinde birikmis olan tukuruklerinizi temizlemelisiniz. cubugun oteki ucuna baktiniz ve bir cizgi gordunuz. anlam veremediniz mi? o zaman agizligi elinize alin. cubugun arkasini agziligin icine (dibine kadar) sokun. o kucuk cizginin deligin tam ortasina geldigini goruyor olmaniz gerekiyor. aksi takdirde agizligin basini cevirmek suretiyle cizginin tam ortaya gelmesini saglayarak enstrumaninizin genel akordunu yapabilirsiniz. bir de yan flutun, malum, bastigimiza bazi delikleri acip bazilarini kapatarak ses cikartmamizi saglayan, tuslari var. onlarin da altini temizlemek gerekiyor. cubuk yardimiyla bezle icini silerken, perde dedigimiz, o tuslarin alti olan kisim temizlenmiyor. biz, soylemesi abes, sigara kagidi kullaniyoruz bu is icin. cunku perdeler cok hassas ve sigara kagidi gibi ince ve zarar vermeyecek birseyle temizlemek flutunuzun perdelerinin omrunu uzatacaktir. yoksa bir sure sonra o perdeleri degistirtmek zorunda kalabilirsiniz.

    baslangic olarak james galway(kendisi ilk altin flutlu insan. madde altin olunca, flutun sesi daha da guzel cikiyor) ya da jean pierre rampal dinleyebilirsiniz, herseyin basi klasik muzik.

    son olarak gitar ya da piano ile duet yapmaya karar verirseniz, duet yapacaginiz kisileri iyi secin. bazilari prova esnasinda rahat rahat komiklik yapiyor. o, konusup gulup eglenip calmaya devam edebilirken sizin boyle bir sansiniz yok. unutmayin, agziniz dolu.
  • flutun yandan yemi$i.. (bkz: pan flut)
  • yetenekli, çekici, hatta biraz çapkın, zararı kendine serseri bir erkek gibiydi ilk flütüm. altı yıl önce başlamıştı arkadaşlığımız. sesi parlak ama volum'ü düşüktü. defalarca problem çıkardı, bakıma gidip geldi, aslında beni terketmekle tehdit etti. direndim... ama iki buçuk yılın sonunda, artık flütçülüğüme zarar vermeye başladı. doğru sesi çıkarmak için dudaklarım garip haller alıyordu. volum daha da düştü.. kabul etmek istemesem de ayrılık vaktimiz gelmişti. gözüm gibi bakmama rağmen nikel'i fazla olduğundan çabuk kararan perdelerinde parmak izlerim, emeğim vardı. kendimi ihanet ediyor gibi hissetsem de beni terkeden oydu. yapacak birşey yoktu, vedalaştık.. artık başka bir flüt almalıydım..
    yeni yol arkadaşım öncekinin aksine, şımarık bir markanın, pahalı, şımarık, gümüş bir flütüydü. tıpkı kibirli, kendine aşık, çok bilmiş bir kadın gibi. ilk buluşmamızsa tam bir kabus... ilk çaldığım parçada fazlasıyla karşılıksız ses/nefes sesi geldi. çok sevdiğim, doyamadığım eserleri bile yadırgadım onunla. tonu yabancıydı, perdeleri yabancıydı... bütünüyle yabancıydı bana, bu burnu havada flüt. anlaşamadık.. aylarca küs kaldık... sonra ben ufak bir fırtınanın ardından, sadece flüte/müziğe değil, hayata hatta kendime küstüm. müzikte dinleyici, hayatta seyirci oldum...kendimi özledim, flütümü özledim, etken olmayı özledim...
    aylar sonra o kibirli kadın, çok bilmiş ses tonuyla seslendi bana: madem mutlu olmak için çabalamıyorsun, o zaman mutsuz olmak için de bu kadar uğraşma, eziyet etme kendine... ben burdayım!
    daha önce çalmadığım, bilmediğim eserlerle, yepyeni etütlerle buluştuk bu kez. tanımaya, sevmeye başladık birbirimizi, birlikteliğimizi... meğer ne çok benziyormuşuz birbirimize; ilk başta soğuk, hatta burnu havada görünen, ama aslında uyumlu, huzur peşinde, sabırlı...
    önce yeni şarkılarla bağladı hayata, bugünü sevdirdi; ardından bildiğim/tanıdığım eserler sayesinde geçmişle barıştırdı beni... minnettarım bu huysuz kadına, ben sustuğumda konuşmasına, birlikte geçen her dakikamıza... (:
  • kendisi aslında sadece flüt olduğu halde, düz flutle yetişmiş yurdum nesillerinin deve niye boynun eğri dercesine çarpıklaştırdığı enstrümanın çağdaş türkçe adı.
  • aradan geçen bir ay ve gözyaşlarımın yoğunluğunda hiçbir azalma yok. uykuya daldığını sandığım duygularım uyuyor numarası yapıyormuş. ilk fırsatta nasıl da ayaklandılar babası geç gelen çocukların kapıya koşmaları gibi. aslında bir yandan ıslak gözlerle resmine bakarak ağlarken bir yanda da ince ince gurur duyuyordum kendimden. kalbimin sonsuz okyanuslar gibi bir aşka ev sahipliği yapıyor olmasının gururuydu. avutmasıydı kendimin kendisini bir bakıma da. okyanusun üzerinde gemileri, içinde balıkları yoktu. ve onlar olmadan okyanus çok anlamsızdı.

    yan flüt soğukken güzel ses vermez. ondan o sihirli melodileri kışın almanın tek yolu nefesinizle sabırla ısıtmaktır onu. siz sıcak nefesinizi onun içine üfledikçe o size kalitesi ve sihri giderek artan büyülü bir ses verir. ilişkiler de böyledir. sabırla nefesinizle ısıtmadan güzel bir ses beklememeniz gerekir. hiçbir şey aceleye gelmez. siz yaralar açarsınız, zaman onları hiç şikayet etmeden kapatır.

    ***

    - ne isterdim biliyor musun?
    - ne?
    - yağmur yağsın isterdim. sırılsıklam ıslanalım. ama hiç istifimizi bozmayalım isterdim. hani filmlerde olur ya. yağmur başlar aniden. herkes kaçışır. ama onlar hiç konuşmadan öylece bankta otururlar ya. karşıya bakarak…
    - iyi de sen soğuğu sevmezsin ki?
    - yağmur hep soğuk yağmaz ki!

    tamam biraz duygusuz olabilir. hatta az romantik desek daha doğru olur. her ne kadar beni anlamasa da çoğu zaman, en azından sonuna kadar dinliyor. sonra saçma sorular da soruyor olabilir. aman canım, ne önemi var ki? zaten kimse beni anlamıyor ama ben bunu dert etmiyorum. çünkü ben de onları anlamıyorum…

    el ele tutuşmak istemiyordum aslında ama istemsizce attım elimi. nazikçe elini elimden çektiğinde daha da pişman oldum. kaşlarımı çattım. beni izlemiyordu ama. bir problemi vardı. sormam için elinden ne geldiyse yaptı ama renk vermedim. anlamamazlıktan geldim. kabullenemedim çünkü, onun dertlerini dinlemek ve belki ona yol göstermek zorunda olduğumu. daha ben kendime gelememiştim ki. daha ben iyileşmemiştim ki. hem ayrıca o bana gelmişti. ben ona gitmemiştim ki. beni ilgilendirmiyordu. problemlerini kendi başına çözmeyi öğrenmeliydi. bana neydi canım!

    - senin bir derdin mi var?
    - yoo.
    - anlat hadi.
    - neyi?
    - dün sinemaya gitmişsin ya, onu. neyi olabilir allah aşkına?
    - yok bir şey, cidden. durgunum sadece.
    - neden?
    - soru sormaya bırak da yürü lütfen. sinirlerimi bozuk zaten.

    yaklaşık bir dakika içinde kendi kendini yalancı çıkarmayı başarabilen, yardım çağrımı beni azarlayarak cevaplandıran birisiyle yürümek zorunda olmanın verdiği sıkıntı ile ağzımı bile açmadan eve döndük. flütümü çıkarttım. ısıtmadan çalmaya başladım. derdim güzel ses vermesi değildi çünkü. sadece bir ses vermesiydi…
  • flütün iki şekli bulunur:
    öne tutularak çalınan blok flüt, yan(transvers) flüt.
    blokflütlerle yan flüt arasındaki en önemli farklardan biri,üfelenen havanın blokflütte,tümünün saza üflenerek tınıya dönüşebilmesi,yan flütte ise havanın sadece bir kısmının tınıya dönüşebilmesidir.
    blok flüt nedir derseniz hani küçükken elimize tutuşturulan helvacıoğlu,mas gibi markaları olan zevkinize göre rengini belirleyebildiğiniz flüt tipi(benimki toz pembeydi mesela). tarihçeye bakacak olursak i.ö. 4. yüzyılda mısırda, çinde ,yüzyılımızın başlangıcıda hindistanda flüte rastlanmaktadır.
    transvers flüt i.ö. 1. yüzyılda önceleri çok kısa daha sonra gelişerek 2. ve 4. yüzyıllarda takriben bugünkü boyutlarına ulaşmıştır bir rivayete göre...hatta fransızlar yan flüde flutes d'allemagne adını vermişlerdir( avrupada ilk kez almanya 'da ortaya çıktığı için.)
    sizi dinlendiren, etkileyici bir solo ve eşlik çalgısıdır... ancak göründüğü gibi pek de kolay değildir bu enstrümanı çalmak... blok flütle pek de alakası yok yani onu çalıyorum bunu da havada karada çalarım moduna girmeyin, öyle kalırsınız... flüt çalarken nelere dikkat edilmeli peki? öncelikle doğru nefes almak, rahatlık,doğru tutuş posizyonu ve doğru dudak posizyonu... size şöyle bir örnek verelim birinci oktav sol ile ikinci oktav sol arasındaki farkı sadece üfleyiş şekliniz değiştiriyor. aynı notaya basıp farklı üfleyerek çıkarıyorsunuz uzun lafın kısası... bu güzel enstrümanın boyutlarından da söz edelim kısaca 63-67 cm uzunluklarında 19 mm çapında,yukarı doğru çapının 1/10 u oranında daralan bir gövde.( genellikle nikel ya da gümüş kaplamadır). bunun yaklaşık 30 cm gibi olan bir küçük versiyonuna da piccolo(pikolo) denir. bu arada yan flüdü sap gibi mi taşıyacağım? şeklinde bir soru aklınıza gelmişse kendisi 3 parçadan oluşur(başlık,gövde,kuyruk) bunu ayırırsınız, başlık ve gövde için kauçuktan yapılmış koruma bileziklerini geçirip sonra kılıfına uydurursunuz efendim.
  • baş döndüren bir çalgı. gerçekten öyle.
  • bir çalgı.

    şahsım için burada yazılanlar oldukça faydalı olmuştu, bu enstrüman hakkında bilgisi olan ya da çalabilen herkes yardımcı olmuştu, bu nedenle de ben de naçizane görüşlerimi bildirmek istedim.

    - öncelikle eğer bu enstrümanla ciddi düşünüyorsanız tavsiyem adam akıllı bir flüt almanızdır. ben çok da hoş olmayan ve pek de kaliteli olmayan bir flüt ile başlamıştım ve kişinin ilerleyişine ne kadar olumsuz faktörlerle etki edeceğinden habersizdim. tabi alete yabancı olma, üflemeyi bilememek de engel oluşturuyor düzgün ses çıkaramamanıza fakat flütün rolünü de es geçmemek gerek.

    uyduruk flütüm ile geçirdiğim (komşulara, aileme, arkadaşlara geçirttiğim) lanet olasıca anlardan sonra, belki de tüm sorun bende değil diye düşündüm. sahiden de flütümün dandik olduğunu yumuşatarak söyleyen birkaç kişiye bir de bakım yapılmasını söyleyen kişiler eklendi (daha alalı ne kadar oldu da). dandik flütüme bakım yaptırdıktan sonra biraz düzelir gibi olsa da, yine de istediğim ses(ler)i vermiyordu. bu nedenle acaba sorun benden mi kaynaklı yoksa flütten mi diyerek daha kaliteli bir flüt ile yaptığım mini si-la-sol testi sonucunda anladım ki benim flüt sahiden dandik. evet kısaca flütün kalitesi çalma kalitenizi de etkilemektedir.

    - doğrudan enstrümana zıplamayı ben de çok istedim ama bunun için önce bedeninizi hazırlamanız gerekiyor. nefes açma egzersizleri, diyaframı kullanmayı öğrenmek gibi ön hazırlıklar istiyor. zamanında yoga ya da pilates gibi sporlar yaptıysanız çok büyük avantajınız var demektir. ayrıca dik durmayı, nefesinizi tasarruflu ve doğru bir şekilde kullanmayı da öğrenmelisiniz.

    -bir ayna karşısında çalışmak ilk başlarda yardımcı olmuştu. ama aynayı parmaklara bakmak için değil de, ağzınıza bakmak için kullanmak daha yararlı sanki. çünkü fark etmeden flüt aşağıya doğru kayabiliyor ağzınızdan ya da fazla yukarı çıkarabiliyor, ya da flütü eğri tutabiliyorsunuz. ayna, bu yanlışları görmeniz için güzel bir fırsat ama çok da alışmamak lazım.

    -ilk başlarda yine sürekli yanlış yunluş üflemekten, havadan çok delikten içeriye tükürük akabilmekte. flütünüzün altından su geliyorsa bilin ki o tükürüğünüz. ağzınızı ne kadar aralayacağınızı, dilinizi ne kadar kıvırıp ne edeceğinizi bilememekten, flütün içine tükürüp durabilirsiniz sürekli, oluyor öyle ne yapalım. çok tükürük dolması da sesi bozacağından içini temizlemekte yarar var.

    - bunun dışında her gün yılmadan çalışmak istiyor. ama öyle de güzel bir enstrüman ki sizin çabalarınızı hiç karşılıksız bırakmıyor. biraz nazlı ilk başlarda direniyor ama hemen akabinde istediğiniz sesi ya da ona yaklaşık bir sesi çıkarmanıza müsaade ediyor. emeklerinizin meyve veriyor olması kısa bir zaman diliminde en sevdiğim özelliğini oluşturuyor.

    - flütünüzle işiniz bitince bir kenara atmayın, açıkta bırakmayın. tükürük bastınız içine, onu temizlemeniz gerekiyor. içinin ıslak ve nemli kalmaması gerekiyor, aynı şekilde dışındaki parmak izleri, ya da oluşmuş bir lekeyi de temizlemelisiniz. flüt temizliği ihmal edilecek bir mevzu değil, bir müddet sonra bakımsız flüt düzgün ses vermemeye de başlar.

    - eğer flütünüz hala istediğiniz sesi vermiyorsa tuşlarına bakın. bazen gevşeyebiliyorlar, ve aralarından hava kaçırabiliyorlar, bu da yine istenilen sesi elde etmenizi engelleyecektir.

    - bir metronom ile çalışın, uzun nefes alıp, uzun nefes vermeye çalışın. mesela 5 vuruşluk nefes alıp 7 vuruşta vermeye çalışın.
    değişik üfleme türlerini çalışın. tam vuruş, yarım vuruş gibi. evet sıkıcı olabilir ama çok da verimli.

    evet eyyorlamam bu kadar.
  • bu enstrümanı çalma becerisini geliştirmede çaldığınız flütün durumu büyük rol oynar. siz istediğiniz kadar dudak pozisyonunuzu, dudak germenizi, diyafram kontrolünüzü, parmak çabukluğunuzu vs. mükemmelleştirin, eğer çaldığınız flütte iş yoksa hiçbir kayda değer ilerleme gösteremezsiniz. bu yüzden eğer ekonomik durumunuz müsaitse kendinize en kötüsü bir yamaha yfl 211 edinin. tabi kesinlikle ilk flütünüz bu olmasın, 250 liralık öyle ahım şahım kalitesi olmayan bir flütle başlayın ki, baktınız enstrüman pek size göre değil, zararın neresinden dönülürse kar olsun. yamaha, miyazawa, pearl gibi markalara flüt çalmakta kararlı olduğunuzu anladığınızda geçin.

    flütün durumunu iyi bir seviyede tutmak adına, o gün için çalmayı bırakır bırakmaz kesinlikle ve kesinlikle flütünüzü temizleyin. temizlemezseniz flütün içi ıslak kalır, pas yapar, ve enstrümanın tınısına büyük ölçüde zarar verir. flütün periyodik bakımını yaptırmayı da ihmal etmeyin. 6 ayda bir yapılacak bir bakım yeterli olacaktır.

    enstrümanınızı sağa sola çarpmayın. flüt darbe alırsa ezilebilir, şeklinde deformasyon oluşabilir. böyle bir durumda da tını çok büyük zarar görür.

    bir de benden tavsiye, jazz çalın. inanılmaz zevkli.