şükela:  tümü | bugün
  • sevim burak'ın bi kitabının adı. içinde 6 hikaye var.
  • arka kapakta yazan;
    "siz baron bahar, hayatın dehşetini hiç düşünmüyorsunuz:
    her şeyiniz var
    otomobiliniz
    yatınız
    7 cüceli eviniz
    bonolarınız
    çocuklarınız
    bense, ölümden korkmayacak kadar yalnızım...." dizeleriyle insana derin bir nefes aldırım şükür öylesine yalnız değilim dedirten kitaptır .
    yazarın* ilk kitabı da olan bu eser yayınlandığı 1965 senesinde yarattığı tartışmalarla yılın edebiyat olayı sayılmış ve türk edebiyatında ki modern yönelişler içinde ayrı bir yeri olduğu kabul edilmiştir.
  • sevim burak diyor ki:
    "ilk tümce, kendi kendine gelir. her zaman, her yöne çekilen bir anlam taşır. 'demir kapıdan girdiler.' yazmaya oradan başlarım, bir daha da unutmam, nasıl başladığımı, çünkü, bütün çabam, sonuna kadar devirmemektir o tümceyi. ilk tümce, hikâyemin alınyazısıdır."

    cümleyi devirmemek, devirmemeye çalışmak. herhalde yazı yazma işi ile ilgili olarak söylenebilecek en net, en dürüst, en sahici şey bu.
  • ben ölünce
    bu saray
    anılar
    ve kahve fincanı
    sana kalacak..
  • "kült kitap" tanımlamasıyla* hayal kırıklığı yaratabilecek kitaplardan bir diğeri de sevim burak'ın yanık saraylar'ı..
    kitap özetle sayıklamalar ve delilik sınırını aşmış olma belirtileri.
    belki de ben sınırın aşılmamasını seviyorum -yetenek ya da dehanın deliliğe varacakmış gibi yapıp son anda dönmesinden yanayım- alenen sanrılarla ya da sayıklamalarla deliliğin açık edilmesini değil.
    bir çeşit bilinç akışı, öylesine dizilmiş kelimeler yığını... melodisiz bir yazın. sadece tuşlara vurmak gibi, arada anlamlı sesler de çıkıyor tabi.. "anılar insanları sever onları sayarlar çocuklar da anılardan korkmazlar çocuk anıları bunlar" dediğinde yine de durup dinletiyor.
    "hayatıma üzülmediğim için kim suçlu?" dediğinde de tabi.
    iç karartıyor ama. o açıdan özgün belki..
    -bir de ya ben özlediğimden ya da bir şekilde içindeki bir tınıdan, feci şekilde unutulan'ı çağrıştırmıştır kitabın bir yeri..-
  • 1965 tarihli ilk basımının kapak ve iç sayfalardaki desen çalı$malarını ömer uluç yapmı$tır.
  • temmuz 1912'de yaşanan yangın* sonrası sadece duvarları ayakata kalan ali paşa sarayı'nın halk arasında uzunca bir süre söylenegelen adı. kitabın ismi de bundan geliyor herhalde.

    kaynak: istanbul'u geziyorum gözlerim açık
  • ''iki gündür karşı apartmandaki kadının intihar etmesini bekliyorum.'' cümlesiyle başlayan hikayesinde deliliğine, ''sevgili kendim'' ile sayıklamalarına şahit olduğumuz sevim burak öykü kitabı. aynı zamanda kitaptaki 3 numaralı öyküye ismini verir: yanık saraylar.

    ''sessizlik
    düz
    uzun
    inceydi

    ayrıca:
    -bu kadın kolu için yaşıyor; bense, paltom için yaşıyorum. fakat bir hiç için yaşanır mı?
    diye düşündü.

    kadın yılların verdiği ustalıkla, çıkan kolunu yerine taktı.
    iyice yalnızdı.
    baron bahar:
    -bu kadın ne jentile kadın, diye ağladı
    kadın eski bir alışkanlıkla ağlamadı.
    ...''

    syf31
  • "bir yaz günüydü fakat her yer karanlıktı."
  • bu kitapta sevim burak'ın kullandığı dil, kesinlikle türkçe filan değil. biz, türkçe konuşanlar, cümleleri böyle kurmuyoruz çünkü. çok ince, büyüleyici, başka bir gezegene ait sanki.