şükela:  tümü | bugün
  • bir soruya verilen cevap..
  • atatürk'ün dil kurumu çalışmalarını başlatmasından önce soru yerine sual,yanıt yerinede arapçası el cewab olan cevap kullanılıyordu.ama daha sonraları yada diğer bir deyişle kenan evren adlı darbeci general tarafından türk dil kurumunun içi boşaltılmadan önce atatürk'ün dil kurumu (tdk) çok önemli çalişmalar yapti.örnek olarak taa dede korkut masallarindan eski türklerin cevap yerine" yanut" sözcüğünü kullandiklarini öğrenerek bu yanut sözcüğünü ise günümüz türkçesine "yanit olarak düzelterek kazandirdilar.
    12 eylül 1980 askeri darbesinden sonra ise kenan evren ve arkadaşlari tarafindan tdk işlevsiz hala getirilerek arapça ve bati dillerinden gelen sözcükler için bunlar zaten dilimize girmiş bunlara elleşmeyelim dediler. atatürkün vasiyetinin tersine dilimize girmiş yabanci sözcükleri dilimizden söküp atmak yerine dilimizde daha sağlam bir şekilde kalmalari için uğraştilar.işte şimdi hala var olan dil kurumu dilimize giren yabanci sözcükleri ayiklamak yerine bizim vergilerimizle kral gibi bir yaşam sürerken bizim dilimizi daha da berbat hale getirmek için uğraşmaktadirlar.
  • (bkz: response)
  • ... alinti:

    "yanit mi
    sorulardan baska bir sey degildi"

    (bkz: edip cansever)
  • bir anlamda buyruktur.
    yanıtı yan tutmaktan düşünmeden olmaz.
    "yanutluyorum": yan tutarak, tarafımı ortaya koyarak söylüyorum demek. tam olarak bir cevap sayılmaz belki bu, daha çok "düşüncemi doğru bulduğum tarafa ekliyorum" ve hatta bahşediyorum demektir.

    yanıt bir tarışmadaki yanıltmanın son halidir:
    tüm cevapların arasındaki en yalın cevabı veriyorum:
    galip bende ceylan demektir. geçer akçedir.
    - buyrun!
  • yanmaktan yanıt...yanan şey yani...cevap yeterince türkçe olmadığı için ne yapsakta saçmalasak diye düşünen insanların ortaya attıkları abukluk. sakın orta asya'da cevap yerine yanıt kullanmayın. adamlar etraflarında yanan bir şey olduğunu sanıp oraya buraya kaçışıyor. biz kendilerinden daha türk olduğumuz için, onların cuvb, cevb, cıvb olarak kullandığı kelimeyi biz yanıt olarak kullanıyoruz tabii. " bu arada aç parantez, dede korkut'u o kadar okudum, yanut denen kelimenin cevap karşılığı olduğunu anlayamadım iyi mi?.bende de bi sorun var sanırım."

    yaşasın öztürkçe, yaşasın çağdaş türk dili...tey tey de tey tey...!
  • kısıtlı soru.
  • uydurma kelimelerin eleştirisini yaparken, biraz dikkatli olmak gerek. çünkü bu eleştirilere, bazen hiç de uydurma olmayan kelimeler karışıyor.

    bunlardan birini mesela, acemkasiyan yazmıştı: (bkz: ayrıksı/@acemkasiyan)

    bir diğeri ise yanıt.

    yanıt, hayali bir kelime değil. belki, kullanımdan düşmüşken tekrar diriltilmesi eleştirilebilir. fakat artık benimsendiğine göre, bu eleştiri de gereksiz olacaktır.

    kelimenin yanmak fiili ile bir ilgisi yok. daha doğrusu, ilgisi var da, o yanmak, bu yanmakla aynı anlamda değil.

    yanmak, eskiden dönmek anlamına gelirdi. divanu lugati't-türk'te mesela, "yoldan yanmak", "yoldan dönmek" anlamında mevcut.

    böylece yanıt (yan+ıt), anmak'tan anıt gibi, konmak'tan konut gibi, türk dil kurallarına tamamen uygun bir kelime oluyor. bir soru soruluyor ve karşılığında soran kişiye bir söz "dönüyor". veya bir eylem yapıyorsunuz ve karşılığında size başka bir eylem dönüyor. yanıt budur, hoştur, iyidir.
  • türk düşmanlığı'nın turnusol kağıdı.

    yabancı sözcüklerin kullanımını yaygınlaştırarak türkçe'yi bozmaya çalışan türk düşmanları kendilerini -kendilerince- aklamak için "biz bu sözcüklere uydurma olduğu için karşıyız" derler. "us", "yanıt", "ilişki", "evirmek" gibi tdk ile ilgisi olmayan türkçe sözcükleri de kullanmıyor olmaları onların bu "türkçe sözcük kullanmama" tutumlarının gerçek nedenlerini ve gerçek amaçlarını apaçık ortaya koyuyor. elbette anlamak isteyene...

    (bkz: türk düşmanlığı/@anku)
    (bkz: osmanlıca/@anku)
  • "içimdeki derinlik
    engelliyor yaklaşmayı başkalarına
    hep uzaktan konuşuyorum
    benim başımı döndürenden
    neye borçluyum ürkmeyişini
    geçtiğin ya da takılıp kaldığın
    sevgilere mi
    yoksa seni de derinleştiren
    bilinmezliğine mi içinin
    yalnızlığı keşfetmiştik
    konuştuğumuzda
    birbirine doluyor
    iki uçurum."*