şükela:  tümü | bugün
  • bu odaların duvarları genellikle fiberglas malzemeden yapılmış olan üçgen formlu çıkıntılarla kaplıdırlar. odanın temel yapılış amacı ilgili ses ölçümü sırasında yankının önlenmesi olduğundan duvara monte bu çıkıntılar da gelen ses dalgalarını yutucu bir görev yaparlar.bu odaların tabanı ve tavanı da dahil olmak üzere 6 yüzü de ses yutucu malzemeyle kaplı olduğundan, ses ölçümü yapılacak cihazların yerleştirilmesi için yerden biraz yükseğe tellerden örülü bir platform kurulur.yine bu odaların duvarları dışarıdan gelebilecek seslerin yapılacak ölçümü etkilememesi amacıyla metre boyutunda kalınlıklarda yapılırlar ve çeşitli izolasyon malzemeleriyle kaplanırlar.tüm bu sayılanlardan dolayı bu odalar oldukça pahalı olurlar.
  • (bkz: chamber music)
  • acoustic anechoic chamber ya da aac icin en iyi örnek, ki dünyanın en sessiz noktası rekoruna da sahiptir; http://www.audiojunkies.com/…-on-earth-orfield-labs
  • orfield laboratuvarı %99.99 oranında ses geçirmez yapısıyla dünyanın en sessiz odası. en uzun süre kalan kişi karanlıkta 45 dk oturabilmiş. denge bozulması yaşandığından odada ki kişinin mecbur oturması lazımmış.
  • en sessiz yere sahip, deneyimlemek istediğim oda. enteresan olabilir.

    odadaki sessizlik, 1 metre kalınlığındaki fiberglas akustik dilimler, yalıtılmış çelikten çift kat duvarlar ve 35 santimetre kalınlığındaki beton kaplamayla sağlanmış. bir kişi içeride en fazla 45 dakika dayanabiliyormuş.

    güney minneapolis’teki orfield laboratuvarları’nda bulunan ve “dünyadaki en sessiz yer” olarak guinness rekorlar kitabı’na girmiş.

    merak ettim vallahi billahi.

    bu da haberi http://www.hurriyet.com.tr/planet/20274559.asp
  • bir kindle bir de çek-yatla girersem tüm rekorları alt üst edebileceğim oda.
  • gündelik yaşamında her yerden gelen uyaran trafiğine alışmış insanoğlu için delirme sebebidir. "içinde 45 dakikadan fazla kalınabilir, ne olacak ki" diye düşünülebilir ancak her türlü sesten yalıtılmış ve kapkaranlık ortamda uyaran yokluğundan dolayı beyin size oyunlar oynamaya başlar, görsel, işitsel sanrılar oluşturur, böylece akıl sağlığınızı kaybetmeye başlayarak korku filmi karakterlerine taş çıkarırsınız, benden söylemesi.
  • dünyanın en sessiz odası, insanların sadece organlarının çalışma sesini duyduğu odaymış. kulakların her yeni ortama adapte olabilmesi nedeni ile, sessizlikte ses bulabilmek için kendilerini zorlayan kulaklar ilk önce kalp atış sesini, sonra mide enzimlerini, sonra da akciğerin nefes alıp verirken yaptığı genişleme-darlaşma hareketlerinin sesini, kan dolaşım sesini algılıyormuş.

    sessiz denebilecek bir odada 30 desibel gürültü varken, bu odada -9 desibellik gürültü varmış. insanlar da 0 desibelden aşağısını duymuyormuş. o nedenle ancak iç sesini ve kafasındaki sesi dinleyebiliyormuş.

    orfield laboratuarlarının sahibi steven orfield, deneyimi "sessizlikte, ses siz oluyorsunuz", hatta "sessizseniz, ses sizsiniz" diyormuş.

    denge için ayaklarımızın yere basış sesini duymak zorundaymışız, odanın sessizliği nedeni ile onu da duyamayınca denge sağlanamıyormuş. bu nedenle odada oturulmak zorundaymış.

    belli bir zamandan sonra artık algılayacak bir şey kalmadığından, kafanız algılayacak şeyleri kendi yaratıyormuş. halisülasyonlar başlıyormuş. zaten bu yüzden kimse 45 dakikadan fazla kalamamış.

    http://news.discovery.com/…-crazy-in-30-minutes.htm
  • nasil bir odaysa artik, ses siddeti desibel cinsinden sifirin altinda oluyormus. sesin disinda ayrica elektromagnetik dalgalari da yutuyormus bu oda, bir nevi the lost room. bazi bilim insanlarinin birkac tahtasi eksik oldugundan dolayi, insanlari bu odalara sokup bir de üstüne isiklari kapatarak kapkaranlik ortamda insanlarin deneyimlerini kaydetmisler ki tün denekler halüsinasyonlar görmüsler. bir nevi iskence! diger taraftan deli gönlüm söyle bir bes dakkaligina - daha fazla degil ama, aklimi yitirmek istemem - o deneyimi yasamak istiyor, o da ayri bir sey.

    ingilizcesi anechoic chamber'mis bu arada.
  • bu odada kapalı kalmak sessiz bir semtte, gece ev zifiri karanlıkken uyuma deneyimine benzeyebilir. zira yeterince süre geçtikten sonra (diyelim ki yarım saat oldu ve uyuyamadınız, etrafta ne doğru düzgün ses var ne ışık) bir süre sonra kulaklarınızda sesler duymaya başlayabilirsiniz. birkaç kere yaşadığım bu olayda önce akli dengemi yitirdiğimi düşündüm ama sonra gardrobumun içinde yaşayan harvard profesörüne sordum ve haberler iyi. aslında cidden akli dengemi kaybetmişim.

    ne diyorduk? görsel ve sesli uyaranlar olmadığında beyin ilginçleşebiliyor.

    ekleme: sabancı üniversitesinin kampüsünde bir tane bulunan odadır. sadece bir kulağınızı odadan yana çevirirseniz odanın ortamıyla dışarının farkını anlayabilirsiniz.