şükela:  tümü | bugün
  • makulu normalde aramak deyi$ini destekler soz.
  • onsuz yapamazsın ama onunla da yapamazsın, ama hep olsun istersin. yokluğu acı verir varlığı kavurur ne arası ne ortası vardır. işte tam da böyle ilişkilerin hakim olduğu dönemlerde dönüp dolaşıp varılan en son noktadır.
    yanlış hayat doğru yasanmaz.
    ama iki yanlıştan bi doğru çıkartmak istercesine -çünkü hem onun hayatı hem de kendi hayatın yanlıştır- hep çaba sarfedersin…
    kime göre neye göre doğru yanlış diyenlere –ki bunlar felsefik zannedilen ucuz cümlelerinden öte bişey değildir, ama hala ortamlarda prim yapar zannedilir pehh pehh pehh- ise bana göre demekten öte bişey dememek lazımdır.
    evet bana göre…
  • "yanlış yaşam doğru yaşanmaz", "sahtelik içinde doğru yaşam olamaz" versiyonları da tedavülde olan, beni "hayatta çürümeyen bir taraf var" ile "yaşam artık yaşamıyor" arasında salındıran salıncak.
    (bkz: evsizlere sığınak)
  • minima moralia'nin ba$larinda yaplimi$ bir onerme.
  • adorno bu sözde yabancılaşmanın derinlikli bir tarifini yapmıştır.

    modern pozitivist tariflerde, insan doğayı aşmak için vereceği mücadelede, iradeyle ve teknikle, tahakkümle ve ilerlemeyle yol alabileceğine inandırılmıştır. doğayı ve benzerlerini ezmek üzerine kurulu bir yaşama düzeni, kazananı da kaybedeni de, gerçek bir huzurlu ve mutlu yaşama olasılığından mahrum bırakır.

    yabancılaşan insan vahşileşir, kendisine ve de başkalarına ciddi zararlar vererek varolur. yabancılaşmış yaşam kendi yaşama zeminini, kendi çıkarına zannettiği şeyler uğruna tüketerek yok eder.

    yanlış hayat yıkıcıdır. sanılmasın ki bu yıkıcılıktan saklanmak mümkündür.
  • madem adorno;

    (bkz: normallik ölümdür)
  • bende "elimizdekiyle yetinmeliyiz, daha fazlasi icin kicimizi yirtmamaliyiz" demek isteniyormus hissi uyandiran laf. soz obegi, tumce. bok. belki de ben yanlis anliyorum, olabilir.

    bazi ozelliklerimiz var hepimizin. bazilarimizda dogustan "on" geliyor, bazilarimizda "off". degistirebilecegimiz ve degistiremeyecegimiz seyler var hayatta ve kendimizde. dogdugumuz, buyudugumuz ve yetistigimiz ortam cok cok onemli bir rol oynuyor geri kalan yasamimizda. bunlar genelde degistiremeyecegimiz seyler oluyor. aklimiz erene kadar is isten gecmis oluyor zaten. peki istedigimiz hayati yasamamizi engelleyen, bize yanlis gelen seyler "mutlak degismez" engellerse o zaman ne yapmamiz gerek? elimizde olmayan sebeplerse bizi kisitlayan seyler? o zaman kime isyan edecegiz?

    oturup "ne yapalim bizim de kaderimiz boyleymis" diyerek kabullenelim mi? ben dunyayi gezmek istiyorum belki. abuk sabuk islerde calisip eglenerek yasamak istiyorum diyelim. gencligimin tadini cikara cikara, cilginlar gibi degerlendirmek istiyorum belki zamanimi. ama omzuma yuklenmis sorumluluklar var diyelim. geride birakamayacagim, ilgilenmekle yukumlu oldugum seyler var mesela. o zaman kim verecek bana bu hayatin hesabini? bana gore yanlis bir hayat olsun bu mesela. "ama benim hayalini kurdugum yasam bu degildi" olsun. hep baska seyler yapmayi hayal ederek, idareten gunu kurtaran bunaltici ve monoton bir hayatim olsun. o zaman karsima cikip da "yanlis bir hayat dogru yasanmaz arkadas bosuna kasma!" diyen adami odunla dovmem mi ben?

    hepimiz elimizden geleni yapiyoruz, elimizden geldigince. hayat cok matah bir skim degil zaten. eldeki malzeme bu iste. yogurup duruyoruz, ondan ne cikarirsak kâr sayiyoruz. sorgula sorgula da bir yere kadar, neyi becerebiliyorsak oyuz iste.
  • theodor wiesengrund adorno amerika dönüşü öğrencilerince havaalanında karşılanır ancak onu hoş bir manzara beklememektedir. öğrencileri kendisini çürük yumurta ve ezik domateslerle karşılamaktadır, bir süre bu şiddetin bitmesini bekler ve onlara kısa bir konuşma yapar. konuşmaya minima moraliada da okuyabileceğimiz fragmanın başlığıyla başlar ve der ki; yanlis hayat doğru yasanamaz. 2. dünya savaşındaki almanyayı anlatır, abd'nin nasıl bir ortamı onlara sunduğunu anlatır, adorno bir yahudidir ve almandır.

    sözün özü; bu laflar kolayca söyleniveren laflar değildir, insanların yaşadığı derin acılar, büyük savaşlar, yaşam mücadelesine eşlik eden felsefi bir mücadeleden geçer bu vecizenin dillendirilmesi ve yazılması. heyhat! benim güzel ülkemde ayrılık bahanesidir, sms mesajıdır bu vecizenin anlamı.

    yanlış bir hayat doğru yaşanamaz aşkım, beni anlamalısın ya da ya sev ya terk et! ne fark eder bizler için?