şükela:  tümü | bugün
  • şimdi başlığı okuyan arkadaşların kafasında muhtemelen şu tarz şeyler belirdi;

    * yok efendim birama extacy attılar.
    * sigaramın ucuna gizlice bonzai koydular.
    * yok demleme çay yerine kaynatılmış dmt verdiler falan filan..

    bu tarz şeyler değil arkadaşlar emin olun başımdan geçen şey. egzantrik bir durum olmasaydı inanın böyle bir başlık açmazdım. başımdan geçen bu illet muhtemelen çok ama çok az kişinin yaşadığı ekstrem uyuşturucu deneyimlerinden biri olarak adını tarihe altın harfler ile yazdırmıştır. yıllar geçse de zihnimde yeri büyüktür ve yaşanmaması için bilgilendirme amaçlı yazılmış bir enyry dir. özendirmek için değil !

    o zamanlar aktif prozac kullanıcısıydım, ufak tefek psikolojik problemlerim vardı ve gittiğim doktor biraz rahatlamam ve akışına bırakmam için bana bu ilacı önermişti. günde 1 adet 20 mg olarak alıyordum. düzenli olarak 3 ay boyunca kullandım ve vücudum artık bu ilacın etken maddesi olan fluoksetin ' i benimsemiştir.

    3-4 ayda bir sevdiğim arkadaşlarımla toplanıp klasikleşmiş hatta bir gelenek halini almış olan extacy ve esrar gecelerimizden birini yapmaya karar verdik. prozac etkisindeyken uyuşturucu kullanmamıştım fakat doktorumdan kullanmamama dair ekstrem bir talep ve uyarı gelmemişti. internette alkol dahi alınmaması gerektiği yazılırken uyuşturucu kullanılmaması gerektiğini bilmek için üstün bir zekaya gerek yok herhalde. "bu arada lustral ve selectra ikilisi tepkimeye girmiyor, bilgilendirme amaçlı tırnak içi".

    geceye birer tane yuvarlayarak başladık, buraları biraz hızlı geçeceğim çünkü işin extacy kısmında anlatılacak ekstrem bir durum yok. gayet normal şekilde serotonin 'i iliklerime kadar hissettim. 3 saat civarında şekerin etkisinde kaldıktan sonra düşüşte paraşüt olarak esrar içtik. buraya kadar her ama her şey normal. kesinlikle bütün tepkiler kitabına uygun ve her şey yolunda..

    gece bitti tatlı bir sohbet sardı ortamı. ortamda tanrı, din, siyaset, basketbol gibi acayip ve birbiriyle bağlantısız konular konuşuluyor. bir anda çişim geldi ve şaşırdım. çünkü extacy etkisindeyken ve düşüşten sonra en az 2-3 saat işeyemezsiniz. bu durum beni gerçekten şaşırttı ama pek kıllanmadım. tuvaletin kapısı açık bir şekilde bizim çocuklarla taşak muhabbet yaparak işiyorum ve bu arada kafam tamamen açılmış durumda. "ve işte film burada kopuyor."

    bir şey oldu. öyle bir şey oldu ki bir anda aslında işemediğimi fark ettim. işerken klozete bakmıyordum ama işediğimi hissediyordum başta. işemeye başladıktan 5 saniye sonra işemediğimi fark ettim ve klozete baktım. gördüklerim karşısın şok olmuştum çünkü işiyordum. fakat his olarak idrarın idrar yollarımdan ve penisimden çıktığını hissetmiyordum. hayatımda böyle bir şey daha önce başıma gelmediği için çok panik oldum ve çocuklara seslendim. "beyler bana bir şeyler oluyor"

    panikle pantolonumu topladım ve salona doğru giderken 3. adımımda tekrar bir şey oldu. bu öyle bir şey ki tam ensemde bir patlama hissettim. bu patlamayı örneklendirmem gerekirse, extacy nin tam zirve yaptığı noktayı hayal etmenizi istiyorum sizden. o karnınızdaki patlamayı. o patlama ensemde oldu. öyle bir patlama ki ensemde oluşan bu patlama vücudumda dolaşmaya başladı. bu bir elektrik şoku gibiydi. ensemde başlayan bu patlama el ve ayaklarıma kadar ilerledi ve ellerime geldiği zaman kollarım istemsiz şekilde havalanmaya başladı. şuan bunları yazarken bile tir tir titriyorum. o anda zaman algımın kaybolduğunu fark ettim. o anda sadece dişlerimin damaklarıma batan kısımlarını hissedebiliyordum sadece. tüm vücudum uyuşmuştu. vücudumda dişlerimin damaklarım ile birleştiği yer dışında hiç bir yeri hissetmiyordum. "daha kötü olmaya başlıyor"

    zaman algımın yok olmasından bahsetmiştim. bu şekerliyken zamanın hızlı geçmesi gibi bir şey değil arkadaşlar. bu insanın neredeyse aklını kaçırmasına sebep olabilecek bir zaman karmaşası. bir cümle kurmaya başlıyorum ve o cümleyi bitirdikten sonra ağzımın hala hareket edip o cümlenin kelimelerini söylediğini hissediyorum. yani beynim cümleyi söylüyordu, ben benliğimde o cümleyi tamamlıyordum ama ağzım benliğimden 1 saniye civarında daha geç bitiriyordu. bu korkunç bir şey. bu dünyada bir insanın yaşayabileceği en korkunç deneyimlerden biri arkadaşlar. çünkü bilmiyorsunuz. ne olduğuna dair en ufak bir fikriniz dahi yok. efendi efendi şekerinizi atıp otunuzu içip düşmüşsünüz ve sonrasında böyle bir durumla karşılaşıyorsunuz. bu gerçekten akıl sınırlarını zorlayan bir şeydi benim için. " kafayı zaptedemiyordum"

    olayı tanımaya çalışıyordum ama her şey gittikçe daha kötü olmaya başlıyordu. ağzımı ve dilimi hissetmemeye başladım. bu durum öyle korkunçtu ki dilime hakim olamıyordum, hatta onu hissetmiyordum. elimde dilimi ve ağzımı yokladım çünkü resmen onları hissetmiyordum. fakat yine inanılır gibi olmayan bir durum söz konusu burada, gayet ayaktayım. motor faliyetlerim yerinde, fiziksel görünüşün arkadaşlarımın tabiri ile yerinde, fakat işin beyinsel boyutu gerçekten ekstrem seviyedeydi. o başlarda bahsettiğim patlama ortalama 3-5 dakikada bir beyincik kısmımda, ensemde patlıyordu ve her patladığında ruhumdan bir parça kopuyormuşçasına ellerim kollarım istemsizce havalanıyordu. tıpkı çarmıha gerilmiş isa gibi oluyordum ve o motor hareketlerini bilinçsiz yapıyordum. kendime hakim olamadığım tek nokta o patlamaların olduğu anlardı. o patlamarın her biri extacy nin zirvesinde hissettiğim şeyleri hissettiriyordu ve bu sürekli ama sürekli oluyordu. hava aydınlanmıştı ve ben hayatımda ilk defa gündüz gözüyle halüsünasyonlar görmeye başladım. bildiğini aydınlık havada arkadaşlarımı korkunç şekillerde görmeye başladım. bu beni çok korkuttu fakat bir yandan da şaşırttı. aslında yavaş yavaş hükmetmeye çalışmam gerektiğini fark ettim ve belki de özel bir olayı yaşadığımı idrak etmeye başladım. arkadaşlarımdan su istedim ve bu sırada o zaman algısı problemi hala devam ediyordu. konuşuyordum ama ağızım cümleleri beynimden daha geç bitiriyordu. 2 saniye de bir ne yaptığımı unutuyordum. bana 2 saniye öncesini sorsanız hiç bir şey hatırlamıyordum. gerçekten sadece "şimdiki zaman 'ı yaşıyordum. ne 1 saniye sonrası nede 1 saniye öncesi. sadece şuan vardı benim için. getirilen suyu içtim ve işte o zaman bu yaşadığım şeyin aslında bir musibet 'ten çok bir nimet olduğunu anladım. ben bu yaşıma kadar su içmemişim arkadaşlar. ben yıllarca bu dünya da su içmeden yaşamışım. bakın bu su olayı benim için öyle bir deneyim oldu ki, o ana kadar sadece diş etlerimi hisseden ben suyun ağzıma değmesi ile suyun değdiği her yeri yeniden hissetmeye başladım. ama bu öyle bir keşif ki sanki suyun değdiği o yerleri daha önce hiç hissetmemişim gibi. resmen yeni doğmuş bir bebeğin keşfi gibiydi benimki. sudan bir yudum aldım ve yutkunduğum zaman yeniden doğdum. bakın resmen yeniden doğdum. boğazımdan geçişi, yemek borumdan mideme inişi o kadar inanılmaz bir hissiyat uyandırdı ki içimde, o yaşadığım bütün bad olayları unuttum ve o andan sonra olayı kontrol altına almaya başadım. " bundan sonrası biraz özendirici olabilir, özür dilerim."

    suyu içtikten sonra, elimdeki bardağı masaya bıraktım ve zaman algısı problemi bir üst seviyeye taşındı. resmen motorsal fiziki hareketlerimde artık slow mo olmaya başlamıştı. beynim bardağı bıraktığımı söylüyordu fakat motor fonksiyonlarım bunu neredeyse 1 saniye sonra yerine getiriyordu. resmen elimin arkasında kare kare elimin masaya gidişini ve bardağımı bırakışını izledim. bu durum artık ciddi anlamda ekstrem bir hal almaya başlamıştı. bu arada arkadaşlarım inanılmaz derece de panikler ve bana hissettirmemeye çalışıyorlar, fakat ben her şeyin farkındayım. meraktan diyorum ki bana bir kağıt kalem verin. veriyorlar ve adımı soyadımı ve imzamı atıyorum. bakın size yemin ediyorum o zaman algısı ve motor faliyeti problemlerine rağmen normal halimden çok daha güzel bir şekilde adımı soyadımı yazıp imzamı attım. resmen ben onu yazdığımda arkadaşlarım ve ben hayatımızın şokunu yaşadık. "işin gökyüzü boyutu."

    psychedelic olaylara ilgili ve bilgili olan bir tane arkadaşım benimle ilgileniyordu. diğerleride içeride götleri tutuşmuş bir şekilde ne yapacağız diye düşünüp internetten beni düzeltmek için araştırma yapıyorlardı. bu noktada arkadaşımla inanılmaz deneyimler yaşadım. benim sıradan extacy kafasının haricinde nadir ve ekstrem bir olay yaşadığımın farkına varan bu arkadaşım bana hayatımın en güzel deneyimini yaşattı. saat sabah 6 suları ve gök yüzü karanlıkla aydınlık arasındaki ince çizgide. bu olay olmaya başladığından beri hiç balkona çıkmadım ve gökyüzüne bakmadım, aklıma gelmedi. beni balkona çıkardı ve gökyüzüne bak dedi. ve işte o an dedim ki ben bunca yıl gökyüzüne bakmamışım. bakın normal şartlarda sıradan lacivertimsi olan gök yüzünden milyarlarca yıldız gördüm. sayamıyordum. bakın milyarlarca diyorum. bu gökyüzüne bakma durumunda hissettiklerimi anlatacak malesef kelimeler bulamıyorum. birlikte o kadar uzun süre gökyüzüne baktık ki ben resmen o yıldızlara dokunuyordum. resmen artık yer yüzünde değil, o yıldızlarla beraberdim. bana ayıldıktan sonra bu durumla ilgili arkadaşım şu cümleyi kurdu. ben o na "artık aşağı inmek istiyorum burası çok yüksek" demişim.

    işim espirisi yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor diyebilirim. ben bu durumu extacynin düşüşünden sonra tam olarak 4 saat yaşadım. bu çok uzun bir zaman arkadaşlar. bu gerçekten herkesin kaldırabileceği bir deneyim değil. bu kesinlikle uyuşturucularla ilk deneyimini yaşayan birinin bad trip yüzünden kalp krizi geçirmesine ve muhtemelen ölmesine sebep olacak bir durum. zamanla efektler azalmaya başladı. yavaş yavaş zaman algısı yerine oturdu ve her şey 1 - 2 gün sonra normale dönmeye başladı.

    şimdi bu platformda bir sürü uyuşturucu profesörü, piskiyatır ve bu tarz durumlar ile ilgilenen insanlar olduğunu biliyorum. umarım bu entryi bu insanlar görür ve tam olarak benim ne yaşadığımı bir şekilde bana yorumlar. 1 yıl kadar bir zaman geçti ve ben belkide lsd vari bir durum yaşadım ama bunu nasıl başardım, nasıl bir tepkime buna sebep oldu bilmiyorum.

    önemli not

    serotonin inhibitörü olarak işlem yapan antidepresanlar ile extacy kullanımı bir arada yapılmamalı. bu bir nevi önlem yazısıdır. evet bazı şeyler kontrol altına alındıktan sonra yaşanan şeyler psychedelic olabilir fakat o noktaya gelene kadar ki süreçte yaşadıklarımı ömrüm hayatım boyunca unutmayacağım. bu durum bende kötü bir etki bıraktı mı derseniz buna hayır derim. aksine böyle bir durum yaşadıktan aylar sonra lsd maceram oldu. ama bilseydim bu ilaç kafasını yaşamak istemezdim. bilinçli yaşanacak bir kafa değil çünkü. kimyasallar birleşince vücutta ve özellikle beyinde inanılmaz tepkimeler yapıp insanın bilincini ve psikolojisini inanılmaz zorlayabiliyor. kesinlikle kimyasallar ile şaka olmaz !
  • komserim sen misin ?
  • öncelikle türkiye'de satılan şekerler kafası 3 saat sürecek kadar kaliteli değil. özellikle de düzenli kullanım alışkanlığı olan biri tek şekerle 3 saat kafa yaşayamaz. arkadaş ya çok güzel hikaye yazıyor ya da farkında olmadan içinde halüstrojen bulunan pis şekerlerden kullanmış. vücuduna daha önce halüstrojen girmemiş kişiler bu tarz şekerleri ilk kullandıklarında bu belirtileri gösterebiliyorlar.

    not: ben değil bir arkadaşım buna benzer şeyler yaşamış oradan biliyorum.
  • bunu okuyacağıma gider ex atarım aq.
  • kıytırık bir ankaralı sanatçıyla aynı ortamda alkol almıştık. ben saf saf sigara içiyorlar diye yanlarında duruyordum herifler meğer esrar içiyomuş bende dumanaltı olmuşum. ulan iki bardak votkayla nasıl sarhoş oldum diyorum bide kendi kendime.
  • maket yaparken aşırı doz yapıştırıcı kokusuna maruz kalmış kafam bu kafalardan biridir. bodrum katta penceresiz bir çizim odasında saatlerce yapıştırıcı kullanıp başınızı bile kaldırmadan çalışınca oluyor.
  • izmir'de iki arkadaş ile akşam sözde buluşacağız. birisini yıllardır tanıyorum, diğeri bizim işyerine yeni başladı. altuğ'un işi çıktı biz sap gibi ismini bile hatırlamadığım yeni eleman ile kalakaldık. bize gidelim birşeyler içelim bari falan dedi. evi göztepe sahilde bu arada. manzara falan güzel olur diye düşündüm. en son düşünme çabam oydu zaten. elemanın eve bi gittik sanarsın imalathane. benimde uyuşturucu geçmişim ve bilgim gerçekten yok. ev arkadaşı ile tanıştırdı. ismi doktor. o kadar malım ki tıp okuyor falan sandım. meğer herif uyuşturucu satıcısıymış. kardeşim aradı nerdesin diye. içime bi his geldi oğlum emre gel buraya. buradan kaçarız eve beraber. bizim salak emre gele gele esrarkeş arkadaşı ile geldi. çocuk eve girer girmez kova dedikleri (o akşam öğrendim) zımbırtıyı içine çekti. yemin ediyorum saniyeler içinde çocuk cin çarpmışa döndü. ulan ne yapılır ne edilir bilmiyorum. çocuk çarpılmış yerde yatıyo. evdekilerin kafa bi milyon zaten. emre ile biz mal gibi kaldık. çocuğu ayıltmaya çalışıyoruz yok arkadaş ayılmıyo. ölümcül kustu, rezillik diz boyu. sonra kapı çaldı defalarca. ben kendi kendime tribe girdim. polis geldi kesin atıcaklar bizi içeri falan diye. elemanda sürekli diğer ev arkadaşım geldi panik yapma falan diyo. ama bende öyle bir tripler var ki kendimi camdan atıcam. ulan içeri bunun sözde ev arkadaşı bi kadın girdi. kadın dediğime bakmayın 45 yaşında teyze bana göre. içerisi duman altı ama kadının dediği cümle bana bakarak. eskiden saygı vardı büyükler içeri girince küçükler ayağa kalkardı dedi. kendi kendime diyorum neden böyle birşey desin kesin ben yanlış anladım falan. ama kadın geldi herkesin içinde sürekli bana yardırıyo. sonra kadına dedim teyze çık dışarı ve hemen içeri gir ben ayağa kalkıcam sen girince. vay arkadaş benim kafa olmuş zombi ama ben farkında değilim. saçmalıyorum, saçmalıyorum ve susmuyorum. dedi polis çağırıyorum ulan dedim siki aldık içimize kalk emre kaçıyoruz buradan. emre demez mi ben yasin'i bu şekilde bırakamam burada. yasin olmuş ölü inek ağırlığında yerde kaldıramıyoruz. öyle ya da böyle emre kaldırdı onu ite kaka attık dışarı. açık havada biraz zaman geçirdik ama trip hala gitmiyo. araba kullanamıyorum. trafik polisi durduracak, ooo gençler uyuşturucu partisinden mi geliyorsunuz diyecek, bizi atacaklar içeri. neyse bir şekilde gittik eve. yasin 1 gün sonra ayıldı. meğer bonzai deden zehirmiş içtiği. kova olarak içince amı görmüş. tabi bende gördüm.