şükela:  tümü | bugün
  • bir askerlik terimi, olumsuz olduğu kadar olumlu anlamlarda da kullanılmakta:

    -şafak 67! yapacak bir sey var mı?
    - yapacak hiç bir şey yok.

    - abi komutan 01-05'e nöbet yazmış, adam gibi uyuyamadım 3 gündür yapılır mı bu?
    - napalım, yapacak bir şey yok.

    gibi.
  • son dönemlerde en çok duyduğum cümle. yaptığım işten dolayı stüdyoma gelen hemen hemen her müşterinin ağzından bir kereliğine çıkıyor. haliyle benim de zihnimde yer ediyor. yer etmekle kalmayıp gündelik hayatta kullanmama neden oluyor.

    kendisini her telaffuz ettiğimde kendimden iğrenmeme neden oluyor. çünkü her zaman için yapacak bir şey olduğuna inanmak istiyorum. en ümitsiz anımda bile "bir ümit diyorum" sessizce.
    her şey bir uçuruma vardığında aşağı atlamaktan ziyade o uçurumdan ayakları sarkıtıp da manzaranın tadını çıkarmayı yeğliyorum. ben bunları düşlerken içerimde o diğer adam bağırıyor son ses; "kendini kandırmayı bırak artık! çocuk değilsin sen. yirmi dokuz yaşında bir ergensin. sakalların bile ağarmaya başladı. gözlerinin gücü kesilmeye. yine de sen hala ve hala hayatın ilkokul kitaplarınbdaki hayat bilgisi kitabı kadar renkli olduğunu sanıyorsun."

    içerimdeki bu geveze adamı susturmak için bir şarkının nakarat bölümünü mırıldanıyorum sessizce. "losing my religion" diyorum kimseye duyurmadan. sol elimle bilerek göğüs kafesimi zorluyorum. içerimdeki o adamı etkisiz hale getirmek için. bazen de hafifçe vuruyorum göğsüme. o ise içerimde, hep aynı koşusuna devam ediyor. durmak bildiği yok. dinlenmek bildiği yok. bir zamanlar küçücük olan yerini şimdilerde koskoca in yaptı. koskoca bir boşluk oluşturdu kendisine. kendi imparatorluğuna ilan etti. bağımsızlığını kazandı.
    benden özerklik istemeden yaptı hepsini. tüm insanlık da yardım ve yataklık etti kendisine.

    ben ise öylece izledim. kendi ülkemde talan edildim. içerimde bir savaş gerçekleşti. hamasi hümanistler izlediler localarından. kendilerini orgazm ettiler.
    ben ise çırpındım. dişlerimi etine sapladım canımı acıtanların. avuçlarıma döküldü dişlerim. tırnaklarımı boğazlarına geçirdim. olmadı. tırnaklarım söküldü. ruhum döküldü. ben döküldüm hayat denizine. bir şelale gibi. çok yükseklerden. zeminle çarpışmam canımı yaktı.

    yapacak bir şey yokcular mideme dokundu. kusmak istedim. olmadı. boğazıma takıldı her şey. söyleyemediğim son sözler. gönderemediğim son bakışlar. öpemediğim yüzler. sarılamadığım bedenler.

    dikiz aynalarından gördüm terkettiklerimi. beni terkedenleri.

    "yapacak bir şey yok" dedim sakince. midem bulandı kendimden. başım döndü. ben döndüm. dünyadan daha hızlı. hepsi bu.
  • öyleyse öyledir.. dünya böyle.. su ıslaktır, gök mavi... kermit de yeşil:

    http://www.youtube.com/…1bqfpesk8k&feature=featured
  • klasik memur lafı. nadiren istisnası olabiliyor.
  • "yapacak bir şey yok, askerlik" olan modifikasyonunu 5 ay 5 gün boyunca günde yaklaşık 17 defa olmak üzere kurduğum ve yaklaşık 39 defa olmak üzere işittiğim cümle. en sevdiğim klişe geliyor: (bkz: küsuratlı sayı vereyim de salladığım anlaşılmasın)
  • kadercilik madercilik, insanı müthiş rahatlatan bir kalıp bu.
    çaba harcamaktan yorulunca, hatta bitip tükenince, aylardır iteleye iteleye götürmeye çalıştığınız kaya yerinden milim kıpırdamayınca, duvara toslayınca, çaresiz kalınca, vs vs...
    bırakıp "yapacak bir şey yok" demek üstünüzdeki bütün yükü kaldırıyor.

    yapacak bir şey yok.
  • söyleyen şahsın kimliğine göre önemi değişen cümledir.
  • askerlik denen zımbırtı 4 kelimede bundan iyi özetlenemezdi.