şükela:  tümü | bugün
  • cop bacasindan asagiya sol elindeki cop yerine sag elindeki gozlugu, bir baska gun de buz dolabina koymak yerine ici dolu zeytin tabagini atmak.
  • saatin 7sinde kalkıp acelece giyinip, 'ay kahretsin geciktim yine almıcaklar derse' diye kendini parcaladıktan sonra, ne hikmettir ki zamanında hazırlanıp cıktıgın, saat 9da okula vardıgın, kartını sign in yaptıktan sonra, gidip sınıfa kuruldugun, gel zaman git zaman sınıfa yabancı birilerinin girdigini gördüğün ve akabinde o gun dersin olmadıgını anladıgın an yaptıgını hissettigin seydir. sonunda en azından oturim arastırmamı yapıyım bari gelmişken dedikten sonra private meeting sebebiyle kutuphaneninde saat 12 ye kadar kapalı oldugunu duyunca sinir krizi gecirmeme sebebiyet vermiştir bu lanetli gün. bitsin artık.

    dersim olmadan kartımı sign in yapan ablamıza da sonsuz sukranlar sunarım.
  • derse geç kalıp, açık fermuarla ve mavi donla derse girmek. seni unutmayacağız ayı barış...
    not: şeyşamil lisesi 11-d 2003
  • 6-7 yıl kadar önce la roche posay ve arkadaşı gezmek için gittikleri bursa'dan istanbul'a gitmek için, otogarda, kamil koç otobüs firmasından biletlerini alırlar. zaman var diye biraz dolaşılır. zaman yaklaşınca la roche posay arkadaşının ve kendisinin valizlerini koç yazısını gördüğü otobüse yerleştirir. arkadaşı da yanına gelir, şoförün arkasındaki iki koltuk olan,kendi yerlerinde başkalarının oturduğunu görürler, bir süre iddialaşırlar, sonrasında şoför ve muavinin diğer taraf da boş, oraya oturun önerisiyle oraya otururlar. istanbul'a kadar giderler. yolda feribotta otobüsten iner, tekrar binerler. normalde kamil koç otobüslerinin birbirlerine sellektör yaptıklarını gördükleri için, şoförün diğer kamil koçlarla selamlaşmamasını ona kötü otobüs vermelerine bağlarlar. çünkü otobüs biraz eski ve pistir. cep telefonları kullanılabilmektedir. elektronik sistem yoktur. istanbula varılınca, servise binmek için biraz ilerideki kamil koç servisine binilmek istenir, orda siz bizim otobüsten inmediniz, ilerden geldiniz denir. o anda herşey ortaya çıkar. bu iki arkadaş istanbul'a kadar kamil koç yerine hakiki koçta yolculuk yapmışlardır.
  • la roche posay akşam arabasını park eder eve gider. sabah babası ve ablasını hastaneye bırakacaktır. hep birlikte aşağıya inerler. inerken önce anahtarı herzaman koyduğu cantasının gözüne bakar, orda yok diye çantanın bilumum cepleri karıştırılır, huzursuz bir şekilde arabaya doğru ilerler. balkondan aşağıya bakan annesine seslenir, masaya baksın diye, arabaya varılır. kapı kapalıdır, ancak otomatik kilidin açık olduğunu görürler. anahtar da kontağın üzerindedir. araba sabaha kadar o durumda kalmıştır. bunun üzerine huzursuzluk ve ucuz atlatmışız duygusunu birlikte yaşar la roche posay. o gece hırsızların, o civarda çalışmamış olmalarına şükreder.
  • yine bir sınav zamanı sabah erkenden sınavım başlayacak ve ben geç kalmak üzereyim, alelacele giyinirken hem hava çok soğuk hem de baktım giydiğim pantolonum üstümede biraz bol duruyor, pantolonumun içine giymek için elime ilk geçen şeyi aldım ki o da cart sarı renkte bir tayttı. aman nolcak sanki giy sınav bitecek geri gelicem zaten derken, taytı pantolonun içine giydim okula doğru çıktım. neyse okula vardım sınav başladı derken, sınav bitti, kağıdı asistana teslim etmek üzere ona doğru yürüyorum, bu asistan da çok gıcık olduğum bir herif, hafif de yavşama potansiyeli var uyuz oluyorum kendisine.zaman zaman rahatsız edici, dik dik bakışları ile beni irrite eden bir herif. ben en suratsız halimle sınav kağıdımı teslim etmek için ona doğru yürürken kendisi de bana eliyle göbeğimi işaret ediyor. ben de zaten adama önceden kılım noluyo adam diye başımı sallıyorum içimden küfrettiğimde belli sayılabilir. bir daha eliyle göbeğine doğru dokunup aynı hareketi yaptı. bu sefer ben de elimi havaya kaldırdım noluyo gibisinden ama eğilipte neyi göstermeye çalışıyor bakmıyorum. aman salak diyorum içimden, neyse kağıdı uzatmak için iyice yanına yaklaştığımda "fermuarın" demesin mi. benim alım al, morum mor içimdeki sarı taytımı düşünürken dumur vaziyette bir çıkışım vardı ki yüzümden alevler yükseldi. bozulan fermuardan iç çamaşırım gözükse mi iyi olurdu yoksa o cart sarı taytım mı hala karar veremiyorum.
  • sevgiliden ayrılma sonrası krizine girilmiş, süslenilip püslenilip dışarı çıkılacaktır. işe özellikle öyle gidilecektir, ola ki taze eski sevgili yaptığı eşekliğin farkına varırsa "hoş" olmakta fayda vardır. sırf bu yüzden fondotenli falan bir makyaj yapılır, evden çıkılır. dolmuştaki adam kafasını çevirip çevirip bakınca "n'oluyo bee! sapık mıdır nedir?" denilir içten içe, huzursuz olunur. iş yerine varılır, ilgili yere imza atılır, insanlarla selamlaşılır, odaya girilir. el yıkanır *, el kurulanırken aynaya bakılır. dumurlardan dumur beğenilir, burunda hiç dağıtılmamış iki parmak izi şeklinde epey bir fondoten simetrik şekilde ordan bana bakmaktadır.

    beni affet günahını aldığım amca *
  • daha bugün, marketten çıktıktan 10 saniye sonra;

    -bakar mısınız?
    -aa paranın üstünü almayı unuttum.
    -yok, para vermeyi unuttunuz.

    ahh uykusuzluk ahh.
  • ingilizce tıp okurken , sınav dönemi sabahı kantindeyiz. günlerdir uykusuz kaldığımı ve acaip ders çalıştğımı ancak algımın artık falzasını kabul etmediğini anlatıyor ve "ben bir böceğim, ben bir böceğim" diyorken o sırada muhabbetteki yabancı arkadaşlar da anlasın diye güya ingilizceye çevirip " i'm a cocksucker" demem ve birileri puhhha diye kahkahayı basana dek aynı şekilde tekrarlamam...
  • code geass denen entrika ve akıl oyunu, bir o kadar da çok sayıda karakter barındıran iki sezonluk animeye direkt ikinci sezondan izlemek mesela. ama ne oldu? o kadar flashback vs ve bilinmezlik sayesinde lost gibi izledim, baya bir zevk aldım. sonuçların verimliliği tartışılır tabi.
hesabın var mı? giriş yap