şükela:  tümü | bugün
  • ne kadar aman islatmiyim, kirletmiyim diye kasarsaniz kasin ortalama omru bi kac saatten uzun olamayan nesne. sakar insanin surekli yaninda tasidigi ve kullanimi uzerine teoriler gelistirdigi can dostu.
  • canım sıkıldıkça parmağıma, koluma, bacağıma yapıştırdığım nesne.. hasta mıyım neyim.. (bkz: belki)
  • hiçbir zaman ten rengiyle uyuşmayan yapışkan nesne
  • açmak gerektiğinde, ağda da yapabilen zımbırtı.
  • bir sunay akın şiiri;
    " nasıl unutursun
    ilk gunleriydi istanbul'a taşındığınızın
    usulca dokunmuştun hanımeli kokan
    bir duvara yaslı beyaz bisiklete
    -binmek ister misin
    diye bir sesle irkilip
    ayrılmıştın hayal dünyasından

    annenin dizlerine yatırıp
    sarı saçlarını
    saatlerce taramayı düşlediği ömercik
    duruyordu işte tam karşında
    ki yaramazlık yaptığında
    az mı dua ederdi
    onun gibi uslu olmana

    kalır mıydın hiç altında
    böylesi sıcak bir davranışın
    sen de cebinde taşıdığın
    kolonya kapağını uzatmıştın ona
    ve başlamıştı bir arkadaşlık
    çatılarına martıların konduğu
    çiçekçi sokaklarında

    evlerin arasından
    bakmak isterken kız kulesi'ne
    acemisi olduğun bisikletten düşmüştün
    gitmiyor gözünün önünden
    filmlerdeki gibi yardımına koşması
    üstelik o gün ilk kez
    yara bandıyla tanışmıştın

    kaybettin ömerciği
    şoförlük yaptığını duymuştın bir ara
    ama bu şehirde
    taşradan gelen bir çocuğa
    bisikletini verecek insanların
    yaşadığına inanıyorsun yine de
    siyah ve kıvırcık saçlarınla "
  • hanzo beyin yapıştırma bandı.
    (bkz: hansaplast)
  • yara bandının icadının öyküsü ise her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır şeklindeki sözü haklı çıkarır bir öyküdür.. bu kadıncağız öyle başarılı, akıllı filan değil bilakis sakar mı sakar bi kadınmış ve kocasının yara bandını icat etmesini böyle sağlamış.. allah vergisi işte bu yetenekler..

    hikayesi şöyle:
    adamın karısı sürekli orasını burasını kesiyomuş, mutfakta vs.. her seferinde bu dertli koca karısına pansuman yapıyormuş ama tabi adam ya sıkılmış ya da “yeter ulan bıktım senin kesiklerini sarmaktan” demiş olmalı ki, şöyle bir şey düşünmüş: bir cerrahi bandın yapışkan yüzeyinin üzerine bir gazlı bez yerleştirmiş, bunun üstünü de steril bir bez koymuş.. bu mc gyver kılıklı yardımsever eş, bu buluşundan arkadaşlarına bahsetmiş.. olaylar gelişivermiş ve bu buluşu sayesinde johnson&johnson firmasında işe girmiş ve gel zaman git zaman bu adam şirketin başkan yardımcısı olmuş, adı da earl dickson imiş..

    bu örnekte de görüldüğü gibi büyük bir şirketin başkan yardımcısı olmak istiyorsanız, bir buluş yapmalısınız..
  • kosu bandina nazaran cok daha ucuz olan, buyuklugu acisindan da cuzdanda cepte tasinmaya elverisli bir dayanikli tuketim maddesidir efenim. yapıştırdığınız yerdeki yarayı envai çeşit mikroptan korur, çevreyle teması keser. (reklam gibi oldu. "bugün kendinize bir yara bandı alın." diyorum yani, evet. ) lâkin söz konusu bandı taktıktan sonra on gün değiştirmeyen kişilerin varlığını da bildiğimizden, söz konusu bandı sıklıkla değiştirmenizi ısrarla öneririm. o bant mütemmim cüz'ünüz haline gelmemeli. vakti gelince çöpe atıp, yenisini takınız. (burada da "daha, daha fazla... daha fazla yara bandı alın." diyorum, evet.)
  • (bkz: nextcare)