şükela:  tümü | bugün
  • sadece türkiye'de bilinen bir halk hikayesi.
    http://dogankaya.com/…rali_mahmut_halk_hikayesi.pdf
  • halk hikayelerimizden.

    hikayenin içerdiği motifleri inceleyen bir makale buldum önden bunu vereyim. belki detaylıca öğrenmek isteyen incelemek isyeten olur.

    içeriği özetlemektense tamamının okunmasını daha makbul bulsam da elimden geldiğince özetleyeyim.

    mahmut güçlü kuvvetli biridir. bir de ahmet adında kardeşi vardır. bu iki kardeş, gence'den mal alıp istanbul'a getiren bir tüccarın -ali bezirgan- oğullarıdırlar. babaları vefat edince, padişah ali bezirgan'ı tanıdığı, sevdiği için oğlu ahmet'i vezir yapar. mahmut da kardeşinin vezir olmasıyla içip gezen bir hale gelir.
    günlerden bir gün padişah bir saray yaptırır ve sarayında bir kusur bulup gösteren olursa ona mal mülk vereceğini ilan eder. meyhaneden dönerken mahmut bunu duyar ve sarayda bir kusur bulacağını söyler. sonrasında kusur olarak sarayın aydınlatmasını bulur. gence şehrinde ziyat han’ın şemşirek taşı ile bu sorunun çözülebileceğini söyler. bunun üzerine de padişah ondan taşı alıp gelmesini söyler ve 40 gün de süre verir.
    mahmut kafası iyiyken böyle bir işe bulaşmıştır ve ne yapacağını bilemez. koskoca hanın elinden taşını alıp gelmesi mümkün değildir. dertli dertli evine gider. olanları annesine anlatınca beraber pamuk baba'nın yanında alırlar soluğu. pamuk baba da padişahtan asker istemesini söyler. bu ordu ile ziyat han'ın şehrine varırlar taşı istedikleri için de savaş sözkonusu olacaktır.
    ziyat han'ın kızı, mahbup savaş meydanına tek başına gider ve 100 süvari göndermesini söyler, onları darmadağın eder. sonra bir yüz süvari daha aynı şekilde gidince bu defa 200 süvari talep eder meydana. mahmut ise 200 süvari yerine tek başına gider. mahbup'un bir ahtı vardır, kim ki onu yenerse ona varmak istemektedir. mahmut ile mahbup çok çetin bir şekilde çatışırlar ve sonunda mahmut galip gelir ancak rakibinin öldürmeden önce yüzüne bakarken kadın olduğunu fark eder ve aşık olur. öldüremez ve mahbup da kendisini yenen bir yiğit bulduğu için onunla evlenmek ister. böylece onunla kalır. kızını esir aldığını söylerek taşı elde edip taşı ve mahbup'u yanına alan mahmut istanbul'a döner. istanbul'da şenlikle, kutlamayla karşılanırlar. mahmut da taşı padişaha verir.
    gence hanı ise bunlar üzerine kızını geri almak ister. bir cadı kızı geri getrebileceğini söyler. istanbul'da mahmut ve mahbup'u bulur ve mahbup hanıma büyü yapar. mahbup gence'ye geri döner. peşinden de mahmut...
    karaman'da kanlı mağara diye bir mağaradan geçip gitmesi gerekirken mahbup ile karşılaşır mahmut. mahbup büyü etkisinde olduğu için mahmutu kulağından yaralar. kanı akar mahmut'un ve böylece de cadının büyüsü bozulur ancak mahmut oraya yığılır kalır. onun öldüğünü sanan mahbup kendi yüzüğünü mahmut'a onunkini de kendine takıp oradan ayrılır. gence şehrine vardığında cadıyı bulup öldürür.
    mahmut ise orada yatmaktadır ancak ölmemiştir. başka bir kervan tarafından gence'ye getirilir. o kervancının evinde ise gülben isminde bir kızı vardır. gülben yaralı mahmut'u tedavi eder ve ona aşık olur. onun parmağındaki yüzüğü kendine takar. mahbup ise gülben'in parmağındaki yüzüğü görür ve mahmut'un şehre geldiğini öğrenir ve mahmut'un yanına gider.
    ancak mahbup önceden nişanlı olduğu karabağlı izzet han'ın adamlarınca düğün için götürülecektir.
    düğün günü bir şekilde mahmut o izzet han'ı öldürür ve mahbup'u tekrar kaçırır.
    mahbup mahmut ile gelse de istanbul'a eli boş dönmek istemez. bu vesileyle de kanlı mağarada eşkıyalık yapmaya başlarlar. bu durum o kadar ilerler ki acem şahı bu eşkıyalıklar son bulmazsa savaş açacağını söyler. bunun üzerine de padişah mahmut'un kardeşi olan vezir ahmet'i kontrol ettirmek için yollar. ahmet eşkıyanın mahmut ve mahbup olduğunu öğrenir ve istanbul'a götürür. mahmut ile mahbup evlenir.
    -mutlu son-

    edit: imla ve ufak düzeltmeler
  • içerisinde, türk halk hikâyeciliği geleneğinde pek kullanılmayan ve bulunduğu odayı aydınlattığı rivayet edilen şamşırak (şemşirek-çerağ) taşı motifi barındıran halk hikâyemiz. sadece türkiye'de bilinmesi ve türkistan-azerbaycan vb. coğrafyalarda herhangi bir varyantının bulunmaması nedeniyle orantısız yerli ve millidir diyebiliriz.