şükela:  tümü | bugün
3459 entry daha
  • genç kız annesine sorar :

    -anne aşk nasıl bir şey?

    annesi;

    -aşk mı? şey...

    aşk şöyle bir şeydir kızım;
    hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın,
    seni venedik'e götürür,
    mehtapta gondolla gezersiniz,
    sonra san marco meydanında güzel bir restoranda harika bir yemek yersiniz,
    nazik falan ve arkasından en lüks bir otelde sana şahane bir gece yaşatır.

    sonra da, ne bileyim işte...

    sana güzel bir araba alır,
    bir daire alır,
    ya da deniz kıyısında sana bir villa satın alır,
    elmas gerdanlıklar,
    altın yüzükler hediye eder,
    mutluluktan uçarsın adeta,
    işte aşk böyle bir şeydir kızım...

    genç kız;

    -ama anne....
    peki o heyecanlar,
    güzel duygular,
    kalbin küt küt çarpması,
    ilk buluşma,
    ilk öpücük,
    birlikte bişeyleri başarma,
    paylaşım...
    bunlar yok mu ?

    annesi;

    -ha onlar mı ?...

    kızım onlar bedava hatun götürsünler diye komünistlerin uydurmaları,
    yok öyle bir şey!...
  • white chapel (wc)

    bir ingiliz ailesi yaz tatillerini geçirmek üzere almanya'ya gitmişti. bir gezinti sırasında çok güzel bir kır evinde kaldılar. gelecek tatillerini böyle bir evde geçirmek istediler. evin bir papaza ait olduğunu öğrendiler ve içini de gördükten sonra hemen gelecek tatil için anlaşma imzaladılar. ingiltere'ye döndükten sonra evin hanımı birden, ziyaretleri sırasında wc'ye (tuvalete) rastlamadıklarını hatırladı. merakını yenmek için papaza bir mektup yazdı:
    "sayın bayım, ben sizin evinizi kiralayan bayanım. wc'nin nerede bulunduğunu acaba bana yazabilir misiniz? saygılarımla..."
    mektubu alan papaz, wc'nin ne anlama geldiğini anlayamamış, almanya'daki anglican kilisesi'nin "white chapel" sözcüğünün baş harfleri olduğunu sanmıştı. ayrıntılı bir mektupla yanıt verdi: "sayın bayan, başvurunuzun yüce bir duyguyla ilgili olmasından dolayı memnunluk duydum. ilgilendiğiniz yerin evden 12 km uzaklıkta bulunduğunu bildirmeyi şeref sayıyorum. oraya sık sık giden birisi olarak bunun biraz zorlukla yapılabileceğini bildirmek istiyorum. sık sık gitme durumunda, isteyenler yemeğini de beraberinde götürebilirler. oraya bisikletle, araba ile ya da yürüyerek gidilebilir. ancak oturacak bir yer bulabilmek ve başkalarını rahatsız etmemek için biraz erken gitmekte yarar vardır. söz konusu yerde soğuk hava düzeni bulunmakta ve çok hoş bir etki yapmaktadır. çocuklar, büyüklerinin yanında oturmakta ve hazır bulunan herkes birlikte şarkı söylemektedir. girişte size bir kâğıt parçası veriyoruz. geç kalanlar yanındakinin kâğıdını kullanabilir. aynı kâğıdın birkaç kez kullanılmasına olanak vermek için çıkışta herkes kullandığı kâğıdı iade eder. faaliyetlerin ürünleri, yoksullara dağıtılmak üzere toplanmaktadır.
    öte yandan yapılanların dışarıdan da duyulabilmesi için içeride gelişmiş bir hoparlör sistemi bulunmaktadır. içeridekilerin çeşitli pozisyonlarda dışarıdan da izlenebilmelerini sağlamak amacıyla özel cam bölmeler vardır. verdiğim bilgilerin açık ve yeterli olduğu düşüncesiyle ve bu kadar önem verdiğiniz yerde sık sık buluşabilmek umuduyla en içten saygılarımı sunarım."
  • bazıları da trajikomik sonlar içerir, yaşanan trajediye güleriz.

    temel mısır'a iş seyahatine gider. işlerini hallettikten sonra turist olarak gezer, tozar. mısır'da çölde deve binebileceğini öğrenince de bu eylemin egzotikliğinden diyelim, deve binmek ister. bir şekilde, kiralanabilen bir deve bulur. sahibiyle ingilizce'nin kasabın et parçalaması misali katledildiği bir diyalogla öyle böyle anlaşır. sahibi devenin "oh" denilince tırıs gideceğini, "oh oh" denilince koşacağını, "amin" denilince de duracağını belirtmiştir.

    temel deveye biner ve "oh" diyerek bu egzotik macerasına başlar. bir süre tırıs tırıs gidince sıkılmaya başlar ve "oh oh" der. deve de hızlanır. dörtnala deve üstünde sıcak çöl rüzgarını hissetmek adrenalin seviyesini yükseltmiştir, keyif almaktadır temel. tabi bir süre sonra önünde gördüğü uçurumla bu keyif hali son bulur. bu deve nasıl duruyordu?! eğeri çekiştirir olmaz, "çüş olum" der olmaz, "dur" der tabi ki olmaz...

    çaresiz iki avucunu havaya açıp "allahım!..." nidasıyla başlayan duasını okumaya başlar. dua bitince heyecanla "aaaamiiiiinnn!" diye haykırır ve zınk! deve uçurumun kenarında durmuştur!

    temel: "oooohh beeee!"