şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: subuti)
  • feraye (yorgo'nun üstündekileri tek tek tanıtarak): pantalon... romadan! ayakkabılar... milanodan! gömlek... floransadan!
    ihsan: göbek... lahmacundan!
  • irfan'ın suphi adlı yardımcısı kalp krizi geçirmiştir, kimse suphiyi sevmemektedir.irfan konuşma yapmaya zorlanmıştır, söylemektedir bişiler. o sırada insanların düşünceleri dile gelir:

    bir kadın kafasını sallar: benim köpeğimi tekmeledi...
    bir adam gözlerini kısar: bana 2 milyar borç taktı...
    suphi'nin kardeşi bakar: benim arabamı çarptı...
    suphi'nin karısı kafasını sallar: beni aldattı...
    ikinci bir kadın gözlerini kısar: beni aldattı...
    üçüncü bir kadın gözlerini kısar: beni aldattı...
    küçük bıyıklı bir adam montuna sarınıp ellerini ovuşturur: ohh ne güzelmiş bura sıcacık...

    bir otobüs yolculuğu sırasında bunu izleyen ben ise gece 2 sularında koparak otobüsün yarısını uyandırırım ister istemez.
  • ihsan eve gelen iki sokak çocuğunun foyasını ortaya çıkarmak için sevincin mücevherlerini evin belli köşelerine koyar, çalındıklarını kanıtlamak için de cep telefonundan mücevherlerin fotolarını çekmek ister, amma ve lakin kamerayı nasıl çalıştıracağını billmemektedir ve bunun için alelacele yorgoyu çağırır.

    ihsan: can dostum, biricik müttefikim, silah arkadaşım, yorgocuğum şimdi planımın birinci bölümü için şu cep telefonunun kamerasını çalıştır bakiim bana.
    yorgo: tabii ihsan

    (çalıştırır ve ihsan fotoğrafları çeker.)

    ihsan: şimdi planın ikinci ve daha önemli kısmına geldik.
    yorgo: nedir ikinci kısım?
    ihsan: toz ol!
    yorgo: memnuniyetle!!!
  • irfan tela$la ihsan beylerin kapisini calar. ihsan yildirim kapiyi actiginda:

    irf: aman ihsan beycigim sakin sormayin ba$ima neler geldi...
    ihs: haklisin irfan. *cattt* (kapiyi suratina kapatir)
  • ihsan yıldırım şair bir müşteriden işi kapmak istemektedir. onu etkilemek için, şair gibi giyinip, abidik gubidik konular hakkında yazdığı şiirlerini okumaktadır.

    ihsan: şimdi benim için çok önemli bir insana çok önemli bir zamanda yazdığım şiiri okumak istiyorum.
    sevinç: ayy ihsaaaaan!
    ihsan: galatasaray fenerbahce derbisinden sonra hakem muhittin boşata yazdığım şiiri okumak istiyorum (sevinç dumur olur...)

    lan muhittin muhittin...
    sen ne ettin ne ettin?
    görmedin mi topa nasıl koydu elini brezilyalı?
    yoksa aziz yıldırım aldı mı sana bir yalı?
    görmedin mi topa nasıl kodu smacı?
    yine iyisin berabere bitirdin bu maçı...
    e tabi kolay vermek tacı korneri ofsaydı...
    kolaysa ver buz gibi penaltıyı!

    müşteri: ihsan bey, işi size veriyorum ama şiirleriniz berbat!

    (adam çeker gider)

    ihsan: sevinç şiirlerim hakikaten berbat mıydı?
    sevinç: berbat kelimesi çok ağır bir kelime olduğundan kullanmayı sevmem ama şiirlerin gerçekten berbat!
  • feraye ile yorgonun arası bozulmuştur ..

    feraye: ya biliyormusun insan belli bi yaştan sonra daha yalnızlaştığını hisseder,hele yaşlanıp ikimizden başka kimsenin kalmadığını görünce daha fazla ilgi ister...ama ben ne yapıyorum yaa kime anlatıyorum sen ne anlarsın bunlardan
    ihsan: kimmm?nasıl anlamazmışım,hadi beeeee (diğer yandan ) sevinç ne zırvalıyor bu kadın..
  • sevinç: ihsan,benimle evlenmeseydin n'olurdu?
    ihsan: ölürdüm.
    sevinç: demek beni o kadar çok seviyorsun?
    ihsan: hayır sevinç'im,bütün paramı yüzüğe vermiştim.
  • ihsan: sevinç! tuzluğu ver!
    sevinç: ihsaaan.. bir şey unutmadın mı?
    ihsan: hah.. evet! karabiberi de ver!
    sevinç: ya.. ihsan.. "lütfen" desene bikbikbik (buraları hatırlamıyorum ki önemli de değil, dırdır işte..)

    kısa süren bi inatlaşmadan sonra sevinç tuzluğu ve karabiberliği ihsan'a uzatır.

    sevinç: "teşekkür ederim" dediğini duymadım ihsan?
    ihsan: doğrudur! demedim!
  • ihsan:sevinç bir bakalım ne yaptım! - mutluluktan zıplayarak
    sevinç:kurbağa yutmuşa benziyorsun.