şükela:  tümü | bugün
  • amerikalının creatonism dediği, bilimsel gerceklerle allahın varlığını ispatlamaktan çok evrim teorisinin yanlışlığını ispatlama çaba ve düşüncesine verilen isim. bizim harun yahya kod adıyla ortalıkta gezinen oktar babunanın babasından evvel amerikada texas üs alınarak teşekkül edilmiştir. texasda kurulduğu günden itibaren doğruluğundan emin olunan bir sonuca yönelik çalışmalar yapan bu düşünceye mensup kişiler hamdolsun yüce allahıma yer yer zaman zaman evrimin aldatmacalarını, yanlışlarını yeniden ''keşfetmiş'', bilimin kendi bulduğu anomalileri, sıradışılıkları eğip büküp 'işte artık bilim adamları da evrim in yanlışlarını kabul ediyorlar' söylemleriyle harmanlamışlardır.

    yaradılışçılık fikri amerika da sputnik krizine kadar liselerde kendine yer bulmuş, sputnikle beraber 'lan ruslar bizi geçiyor mu?' korkusuyla lise ve dengi müfredattan inceden inceye çıkarılmıştır. yaradılışçılığı yasaklayan federal yasaların çıkmasıyla beraber militan yaradılışçılık ortaya çıkmış ve bugünkü bildiğiniz anlamda bas bas bağıran, bedava kitaplar dağıtan cemiyetler türemiştir. ılımlı yaradılışçılar evrim ile yaradılışçılık derslerinin ortak müfredat içinde seçmeli ders halinde okutulmasını savunmuşlar, ılımsız nobran yaradılışçılar ise 'sikerim olmaz öyle şey' diyerek coşmuşlardır.
  • yaradılışçı muhalefetin ana saldırı prensibi ikna edemiyorsan kafaları karıştır şeklinde özetlenebilir. kendi aralarında pek anlaşamayan yaradılışçılardan bazıları evrendeki entropiyi evrimin varlığına engel gösterebilirken, bazı yaradılışçılar evrendeki saat gibi işleyen düzenin tanrının varlığına bir delil olduğunu iddia edebilmektedir.

    konuşmak için ağzını açan bir yaradılışçı evrim teorisini redderken genellikle şu örnekleri verir

    termodinamiğin ikinci yasasına göre yukarı hareket mümkün değildir, evrim bir yukarıya(uphill) harekettir, bu yüzden evrim olamaz.

    günümüzün argon, karbon vesair ölçüm sistemlerinin hiçbirine güven olmaz 20 sene önce patlamış st helen in taşlarına milyon yıllık taş ölçümü yapmışlardır.

    evrim mükkemmel bir organ olan göz ün oluşumunu açıklayamamaktadır.

    tektonik fay hattı diye bir şey yoktur, biz görmedik.

    tanrının yaratısından sonra dünyanın kutuplarında oluşmuş manyetik alan gittikçe azalmaktadır, bu hızda azalan bir manyetik alanın milyarlarca yıl sabit kalmaısna olanak yotkur.

    dünyanın kendi ekseninde dönüş hızı gittikçe azalmaktadır, dünya milyarlarca yıl yaşında olsa durmuş olurdu.

    milyonlarca yıl öncesine ait insan fosilleri bulundu, demek ki insan evrilmemiştir (en salakçası da bu, hani milyonlarca yıl öncesi yoktu be abi)

    piltdown adamının sahte olduğu bulunduktan sonra evrim bitmiştir.
  • eğri büğrü hepsine benim bile cevap verebildiğim bu sığ muhalefetin sığlığı, her zaman delilin eksikliği eksikliğe delildir ilkesine dayanmaktadır. hırsıyla piltdown adamı yaratıp bilimdışı hareketlenmeler içine gireni bilim adamlarının tespit ettiği bir acımasız çevrede hiç şüphesiz yaradılışçı söylemin kafa şişirmek dışında bilime bir artısı olmayacaktır. ama şu da var ki ne diyor lan bu herifler diyerek iki tarafında eserlerini okuyanların, görüşlerini dinleyenlerin kafasında bir fikir oluşabilecek, bu vesileyle ak göt kara göt ayrımı daha rahatlıkal yapılabilecektir.

    yaradılışçılık ile tanışıklığım bana çok kitap okuyan birisinin zekasıyla orantılı bir seçim yapacağını, neticede aklının kavrayacağı, işine gelen fikirlere sarılcağını göstermiş, gerzek adam kitap okumasın sonucuna ulaştırmıştır.
  • işin ilginç kısımlarından biri spencerism denilen bir akımın evrimi tanrının külli iradesine yormuş, evrimi tanrının inayetine delil olarak kabul edebilmiştir. eğer yaradılışçılık fikri yaratılanı aramaya bir bahaneyse spencerismde de kurtuluş, selamet vardır. elin teksaslısı müfredatımızdan çıktı diye dellenip kurumsallaşıyor, bizim harunumuz da teksaslının dümen suyuna hörmet ederek 6 gün hesabı yapıyorsa hangi yaradılışın hangi yaradandan olduğu belirlenmeli, ona göre hareket edilmelidir.
  • bir de bizim yaşar nurinin cevap veriyorum isimli kitabında bir islam aliminin evrim teorisini darwinden 800 yıl önce keşfettiğini belirten bir yazısı vardır ki, o da kendi başına bir adet klubü, ona ayırılmış 50 hektarlık bir tesisi haketmektedir.
  • spencerismi de yaradılışçılıktan bahsetmişken şöyle bir anıp geçmek olmaz. şimdinin evrim sevmez mollaları bir dönem evrimi komunizme, sosyalizme karşı deva görüp kıçlarına başlarına sürer olmuşlardı. rockefeller gibi kişiler üstün zenginliklerin hem darwine hem de allahü tealaya bağlayabiliyordu.

    'tanrı benim zengin olmamı istedi' diyen rockefeller kendi başarısını güçlünün ayakta kaldığı bir sosyal darwinist perspektifde haklı görüyor, kilise şakşakçısı olduğu devletlerin üstünlüğünü, emperyalist hakimiyetini evrimin gereği olarak değerlendirip, darwine aziz gözüyle bakabiliyordu.

    komunizmin güçten düştüğü, yeşil hattın silikleştiği ülkemizde evrim aldatmacası eserlerinin pörtlemesi acaba tesadüf müdür diye bir dakika düşünmeye davet ediyorum, düşünemeyenler başka entryleri gezebilirler.
  • bunun ecnebicesi special creation olarak geçer. hayatın başlangıcına dair büyük dinler tarafından öne sürülen en eski görüştür. yaradılış teorisini savunan kesim, bunu savunurken daha önce de belirtildiği gibi, kendi teoremlerini ispatlamaktan çok, karşıt teoremin yanlışlarını ispatlamaya çalışırlar. öne sürülen gerekçelerin neredeyse tümü, doğadaki üstün tasarımın asla rastgele bir şekilde oluşamayacağı üzerine kuruludur.
  • bunları yaparken yazılı-görsel-elektronik her türlü ortamda tonlarca örnek gösterilir. benim rastladıklarımdan bazıları; havanın tam da canlıların rahatça nefes alıp verebileceği yoğunlukta olması, insan gözünün tam da görmesi gerektiği dalga boylarını görmesi, ebeveynlerin yavrularını beslemekteki ve korumaktaki üstün fedakarlıkları, daha önce hiç yuva yapımında bulunmamış bir yavru kuşun büyüdüğüne mükemmel biçimde bir yuva yapabilmesi, canlıların bağışıklık sistemleri, dünyadaki en büyük gücün şaşırtıcı bir biçimde dünyadaki en küçük parçacığın (atom) içinde saklı olması vs vs..

    bir kuş türünün, 4000 km. 'lik bir yolu sadece vücudundaki 76 g. yağ ile geçerken, aynı işi insan yapımı teknoloji harikası olan bir boeing uçağının bilmem kaç ton yakıtla yapabildiği gibi yaratıcı bir örnek de aklımda kalmış.