şükela:  tümü | bugün
  • yaratmak işine verilen ad.
  • yaratma edimi sınırlar, normlar ötesine geçebilmek cesaretine sahip olanların harcıdır. dogmaları ayaklarına, kollarına zincir olarak takanlar bırakın yaratmayı yaşamayı bile beceremezler. özgürlük ile yoğrulmamış bir kişi edilgenleşmiştir. bir ölünün eylemsizliğinde yaşama sanısı içinde biyolojik varlığını devam ettirir. özgürlük en temelde bireysel bir karşı çıkışı, dik duruşu ifade eder. ona sunulanı eğer yanlış bulduysa reddeder ve kendi doğrusunu seslendirir. özgürlük ile yaratıcılık bu noktada sıkı, kopmaz bir ilişkiye sahiptir. ancak özgür kişi yaratarak yaşamını sürdürebilir. çünkü gündelik sıradan hayat boğucudur. bir tür hapis hayatıdır. bunun alternatifini düşünmek ve onu ortaya çıkarmak özgürlüğü ve yaratma cesaretini gerektirir. korkular bizi suskun bırakırlar. her korku düşünce saplantılarından dogmalardan beslenir. bizi pasifleştirir. yaşarken öldürür.

    psikolojik dogmaları aşmak fütursuzlaşmak, rezillik diye adlandırılan tolumsal normları kafaya takmamak gereklidir. kendini yaşayamayan insan başkalarının hazırladığı kalıpların izleyicisidir.

    yaratıcı kişi yaran kişidir. akla ziyandır. delidir. normal olamaz. eylemci egodur. başka görür, başka söyler. yaratıcı kişinin ataları dehalardır, dadalardır, sürreallerdir. onun şiarı, başka türlüsü de mümkün olabilir, sözüdür. yaratıcı tanrı-insandır.

    not: neden azınlıklardan çıkanlardır sanatçılar. sanatçılar azınlıktandırlar. iki anlamı da düşünmek gerek. azınlığın dışındakilerin düşünceleri, kültürü, dili, dini vb. egemendir. bu yüzden onlar marşla uyum içinde yürümeyi sürdürür. uyumluluk ise yaratıcılığın sanatın düşmanıdır. alışkanlıları durağanlık, pasiflik kaplamıştır hayatlarını. oysa azınlıkta duranlar uyanık olmak zorundadırlar, onlara söylenen şeylerdeki yalanı kolay algılarlar. uyumsuz doğmuşlardır, bu yaratıcılık için uygun bir ortam hazırlar. tabi sistemin yalanlarına kanalize olup tek tipleşmeyi seçmedilerse.
  • hikmet ile kudret’in hüküm ve icraatinin birbirine en çok karıştırıldığı sahalardan biri de yaratmadır. kuran’da “o bir şeyi murad buyurduğu zaman o’nun yaptığı iş sadece ona ol! demekten ibarettir. o şey de hemen oluverir.” buyrulur. yani bu benzeri, ayetlere göre yaratma ani, bir defada ve birdendir. fakat maddi alemde varlıkların meydana gelişi belli bir süreç takip etmektedir. dolayısıyla, bu ve benzeri ayetlerde ifade edilen gerçek, kudret açısından yaratılışın birden ve bir anda mümkün olduğu gerçeğidir. ikinci olarak, zihinde birden bir mananın ortaya çıkması veya bir cismin aynada anında belirmesi gibi, kudretin birinci derecede taalluk, yani icraat ve tecelli sahası eşyanın melekutudur, iç yüzüdür. kudret, bu yüzde ani ve birden yaratır, fakat zihinde birden beliren mananın yazıya dökülmesi gibi buradaki tecellinin maddi alemde ortaya çıkması bu alem hikmet alemi olduğu için belli sebeplerin yerine gelmesine, belli merhalelerin aşılmasına bağlı olarak zaman alır. dolayısıyla, hikmetin hükümleri kudrette, kudretin hükümleri hikmette aranmamalı ve bunlar birbirine karıştırılmamalıdır.
  • hiçbir gerekiri olmayan kişi sanatçıdır. alıcı beğenisi, topluma örneklik, ahlak veya ahlaksızlık buna dahil. sanatçı istediğini yapar, tek gözeteceği yaratmaktır. yaratmasının tam mesai biçiminde sürmesi gerekmez. yaratmadan durabiliyorsa durur. vermek istediği için alabildiğini alır, istediği gibi alımverim bağlantılarına girer. nasıl olsa uzun erimde zaman, kısa erimde toplum cezasını veya ödülünü onar, sağlar.

    "sanatçı bir şeyler yaratmayı başarabilmişse, bu bence, henüz bilincine varmamış bile olsa insanların var olan ihtiyaçlarını karşıladığı içindir. işte bu yüzden kazanan, bir zafer elde eden her zaman yalnızca seyircidir, sanatçı her zaman bir şeyler yitirir ve kaçırır." andrey tarkovski - die versiegelte zeit

    "ve evrenin vazgeçilmez, önemli bir öğesi olmak isteyen yazar, bu evrendeki haksızlıklardan nasıl sıyrılabilirdi acaba? oysa onun da payı bulunmalıdır bu haksızlıklarda; ama yazarın haksızlık yaratmayı kabul edişi, ancak bu haksızlıkları ortadan kaldırmak üzere girişilmiş bir aşma hareketi içindedir. bana, yani okuyana gelince, eğer haksızlık dolu bir dünya yaratıyor ve onun varolmasına yardım ediyorsam, bunun sorumlusu olmamak elimde değildir. ve yazarın bütün sanatı beni, kendisinin bulup ortaya çıkardığı şeyi yaratmaya, yani suç ortaklığına katılmaya zorlayışındadır." jean-paul sartre - edebiyat nedir

    (bkz: poiesis/@ibisile)
  • devinişsel alan basamaklarından biri. yeni ve farkli bir davranis, etkinlik sergileme. ornegin, yeni bir oyun icat etme.