şükela:  tümü | bugün
  • bunun elzem olduğu haller var; kan bağışı, organ bağışı, ilik nakli vs. bunlar insani görevlerimiz de işin diğer kısmı acayip canımı sıkıyor. bu amına kodumun devleti niye var? bu devletin vatandaşları neden evsiz? neden karınlarını doyuracak bir lokma ekmeğe muhtaçlar? neden hasbelkader başlarını sokacakları bir yer bulduklarında ısınma problemini çözecek güçleri yok? tekrar soruyorum bu amına kodumun devleti neden var?

    parasızlık yüzünden okulu bırakıp çalışmak zorunda kalan çocuklar neden var? neden yaşlısından gencine binlerce insan sokaklarda kağıt mendil, yara bandı, çorap satmak zorunda? neden sağlık masraflarını karşılayamadığı için göz göre göre ölüme giden insanlara halk yardım kampanyaları düzenleyerek hayat vermek zorunda?

    şu an daha belirgin örnekler verip entry götüme girmesin diye azami çaba sarfediyorum ama yine aynı netlikte sormadan edemiyorum; bu amına kodumun devleti neden var? vatandaşını sikmekten başka ne işe yarar?

    yardım edilir, hatta cebindeki son kuruşa kadar da yardım edilir ama insanlar neden ve nasıl yardıma muhtaç bir hayat yaşamak zorunda kalıyor bu ülkede? bu yardımı devlet neden yapmıyor da sen ben gibi insanlar elini vicdanına götürüyor? sistemde büyük sıkıntı var.

    devlet düşmanı olmayan her bireyin aklından şüphe eder; elimde olsa hemen şimdi sistemi dinamitlerdim.

    peşin edit: iş bu entry metonya'nın ezilen halklarının metonya'nın zalim diktatörüne olan başkaldırısına ışık olsun diye yazılmıştır, bizim ülkemiz ile alakası yoktur.
  • bi el atsan da kaldırsak beni. gerçekten yorgunum. düştüğüm yerdeyim. uzun bir süredir. iki bin yıldır kimse gelmedi. yardım şöyle bir şeydir. hadi kalk der gibi. ama yardım bazen de şöyle bir şeydir. orada kal ve düşün. neden oradasın? sen mi taktın çelmeni kendine? ve sonra kahramanımız elbette kalkacaktır düştüğü yerden. çünkü her kahraman düşer. ve sonra kalkar. kahramanlar düşüp kalkmalarıyla meşhur insanlardır. düşüp kalırlarsa onlara yardımcı kadın oyuncu deriz. haltetmişim. kahramandüşüp kalırsa film bitmiştir.yeni film açarız. bazen bütün bu gevezeliklere gönül düşürmeden düştüğün yerde seninle göğe bakıp sigara içen ve yanından sessizce ayrılan kişi floransnaytingeyldir. bir insanın diğerine bilmeden yardım ettiği görülmüşse de bir insanı anlayarak ona yardım ederseniz, o insana ben sana yardım falan etmedim, amk, ne yardımı, ben seni çok sevdiğimden dolayı başka bir şey elimden gelmezdi ki... diyebilirsiniz. ya da en güzeli, bütün bunlar hakkında abuk sabuk tanımlamalara girmeye çalışmadan öylece yanyana durursunuz. o an öylece yanyana durabilmek yaşamak için bir neden teşkil eder. kafamı yardım. çok güzel bir şeydir. çok iğretidir tanımlandığında bazen. öyle pistir ki bazen büyük harflerle yazıldığında lütfen bir siktir git, sana ihtiyacım yok kibirli şey diyebilirsiniz. yardım. yani bazen sos. çok acil gerekirse ona es o es diyoruz. düştüğüm yerdeyim. sanırım kalkana kadar gevezelik edicem. kalkarsam peşimden gelin. kalkmazsan yardımcı oyuncu oskarı. kalkmazsam mesela düştüğüm yerden, direk oraya gömülebilir miyim acaba? insanlar öldükleri yere gömülseler ne acayip olurdu. adam ölmüş zaten, rahatsız edip yerinden kaldırmayalım. bırakın uyusun. yardım, yardım diye yazıldığında çok uzak bir şeydir. bazen çaresizliktir. bana yardım et dersek mesela.... çaresizmişiz gibi olur. ama yardımına ihtiyacım yok, anlıyor musun diye damarları şişerek bağıran aktörlerin genelde çok yardıma ihtiyaçlarının olmasına, çok alışmış olmamız, dünyanın kaçıncı turunu atıyor olması gibi, bilmeden bildiğimiz bir takım numaralardandır. başka bir sürü şeydir. bi gülen göz, bir çift söz, bir sıcak çorap, bi demli çay. bi tokat. bi alo. bi sigara. bi elli kuruş. bi sarılma. bi susma. bi kelime. bi cümle. parmaklıkların arkasından kabuklu yemiş fırlatmayınız. testereyi usulca içeri ittiriniz.
  • iyi hissetmek için ihtiyaç duyulan aktivite.
  • şu bilgisayar başında geçirilen hayatlar için f1 dir bunun diğer adı.
  • bazen etken tarafın sinirlerini bozan bir eylemdir.
    defalarca gitarınızı pedalınızı* verdiğiniz bir arkadaşınız, bir gün sadece bir kablo vermediniz diye kırılıp laf sokuşturabilir. bu kişi, bir gün, eskiden bir arkadaşının gitarını kırıp birşey demeden kılıfın içinde geri verdiğini bile anlatmıştır, yine de güvenilmektedir ona ve paylaşımcılıktan taviz verilmemektedir; oysa ki o gitar, sahibi için göz kulak kadar değerlidir, gitarda oluşan ufak bir çizik, 3 numara miyop etkisi yaratabilir örneğin.
    kablo krizi atlatıldıktan sonra arkadaş "ekmek var mı? dün sabahtan beri bi şey yemiyorum" diye gecenin ikisinde geldiğinde o gün alınmış nevale ortaya çıkarılır, yurt hayatı olduğundan konserve ve bisküvidir yemekler; ancak poşetleri taşırken "oha abi marketi almışsın" diyenden geçilmezken, herkese bunun sınav dönemi stoğu olduğu açıklanmaya çalışılırken, bunlar değerlidir. tam arkadaş yemeye başlamışken başka biri gelir ve "9 milyona 3 bardak viski içince para kalmaz tabi" der.
    henüz viskinin tadına bile bakmamış biri olunca da moral bozulur tabi. arkasından pokerde makul miktarlar değil, parasının tamamını ortaya koyduğu öğrenilir. daha bi bozulur sinirler. "bunlar borç, yarın al bari çocuğa bişeyler" gibi geyikler yapılır.
    sorun bir kutu konserve, bir paket bisküvi değildir elbette; ama yolda yürürken o konserveyi, bisküviyi selpakçı çocuğa ya da üstgeçitte kucağında bebeğiyle karın buzun ortasında oturan kadına vermeyip de parasının hepsini viski ve pokere harcayan birine verdiğim için üzgünüm. bu, o ufak şeylerin değerini cebimdeki paranın çok da üstüne çıkardı benim gözümde.

    dip not: yatağıma bile konservenin yağı damlatılmıştır. ortalığı temizleme zahmetine bile katlanmadılar.
    (bkz: sözlüğe dert yanmak)
  • en ihtiyaç duyulduğu anda bir türlü bulunamayan şey...
    (bkz: imdat)
  • iyi bi sey tabi. dostunun problemine kosmak iyi bi sey, sevgilinin derdini cozmek iyi bi sey.. hatta tanımadıgın bir insana yardım etmek daha da iyi bi sey. yani bence. ben seviyorum insanlara yardım etmeyi. ama bana yardım edilmesini her durumda sevmiyorum. ben basımın caresine bakarım arkadasım. sagolun, varolun, cok iyisiniz, cok sekersiniz ama beni kendi halime bırakın bundan boyle.
    bir sey basardıgında misal sırf kendi eserin oldugunu bilmekten guzeli var mı?
  • fayda sağlamak. deprem, sel, tsunami vb doğal "afet"ler de ve çürük/denetimsiz bina yapılmasına göz yuman devlet afetlerin de zarar görenlerin ihtiyaçlarını giderme dönemlerinde görülüyor ki yardımı/yardım kelimesini beyni yerine başka taraflarıyla algılayan gerzekler var.

    diğer deprem yardımlarında da aynı şeylerin yaşandığına adım gibi eminim, van depreminde "yardım" diye utanmadan kolilere, poşetlere koyulan çöp beyinlerin çöp eşyaları şöyle:

    - yaz temizliğini aradan çıkarmak için "yardım" edenlerin eşyaları

    - kirli bornoz, eski iç çamaşırı, delik krampon

    - mayo, abiye, gece elbisesi

    - parmak arası terlik, mini etek

    - kirli, eski battaniye

    gün, "yardım" anlayışı çer çöp olanlara yardım etme zamanı! imiş meğer.

    (bkz: türkiye/#25943880)

    peşin edit: yazılanlar uydurma/sanal değil. bizzat "yardım" paketlerini görenlerin/hazırlayanların söyledikleri.
  • gerektiğinde gelmeyenin adıdır yardım. zaten tori dememiş mi ki "...where are those angels when you need them"... zor virajlarda ihtiyaç duyulan ama aslında karşı yönden gelen kamyonun yan koltuğunda oturan umursamaz yolcu. kaza olsa bile, ölmeyeceğini biliyor, çünkü varlığı maddeden ayrı. zaten onu bu yüzden çağırıyorsun, varlığı sana yaşamsal önemde olduğu için. azıcık aklı olan, yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğü an bundan vazgeçer... çünkü aranan destek değil; destek olacak birisi nasıl olsa bulunabilir -belirli bir taviz veya karşılık eşliğinde-. yardım olacak biri nedense olmaz. karizmayı, gururu ayağının altına alıp yardıma ihtiyacım var diye çare umsan, biri karşına geçip olumsuz özelliklerini, onları nasıl değiştirmen gerektiğini, nerelerde hata yaptığını, hatta hayatının muhasebesini, ayrıntılı dökümüyle eline verir. söylenenler yanlış şeyler de olmaz ya, zamanlama kötü sadece. bu yüzden çok az insan gerçekten yardım edebilir. geriye kalanlar para, zamanve sevginin sömürülmüş hali olarak elinde kalır. gelmeyen bir şey bu yardım, gelmiyor, arayıp sormamak lazım. bu hep böyle. dereye su gelene kadar kurbağanın gözünün patladığı masalı doğru olabilir; kurbağa olmamak, yardım beklememek makbul bugünlerde.
  • lütuf değil.. görev..

    (bkz: muavenet)