şükela:  tümü | bugün
  • arkadaş dediklerinizin size verdiği değeri anlamak için güzel bir yol, yöntem. fakat kimse kimseden 24 saat yardıma hazır beklemesini de istemiyor, orası ayrı. yine de gerçekten yardım edemeyecek durumda olanlarla "abi siktir et, ne kasacam şunun için" diyenler arasındaki fark barizdir. örnek olarak:

    soru: yarın akşam -buraya bir şeyler uydurun-, yardım edebilir misin?
    cevap 1: yarın akşam -buraya bir şeyler uydurun-, o yüzden maalesef ya kusura bakma.
    cevap 2: yarın akşam -buraya bir şeyler uydurun-, o yüzden maalesef ya kusura bakma. sabahtan halletsek ya da öbür gün gelsem olur mu?
  • görebileceğiniz en doğal eylemlerden olurken bir yandan da kimsenin kimseye gerçekten yardım etmediğini bilmek bünyeyi yorabilir. ama çekinilmemeli istenmeli. zaten kasıtlı olarak edilmiyorsa artık ekranın sağ alt köşesinden bir uyarı gelir "this copy of friend is not genuine"/
  • en yakın arkadaşım için bile dile getirmek istemediğim istek. yardım istemek konusunda asla becerilerimi geliştiremedim. başkalarından yardım dışında da herhangi bir konuda düşüncelerini sormak , ihtiyacım olan bir şey istemek. cidden çok nahoş durumlarda da kaldım fakat kimseden yardım istemeyi kendime yediremedim.

    yakın bir zamana kadar pazarlık da yapamazdım. satıcı ne istiyorsa ödemeyi yapardım. iki lira için bir insana ağız bükmek onursuzca bir şey gibi gelirdi. bir arkadaşımın yönlendirmesi ile bu konuda gelişme kaydettim.

    fakat yardım almak konusunda zerre ilerleme kaydedemiyorum. bir başkasından yardım istemek benim için farklı bir deneyim. soramıyorum , isteyemiyorum nedeni konusunda kesin bir fikrim yok. emareler üzerinde daha çok uğraşıyorum. nedenlerden çok sonuca odaklanıyorum. mesela bir kız ile konuşuyorum , bu kıza asla gel demiyorum , bu kızdan bir istekte bulunmak benim için.. çoğu zaman arkamı dönüp gidiyorum , bir şey istemek beni alçaltıyor sanki.
  • çoğu insan yardım istemesini bilmez, bazen bir kız çocuğunun "baba, ne olur gel al beni götür buralardan, şehrin öte yakasına gidelim, kimse bizi görmesin, gün batımını izleyelim, beraber vakit geçirelim ne olur.." diye haykırdığını hayal ediyorum. hiç böyle bir şey olmuş mudur acaba, yoksa sadece romanlarda mı bu kadar doğal ve içten bir şekilde duygularını dile getirir insanlar. iç dünyasını saklayan ortalama insan görünümündeki evrimini tamamlayamamış soytarı gerçekten bu kadar korkak, bu kadar egosuna yenik bir maymun mudur?

    sanmam, insan, ortalama insan algısının gölgesinde gelişiyor çünkü ve biliyorum, eminim, orada bu cümleleri okuduğunda mutlu olan insanlar var.
  • 1-2 hafta önce bir hastanenin psikiyatri polikliniğinde, ilaç yazdırabilmek için sıramı bekliyorum. bir kadın ağlayarak polikliniğe girdi, "çok kötüyüm, beni hastaneye yatırın" feryatlarıyla yardım istiyor. oturttular kadını bir yere, biraz beklemesini söylediler.

    kadın yardım çağrılarını farklı cümlelerle yineliyor, insanlar tepkisizliklerini korurken kaçamak bakışlarla sorununun ne olduğunu anlamaya çalışıyor, yanındaki kocası olduğunu tahmin ettiğim adam bile kadını sakinleştirmek için tek cümle kurmuyor.

    kadının kulağıma çarpan son yardım çağrısı çok çarpıcıydı: "ölü gibiyim, hiçbir şey hissetmiyorum." bu cümle, elbette ölü gibi ve hislerini yitirmiş bir insanın cümlesi değildi. diri, dipdiri, acı çeken fakat acılarının dinmesi için çevresinde ona hiçbir yardım edemeyecek yığınla hastadan bile medet uman birinin çığlığıydı.

    bu kadının, şu an çok daha iyi durumda olduğuna eminim. belki o sabahki çaresizliği hatırında bile değil.

    yardım istemeyi beceremeyen ben ve benzerim milyonlarsa, karanlığa fısıldamaktan bile korkarlar.
  • bak insanlardan yardım istediğinde ve onlar reddettiğinde bunun bazı haklı sebepleri olabilir ya da seni başından savmış da olabilir
    ama eğer ki sen bazı haklı sebeplerin var olma ihtimalini sıfıra indirirsen karşındaki kişi haksızlığa uğramış olur
    ve bir gün o haklı sebepleri olan arkadaşın senden yardım dilerse ve sen de ondan intikam almaya çalışırsan-bu intikam "çoğunlukla" haksızdır- tek yaptığın şey karşındakini arkadaşlarını sömürüyormuş hissi vermek-ki o arkadaş sana daha önce bayağı bir yardım etmişti- ve yok yere sinirlerini bozmak olur.
    olaya farklı bir açıdan bakmak gerekirse bir kişi yardımını elbette reddedebilir. keyfi yoktur veya kendini iyi hissetmiyordur. bu durumdaki insanları da yardım etmedikleri için suçlayamazsın. bu önceki cümledeki durumdaki insanlarla arandaki ilişkinin sağlamlığının turnosoludur. ancak karşı taraftan bu şekilde bir "itiraf" gelmediği sürece bu yönde yapacağın her tahmin tahminden öteye geçemeyecektir. elbette bunun bazı emareleri olabilir. konuyla hiç ilgilenmez vs. ama bu benim durumumda olduğu gibi konuyla alakalı hiçbir fikrinin olmadığı anlamına da pek ala gelebilir.
    işte bu durumda arkadaşa duyulan güven sorgulanır. senin bu testten geçtiğini söyleyemem. demek ki bana hiç güvenin yokmuş.
    konunun bir başka boyutuysa şu: neden bu konu sadece bugünle değerlendiriliyor? yani sanki daha önce ben hep yardım çağrılarını terslemişim gibi bunu da kesinkes bir şekilde terslenme olarak algılamak mutlak surette bir at gözlüğünün varlık belirtisidir.
    bu konuşmada yazılan birçok şey kısa vadede yapılan değerlendirmelerden oluşmakta zaten.
    şimdi gelelim fasulyenin faydalarına.
    şöyle düşünelim. bir kişi var. bu kişi bir inşaat ustası. diğeri de daha bir çırak. inşaat ustası çırağından inşaat demirlerini taşımasını istiyor. oysa çırak daha işte yeni. inşaat demirini sadece karşıdan görmüş. nasıl taşınacağını nereden bilsin? ustasına ben inşaat demirlerini bilmiyorum diyor. ustası çıkışıyor. sen ne tembel adamsın diyor. oysa çırak var gücüyle çalışıp ustasının daha önceki dileklerini yerine getirmişti.
    sonra bir gün çırak ustadan çimento karmak için yardım istiyor. usta sabah olanları unutmamış. utanmaz herif iki işi beceremiyor bir de yardım istiyor, anca gidersin diyor. çırak çimentoyu fazla sulandırıyor. ev 1 yıl içinde oturanların başına yıkılıyor. devlet olanlardan çırağı suçluyor. ona yardım etmeyen usta en ufak bir üzüntü duymuyor. ifadesinde kendisinin o sırada usta olmadığını söylüyor. çırak hapse giriyor. usta salınıyor. tabii bizim durumumuzda evlerin yerine kalpler yıkılıyor.
    tabii bu anekdottaki en önemli eleştiri kuşkusuz senin bir usta olmadığın. ancak sorumu çözebilecektin değil mi? o evi yıkılmaktan kurtarabilecektin, değil mi? evleri yıktın, kalpleri de yıktın, değil mi?
    ben şöyle düşünüyorum: bu olay benim için ayrıca bir sosyal deney oldu. yaşadığın ani bir kızgınlık hissi sende olağanca büyük bir tepkiye yol açtı. bu tepki üzerinde düşünülmemişti. oysa düşünülseydi karşı tarafın ufacık da olsa haklılık payının bulunduğu sonucuna ulaşılabilirdi. böyle olmadı, olamadı. durumun kritiğini yapmak, çamurda yuvarlanarak çamurdan arınmaya benziyor. ancak her çamurda yuvarlanıldığında çamurda bir daha yuvarlanmamak için deneyim kazanılıyor. hayat uzun bir yol. bazı yollar çamura çıkabilir. biz daha genciz. tecrübesiziz. çamura batmadan çamurda olduğumuzu fark edemiyoruz. ancak biraz deneyim kazanınca doğru yolu bulabiliriz. hele bir yaşlanalım da, ta sokağın başından çamur kokusunu içimize çekelim. o çamur kokusu değildir artık. deneyim kokusudur, yolunu bilmenin verdiği güvenin kokusudur.
    galiba ekleyebileceğim bir şey kalmadı. savunmam bu kadardır hakim bey!
  • kardeş meteliksizim bende bu aralar inan. okudum yazdıklarını inşallah kurturulsun bu illetten. gittin mi daha önce bilmiyorum ama amatem ler ücretsiz bildiğim kadarıyla. direk gidersen yardımcı olurlar.
    http://www.saglik.gov.tr/…59/amatem-merkezleri.html

    http://www.bagimliliktedavisi.org/

    bunlara acil bak.

    aile arkadaş vs filanda çekinme. herkesten yardım iste. bu tek başına cozecegin bi durum değil artık. birinin elinden mutlaka tut. kuruluncaya kadar da bırakma.
    askerde bi arkadaş vardi koğuşta bağımlı ondan biliyorum biraz biseyler.
    bide amatemler olmasa bile git polise ya da bi hastaneye yardım ederler. yeter ki kurtulmak iste bu illetten.

    (inan inanma) allah yardımcın olsun.
  • uçurumun kenarinda duran, yaşamak ile yaşayamamak arasinda çaresizce gidip gelen gencecik suser arkadasimiza ait kulak verilmesi gereken sessiz çagrı.

    bazen atılabilecek ufacık bir adim, karsi taraf icin kurtarici niteliktedir.

    bilgisi ve imkanı olanlar acilen ulaşmalı.

    edit: imla

    zorunlu edit: yapılan bir yardımı kıyas etmek de yeni bir şey zannımca. çocuk yaşta düştüğü durumdan kurtulup topluma karışmak isteyen birine edeceğiniz yardımı, siz kendi değer yargılarınıza göre başka bir yardımla pekala takas edebilirsiniz ama bu insanı bu zihniyetle yargılamaya kalkışmayın. zira hayat her şeye gebe!
  • mutsuz olan ama umutsuz olmayan kardesimizin yardim cigligi. umarim bu beladan bu an evvel kurtulur.
  • bence gundem olmasi gereken baslik budur. bi insan hayati kurtulacak, umarim sesini duyurabilirsin. keske o kadar maddi gucum olsaydi da yardim edebilseydim. sadece sans ve dua gonderebilirim.