şükela:  tümü | bugün
  • hsk başkanvekili mehmet yılmaza ait, karakter kısıtından dolayı özetle yazılan cümlenin tamamı, "`ilk derecede kadromuzun yüzde ellisi yaklaşık üç yıllık` kıdeme sahip, kıdemsiz bir kadro var elimizde ama başka çaremiz yoktu." kaynak

    fetö irtibatı nedeniyle yargıdan ihraç edilen 4 bin hakim savcı yerine 5 bine yakın yeni hakim savcı alındığı basından okumuştuk. bunların önemli kısmı ihtiyaca binaen biraz erkenden göreve başlatıldı.

    çevremdeki hukukçulardan duyuyorum, siz de duşmuşsunuzdur, ağır ceza mahkemelerinde bile çok genç yaşta hakimlerin olduğu söyleniyor. yeterli deneyime sahip olmayan hakim/savcıların kararları da haliyle pekçoğunu tatmin etmiyor.

    yargıya işi düşen hemen herkes öncelikle ilk derece mahkemelerinde yargılandığı için -hsk başkanvekilinin de dediği gibi- %50 tecrübesiz bir kadro tarafından yargılanacak.

    yargı zor bir dönemden geçiyor, allah cümlemize sabır versin.
  • hukuk fakültesini bitirenin direkt hakim olduğu bir sistemin sonucudur. hatta 15 temmuzdan sonra staj bile yapmadan 10 15 günlük mezunları kürsünün başına geçirdiler.

    hukuk fakültelerinde zaten uygulamaya dönük bir eğitim yok ve hepsi çok bocalıyor bu kıdemsiz hakimlerin. biz avukatlar illallah ettik artık çünkü en basit usulü, kuralı, kavramı, kanunu uygulayamıyorlar. müvekkillere kendimce kesin gözüyle baktığım bir davada bile valla her şey olabilir hakimler şu ara hiç olmayacak kararlar verebiliyor. demekten dilimizde tüy bitti. müvekkil en basit davada bile yüzde yüz haklıyken aleyhe kararla karşılaşıyor ve bu durum yüzünden avukata şüphe ile yaklaşıyor. hiç tebligat çıkarmadan dosyayı karara bağlayan hakim gördü bu gözler, duruşma usulünü bilmeyip avukatlardan yardım alarak duruşma tutanağı hazırlayan hakimler vardı. türkiye'de adaletin bu kadar tıkanma ve bitme noktasına gelmesinin biri de bu durum maalesef. hakime ve adalete güven kalmadı. en iyi hakimleri sosyal demokrat diye sürdüler, kendi piyon hakimlerini yerleştirdiler. hepsinde de bir hava bir kapris. adalet umurlarında bile değil, vicdanları yok. hepsi ben hakimim diye ego tatmin edip duruyor.

    acilen liyakat ile yerleştirilmeli hakimler, hakimlik sınavına baraj sınırı geri getirilmeli. mülakat denen 30 saniyelik sirk gösterisi ya ciddileşmeli ya da tamamen kalkmalı. torpili olmadığı için nice idealist ve vicdanlı hakimler elenirken, kıbrıs'ta üniversite bitirip sınavdan 60 65 alanlar hakim oluyor artık. meslekten soğuyor insan.
  • 40 yıllık hakim köksal şengün'ün bu konudaki görüşü de önemli; (...) "kendisinin 48 yaşında ağır ceza hâkimi olduğunu söylerken, yargıdaki ihraçlar sonrası ağır ceza mahkemelerindeki hâkimlerin yaş ortalamasının da düştüğü hatırlatıldığında “orada yeni bir hâkimin olması biraz zor. hem onu zor duruma sokar, manevi bir külfetin altına sokar, hem de sonuç nasıl olursa olsun, toplumu tatmin etmez. deneyim şart” diyor."

    öncesinde de şöyle demiş : "bir yığın kişiyi çıkarıp yeni hâkim ve savcılar aldılar. bunların çoğunu avukatlıktan gelme diye aldılar. kimi aldılar? bir partinin il genel meclisi üyesini, bir partinin başkan yardımcısını, belediye başkan vekilini. bunlar hep avukat tabii, avukat olmazsa olmaz. ve bunların hepsinin kökeninde siyaset var. siyaseti bıraktılar, hâkim ve savcı oldular” dedi." kaynak

    yargının halipürmelali böyle...
  • kıdemlerine bakmayın. donanım yahut bilgilerinden değil sırtlarını bir yerlere dayamış olmalarından mütevellit inanılmaz bir özgüvenleri var. bu özgüvenin bilgilerine, vicdanlarına ya da bizzat üstün kişisel niteliklerine dayandığını düşünmek saflık olur.

    bugün "fehim, müstakim ve emin, mekin ve metin" hakimi bu ülkede bulmak çok çok zor. mecelle'deki tanım türk yargı tarihinde safça bir temenni olmaktan öteye geçmemiştir.

    benzeri durumu fetullahçıların yargıya hakim oldukları dönemde de görmüştük. her yerde iltimas olur yargıda olmaz, olmamalı!. adalet dilenen, dilenmek zorunda bırakılan vatandaşa yazık.